Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '15

 
Kategori
Güncel
 

Karanfilleri öldürmeyin; güller dalında kalsın, lütfedin!

Şehitler düşüyor günümüze her gün; bir iç sıkışması, bir kara bulut sarıyor etrafını... Ödeyemediğin kredi kartı borcunun, çocuğuna alamadığın etin, sütün üzüntüsü kayıyor bir yerlere; utanıp saklanıyor...

Umut dediğin neydi; özellikle okumuyorum şehitlerin geride bıraktıklarını, içim parçalanıyor, ancak yine de göz değiyor bir yere, artık ne denk gelirse...

Bir minik bebek ilişiyor gözüne ya da terhisine bir-iki gün kalmış askerin sevdiğine yazdığı mesaj: “Az kaldı kavuşmamıza...”

Umutlarımız kaçtı!...

Kimin suçlu olduğunu bilememekten feleğimiz şaştı!

******

Hangi sosyologlar bir araya gelip de bir vatan nasıl bölünür diye etüt yapıp, hazırladıkları projeye ok verilip, uygulamaya konulduysa alkışlamak gerek azizim, adamlar becermişler! Ne kadar para aldılarsa, hak etmişler! “Helal” sertifikası verilse yeridir!...

Bizimkilerin işi olamaz; saray entrikaları ünlü olsa da o entrikaları bire-bir uygulayanlar ancak günü kurtaracak çözümleri buluyorlar ki artık öyle alıştık ki o entrikalara, her şeyin altında bir fesatlık arar olduk!

Hepsi Amerika’nın oyunu denmesine de karşıyım; arkadaş, düz yolda yürü, oyuna gelme!

******

Yüzü Batı’ya dönük bir cumhuriyetken Ortadoğu’nun bilindik ülkelerinden biri haline geldik. “Hoşgeldiniz!” diye pankart açanlar var ama hala “Hoşgelmedik” diye direnenler var; kafalarına balyoz, tazyikli su, “hükümete ihanet” gibi yapıştırma suçlar falan indirilmişti lakin hala ses veriyor, namussuzlar!

(Namussuzluğun da değerli bir paye olduğunu yeni öğrenmiş değiliz; “Gavur” yapıştırmasını, bakınız “yakıştırmasını” demiyorum, İzmir gururla taşıyor!)

******

Velhasıl şekerim, canın ne kadar yanarsa yansın, için ne kadar parçalanırsa parçalansın...” Umut”, “Huzur”, “Saygı”, “Sevgi” neydi diye umutmaya yüz tutsan da içinde bir yerlerde; yani ister beyninde, ister yüreğinde... Ya da genlerinde... Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk varsa... Tutunacak bir dal bulursun!

******

Yapılan seçimin sonuçlarını beğenmeyen şahsiyet “yenilen pehlivan güreşe doymazmış” atasözünü doğrularcasına yine seçim istiyor.

(Yalnız bakın, bu atasözü kesin doğru! Kendimden biliyorum: Kafa dağıtmak için oynadığım bir oyun var, bir yerinde takıldım, geçemiyorum! Geçemedikçe delleniyor, kafayı kırıyorum! Taktım yani bi kere...)

Koalisyon ilk etapta kurulmalıydı: CHP, MHP, HDP.

Olmadı!

Bundan sonraki görüşmelerin uzatmalardan farkı yok.

En kalın kırmızı çizgi cumhurbaşkanı!

Ayol, en üstte olan kişi zaten yüzlerce korumayla dolanıyorken bir de en kırmızısından şeritlerle neden çevrelenmek istensin?

Hah işte! Yoksa ne vatan ne millet; AKP’nin derdi belli!

******

Valla; geriye tek çözüm kalıyor, eğer ki başkanlık sistemi ile  ille de tek adamken iyice tek adam olayım derdinde olana “Osmanlı değil, Türkiye Cumhuriyeti burası” demenin artık tek yolu, belli ki, yeni seçim.

Ahh, o seçime harcanan paralar bizlerin vergilerinden karşılanıyor, oysa bizler aç-açık yaşıyoruz falan demenin de şu saatte bir faydası yok! (Hoş, zaten istediğimiz kadar çığıralım, yırtınalım, duyan da yok! Bakınız: 3-5 yıl önceki durumlar)...

******

AKP ve MHP’nin kırmızı çizgilerinin ne yapılsa aşılamayacağı ortadayken hiç vakit kaybetmeden CHP, DSP, Anadolu, İşçi Partisi ve diğerleri, bir birleşin artık yaa!

Hangi çizginiz cumhurbaşkanının kırmızı çizgisi kadar kalın, aşılmazdır?

Karanfilleri öldürmeyin; güller dalında kalsın, lütfedin!

Bi zahmet; azıcık feragat edin...

Bi Mustafa Kemal Atatürk’ten feyz alın...

Lütfen değil, zorundasınız artık!

Zira bizler maddi sıkıntılarla boğuşurken ülke nasıl refaha çıkar diye düşünmekten, çözüm üretmekten ve bilemediğimiz bir şeyler sonucunda hep hüsrana uğramaktan fena halde yorulduk!

Bir silkinip de kendinize gelmenin tam da vaktidir; yoksa seçmen dediğiniz, tüm partiler için geçerlidir, her gün üçer-beşer şehit olup gidiyor!...

Sizin kırmız çizgileriniz şehitlerin üzerlerine örtülen kırmızı-beyaz Türk Bayrağı ile ebediyete uğurlanıyor; kırmızılığından o bayrak utanıyor!

O; gencecik insanların kanı bizleri paramparça ederken sizleri de boğuyor!

Bir ince fikir, bir ortak ruh... Biraz merhamet, biraz izan... Cesaret ve özgüven... Sevgi, saygı... Biraz Nazım’dan şiir...

Ahmed Arif’den de olabilir...

Birinin kırmızı çizgileri etkilenmez de, sizlerin de mi etkilenmez?

Eee yani...

Bir kulak... Bir ses...

Yoruluyor bu nefes...

 

https://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

SAHAFÇA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İstedikleri zaman o ses o nefes öyle bir patlıyor ki, kulaklarımız sağır olana kadar bozuk plak gibi de döndürüp duruyor kanallar. Akıl almıyor ne yapmak istiyorlar? Bu dünya han, bizler de yolcu iken daha başka ne denilir!?...

SAHAFÇA 
 20.08.2015 23:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1278
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster