Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
418
 

Karanlığın elleri..

Uğur Mumcu anısına...

Ankara ya ılık ılık kar yağıyordu... Karla karışık hüzün yağıyordu da, bundan henüz kimsenin haberi yoktu. Güzel ülkem olacaklardan habersiz, umarsız uyuyordu. Ölümün kara süvarileriydi tek uyumayan. Onlar pusudaydı, bekliyordu.

Karanlığın sinsi ve kocaman elleri, hazırladığı, can alma düzeneğini "O" nun arabasına, ustaca yerleştiriyordu. Ankara ya kar; beyaz umuduyla, karanlığa inat yağıyordu. Az sonra olacaklardan haberi olsaydı karın; o düzeneği yerleştirenleri buz elleri ve kör edici beyaz ışığıyla boğardı.

Ülkemin aydınlık yüzü eşiyle beraber, bir dostunu ziyarete, hastaneye gidecekti o gün. Arabasını, her zamanki yeri dolu olduğundan, başkaca bir yere parketmişti. Biraz ötedeydi. Eşinden önce çıkıp, arabasına yürüdü, soğuk bir Ankara sabahında. Arabasına yaklaştığında, anahtarlarını çıkardı cebinden, eğildi reno marka arabanın kapısına. Kimi rivayete göre bindi, kimine göre henüz kapıyı açmıştı... Ne farkederdi ki!

Keşke... Zaman durabilseydi o an! Ama olmadı... Duramadı... Ve...

Ve Karlı sokak, sinsi ve lanetli bir güne uyandı. Fütursuz bir gürültüyle sallandı. Sallandı Karlı sokak, yiğit kaleminin gidişiyle. Sallandı ve uyandı... Heryere ülkemin aydınlık yüzünün, can kırıkları saçıldı. Ve aydınlığa, karanlık gölgeler gibi düştü, kırmızı kan ateşi... Ama Aydınlık Yüz ün canı acımadı, yanmadı, karanlığın düşündüğü kadar."O" nun tek yandığı; daha söyleyecek sözü, yazacakları, avaz avaz bağıracakları olmasıydı. "O"na göre bazı şeyler yarım kalmıştı. Ama inanıyordu yine de gülümseyen yüzüyle, kendinden sonra gelecek nesile..

Aslında o da , eşi de biliyor ve bekliyorlardı bu davetsiz ölümü. Uzun zamandır tehditler alıyordu. Ama korkarak da yaşanmazdı ki! Ölümü bekleyerek öylece, çaresiz.. Bu ona göre değildi. Susmayı çağın suçu olarak görüyor ve " Cesur bir kere, korkak bin kere ölür!" diyordu. Bu nedenle araştırmalarına devam etmiş, bulduğu herşeyi yazmıştı. Susmamıştı, onu susturamayacaklardı!

Aydınlığın yüzü susturulmadan, karanlık rahat bulamayacaktı, anlamıştı... Anlamıştı ki; bu güzel yürekler attıkça, ülkeyi karartamayacaktı. Hainler korkuyordu çünkü aydınlığın, saf ve şeffaf ışığından. Bu göz alıcı aydınlık, kamaştırıyordu gözlerini ve onları kör ediyordu. Ve istemiyorlardı tüm sırlarının, aydınlıkta, çırılçıplak ortaya çıkmasını. İstemiyorlardı kimsenin; onların adi ve sinsice oyunlarını anlamasını. Çürümüşlükleri ile kokutmak istiyorlardı, güzel ülkemi ve insanlarımı.. Bu yüzden kurmuşlardı; aydınlık yüzlerin ve güzel yüreklerin ardısıra susturulması planını... Tarihin her döneminde, yok edilmek istenen ülkelerde olduğu gibi:

Karıştır, böl, parçala ve yok et... Bu onlardan istenmişti. Ve artık onlarında önlenemez isteğiydi.. Bu uğurda kardeş kardeşe kırdırılmış, katliamlar yapılmış, insanların beyni yıkanmış ve ülke çok kez karıştırılmıştı. Karanlıktı onlar.. Paraya, uyuşturucuya, silaha tutsaktılar. Bu: karanlıktaki bencil yüzleriydi.. Bu tutsaklık, onların yıkanmış beyinlerindeki karanlık ve bencil özgürlüğün bedeliydi. Bu yapılanlarsa: büyük güçlerin, büyük hesaplarla, küçük insanlara yaptırdığı kendini bilmezliklerdi.. Şeytani kötülüklerle harmanlanmış, çıkar ilişkileriydi.

Güzel ülkeme o gün, ölümle karışık utanç yağmıştı gökyüzünden.. Ama aslında iyi bilinen canilerin elinden. Ankara soğuk bir tatil sabahına, inadına ılık yağan karla uyandığında, aydınlığın temiz yüzünü yollamıştı, aynı sonu paylaşan meslektaşlarının, ülkemin failini meçhul bıraktığı cinayetlere kurban verdiği, aydınlarının yanına.

Şimdi...
Ey insan!
Gözünü aç ve GÖR!
Zihnini aç ve DÜŞÜN!
Yüreğini aç ve KONUŞ!
Susma! Yüreğini, kalemini, dilini susturma!
Susturanlara boyun eğme!.. Olanları unutma, unutturma!
Ve düşün;
Unutursak, hatırlamazsak olanları, konuşmazsak, duyurmazsak, olacakları düşün bir kez daha!
O zaman belki de; zaten düşünecek hiçbirşeyin kalmayacak!!!

"O" ülkemin aydınlık yüzlerinden biriydi. Gazeteciydi, hukukçuydu, araştırmacıydı, babaydı, evlattı, kocaydı, insandı... Ve en önemlisi; susmayan yüreğinde, sevgi, en kocaman yere sahipti..

Ve onu en iyi anlatan, yine kendi sözleri:

"Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben anti-emperyalistim. Ben özgürlükçüyüm. Ben bağımsız Türkiye den yanayım. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın... HER YANIMDAN BENİM GİBİLER, BENİ AŞANLAR ÇIKACAKTIR!!!"

"O" nun, aydınlık yüreğinin, güzel düşüncelerinin, inatçı vatanseverliğinin, yılmazlığının ve insanlığının karşısında; özlem ve saygıyla eğiliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ülkemizde faşizm hiç bitmiyor. hesap sorulamıyor ne yazıkki. hep bir alacakaranlığın içinde oradan oraya savruluyoruz.

seringel 
 25.01.2009 18:18
Cevap :
Haklısın.Karanlıkla işbirliği içindeki faşizan kasırga, tüm dünyayı olduğu gibi, bizi de savuruyor öylece.En önemli iki unsur onlarda.Güç ve para..Ama şimdilik!Ben ümitli olmak istiyorum, tüm inatçılığımla ve hıncımla..Sevgiler..  26.01.2009 22:44
 

Seviyorum senin anlatımını. Tüm duygularını katıyorsun, o kadar güzel anlatıyorsun ki, hüznüm artıyor, nefretim pekleşiyor. Her yanından, senin gibi insanlar çıkıyor, gerçekten. Sevgiyle kal.

SINIR 
 24.01.2009 23:27
Cevap :
Sizler gibi; blogta ve yazmakta deneyimli, (yaşça değilse de) yazın tecrübesi olarak büyük arkadaşlarımın beğenisini bilmek,duymak beni nasıl sevindiriyor inanamazsın..Güzel sözlerin için teşekkür ediyorum arkadaşım ve sana kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.  25.01.2009 18:39
 

Ozan diyorki: 'Sağ iken gelmedin de, öldüm yasıma mı geldin...' Onu sonsuzluğua uğurlayan yüzbinlerin oluşturduğu denizden bir damlaydım... Lise yıllarımda okumaya başladım onu. O ebediyete göçtüğünde üniversiteyi bitirmiştim. M.Ali Brantların TRT de yaptığı yolsuzluğu bile belgelemişti. Onu her gördüğmde, yandan yandan demokrisiyi AB yi anlattığında, içimden gülüyorum. Uğur Mumcunun yolu açık ve netti. Mustafa Kemali özümsemiş, tam bağımsızlıkçı bir sosyalistti. Bu gün, Cumhuriyeti kuşatan tüm kanser hücrelerine: Şeriatçılara, bölücülere ve liboşlara ta.. o günlerden başlattığı mücadelesiyle, vatanın hamuruna maya kattı. Yazın da çok güzeldi. Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 24.01.2009 10:48
Cevap :
Onu ilk okuduğumda, aslında çok çocuk bakıyormuşum hayata,ne kadar yaşımdan olgun olsamda..Fakat büyüdükçe, anladıkça olan biteni, etrafta neler oluyormuş diye meraklandığımda,en iyi yol göstericilerden diye düşündüm onun için.Her haliyle örnek bir duruşu vardı çünkü.Güvenilir bir insan,gazeteci,tam bir Atatürkçü..Ondan hala çok şey öğreniyorum ben,ondan ve geride bıraktıklarından.Yorumunda eklediklerin için de teşekkürler.Sevgi,saygı benden efendim..Bu arada, şu karakız olayına da çok ısındım yahu. :)  25.01.2009 18:54
 

ekilir ekin geliriz ezilir un geliriz bir gider bin geliriz beni vurmak kurtuluş mu kör olasın demiyorum kör olma da gör beni

Yapukay 
 23.01.2009 21:02
Cevap :
İsimsiz korkuları katmadım yüreğime../ Bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne.. (Aslında yanıtladığımı sanıyor,merak ediyordum yanıtım nerde diye..Yanılmışım,geç cevapladığım için bağışlayınız.)Teşekkürler ediyorum..  26.01.2009 23:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1617
Kayıt tarihi
: 26.10.08
 
 

Aşka aşığım ben. Ve hayata ve yaşamaya, doyasıya. Hüzünlerimi de, elimdeki güzelliklerin farkına var..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster