Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

13 Ağustos '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
75
 

Karanlığın Öte Yüzü

Karanlığın Öte Yüzü
 

Şehrin üstüne bir perde gibi örtüldükçe, şehrin silueti de uzaktan uzağa görülüyor. Karanlık yavaş yavaş bastırıyor.  Sokak lambaları ışıyana dek kedilerin gözleri ışıtıyor sokakları. Birden sokaklar doluyor, naralar işitiliyor. Gündüz söylenmeyen kelimeler, karanlıkları delerek ilerliyor.  Korkaklar, tüm cesaretlerini toplayarak külhanbeyi kesiliyorlar, kelimeler üst perdeden çarpıp geri dönüyor. Muhatapları olmayınca ardı ardına diziliyor cümleleri. Ne kadar korkuları varsa birer birer dökülüyor eteklerinden. 

Gece kime anlatsan derdini, “Haklısın” diye sıvazlar sırtını. Biraz karanlık, biraz da çakırkeyif yüzüyle.  Şafak doğana dek herkes haklıdır.  Karanlıkta hesap görülmez zaten.  Kimileri, bülbül kesilir geceleri. Onlar geceden değil de gündüzden korkarlar.  Akşamın, ıssız ve yalnız menüsü tüm lezzetiyle ıslatır damaklarını. İştahla girişirler gündüz bulamadıkları ne varsa.  Bir parça aklanmak, bir parça da seslenmektir amaçları. Ayyuka kadar yükselir ritmini tutturamamış tınıları.

Sokak çocukları da kapanır karanlıklara. Karanlığın o serin yüzü sarmalar anne kucağı niyetine. Önce korkuyla beslenir, sonra alışırlar karanlığa. İnsan bir kez alışmaya görsün, beyaz çarşaflara sarıp sarmalasan dahi özlemini duyar bazı şeylerin. Sıcak bir dokunuş mesela. Elle değil, yürekle olanından. Olmadı mı gündüz niyetine kuşanırlar önüne ne geliyorsa. Artık her şey aydınlanmıştır, havanın seyri hükümsüzdür.

Göstermelik sevgiler, görünmez karanlıkta. Zaten karanlıkta hiçbir şey iyi görünmez. O yüzden dürüstlük girmiştir, gecenin kanına. Son lafını söylersin, nice sonları gecenin karanlığında biçersin, egolarını şaha kaldırıp, yanında olmayanları inim inim inletirsin nazarında. Her şey yok olur, sabahın ilk ışıklarında. O yüzden kördür, sağırdır karanlıklar. Bir de zifiriyse rengi nice sırlar saklar içinde.

Bir ayyaşın kendine ait olmayan naraları gibi durağanlaşır hayat. Birisi susar, birileri konuşur. Hiçbirinin birbirini dinlemek gibi niyeti de yoktur. Herkes birbirinin değil, gündüz söyleyemediklerinin peşindedir. Gül satan kadın, korkakça yanaşır sokak aralarına. Mendil satan çocuk serdiği kutuların üzerinde uyumuştur. Anne yüreği dayanamaz da yeleğini sırtına örtü verir. Gül satar durmadan, düşlerine kavuşmak pahasına. 

Düşler en çok gecelerde büyür. Gül satan kadın da, mendil satan çocuk ta bunu iyi bilir. İyi bir gece, güzel bir gündüzü vaat eder. Büyük mekanlara sırtını dayamak kıdemlilerin işidir oysa. Onlar, karanlıklara leke sürenlerdir. Kendilerine ekmek yoktur buralarda. Yine de umut dünyası işte. Beklerler ki birileri gelsin, tüm gülleri ya da mendilleri alsın. Oysa gecenin en cömertleri sarhoşlardır. Onlar naraları gibi ceplerindekileri son bozuklukları da fırlatırlar, yazı tura niyetine.

Karanlığın öte yüzü, kimilerini haklar, kimi hikayeleri dostça saklar. Sabahın ilik ışınları değerken emanetlerini devretmenin vakurluğuyla karanlık, aydınlığa çevirir soğuk yüzünü. Kadın gider, çocuk gider, karanlığı mekan sayanlar ürkek ve çekingen bir edayla, bilinmezlik masalına doğru yol alırlar.

 

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 338
Toplam yorum
: 855
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

İşletme Fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Kitap oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster