Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '21

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
90
 

Karanlık Bin Yıl

Türkiye hele de Anadolu nedir? Türkiye’deki Türklerin ve diğer halkların durumları nedir ve neden sürekli bir kimlik bunalımı, bir demokrasi bunalımı yaşanmakta sürekli askeri darbelerle kesintiye uğramıştır.

Osmanlı İmparatorluğu diğer imparatorluklarla eşzamanlı olarak sahneden çekilmiş dünyada imparatorluk namına kalan tek imparatorluk İngiliz krallığı olmuştur ki “1. Dünya Savaşından” sonra da krallık olarak halen yaşamakta yaşatılmaktadır.

Dünya nizamını, dünyadaki kuralları düzenleyen Amerika ile birlikte uzun ve yüzyıldan fazla bir zaman zarfında hâkimiyeti olan İngiltere kurduğu hâkimiyet ile dünyada halen lider ülkelerden biridir. Ülkemizde ve bölgemizde 19. Yüzyıldan itibaren okulları ile var olan söz konusu iki devlet, Anadolu’nun her yanına yayılmış okulları ile kısa zamanda binlerce okula ulaşarak bu konuda ulaşılması güç bir başarıya imza atmışlardır. Neticede Osmanlı’nın Anadolu’da öyle yaygın eğitim kurumları yoktu. Zenginler de çocuklarını merkezi yerlerde bulunan şehirlerde okutuyor ya da özellikle Osmanlı’nın son zamanlarında tıpkı bugünlerde olduğu gibi seçkinler çocuklarını Amerikalı, İngiliz ve hatta Fransız okullarına vermek için yarışıyorlardı. Günümüzle ne alakası var denilebilir, o zamanlar çocuklarını gayrimüslim okullarına gönderebilenler şimdilerde çocuklarını eğitim için Amerika ve İngiltere haricinde yine bir şekilde Batı’ya gönderiyorlar ki birçok ailenin eğilimi bu yönde olduğu gibi durumu yeterince iyi olmayanlar da aynı şekilde bir burs kapma ve ülkeden kaçma hayalinde değiller mi?

Yaratılan eksiklik duygusunun kökeninde kültürel eksiklik yoksunluk hissinin yattığı açık, bazı kurumlarda bir üst kademede yönetici olabilmenin şartlarından biri söz konusu egemen ülkelerde eğitim alma şartı olması alenen açıklanmasa da böyle bir gerçeğin hayatın merkezinde olduğunu düşünen herkes nedenleriyle bulabilir ancak bizde düşünmek denince yaratılan sanal düşmanı suçlamakla eşdeğer bir davranış olmakla beraber ülke karşısına yerleştirilen sözde düşman devletler, Yunanistan, Ermenistan gibi kendilerinin de son derece özgül ağırlığı dünya ölçeğinden bakıldığında komik ötesi olan ve kesinlikle maşa devletlerdir ki bunlara ilave olarak iç dinamikler tetiklenmek suretiyle ASALA’nın yerine yaratılan PKK sözde bir Kürt Hareketi olarak desteği egemen devletler dediğimiz ülkelerden ve o ülkelerin istihbarat birimlerinden aldıkları emirlerle hayatta kalabildiklerini esas amaçlarının ise patronun işçisi olarak görevlerini ifa ettikleri gereceğidir ki burada ve her yerde genel ve geçerli kural olan altını olan kuralı koyara ilave olarak patron ne isterse o üretim hayata geçer gerçeğidir ki bu hayatın gerçekleri dikkate alındığında son derece gerçek ve pozitif verilerle desteklenen ve kolaylıkla da kanıtlanabilecek bir gerçektir ve yüzyıldır tüm çıplaklığıyla karşımızda durmaktadır.

Kendi içinde son derece yamalı bohça gibi görünen ve yüzyıllardır karşıtlık kültürü ile idare edilen “bu bölgeye ait gerçekçi fikirlerin bizim hayatımızda hiç mi yeri yoktur” denilerek itiraz edilebilir. İtiraz edenlerin ortaya sürecekleri en büyük fikir ise elbette dindir ki din bu bölgede yıllardır savaş ve çatışma sebebi olmasının yanında içinde sürekli parçalanmalar yaşayan ve bu parçalanmaları bizzat yukarıda adlarını saydığım ülkelerin istihbarat birimlerinin desteği ve medya kanallarında şişirdikleri bizzat efsanelerden ibaret baloncuklardır ki zaman zaman bu konuda açıklama yapmaktan geri durmayan egemenler hiçbir şekilde doğu uluslarının (Ortadoğu) uyanmayacağından çok emin olmaları gerekir ki bu denli rahat açıklama yapmakta bir beis görmüyorlar…Belli ki uyuyan toplumlara kendi imalatları olan özel uyku ilaçları içirilmiş olsa gerek. Yoksa bu kadar rahat açıklama yapamaz, 1979 yılında olduğu gibi İran’da devrim yaptırıp,  arkasından Humeyni’yi Paris’ten uçağa bindirip bu hareketin başına koymazlardı. Elbette mevzuu sadece İran değildir. Bu bölgede yüzlerce yıllık planlı çalışmalarının ürünlerini toplayan egemenler bu kazanç kapısından mahrum kalmak istemezler. Kardeşin kardeşinin gözünü bir avuç toprak için oyduğu kesinlikle çıkarlarına sahip çıktığı göz önünde bulundurulduğunda, devletlerin en stratejik kurumlarının başka ülkelerin sözde şirketlerinin eline geçmesi açıklanması düz mantık felsefesi açısından daha fazla zor ve açıklanabilir bir durum değildir.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2250
Toplam yorum
: 321
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster