Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
317
 

Kararlı (Neticesiz) Toplantılar

Kararlı (Neticesiz) Toplantılar
 

Bu kaçıncı toplantı! "Genişletilmiş Irak'a Komşu Ülkeler Toplantısı" İstanbul'da başladı. Şimdiye kadar yapılan toplantıların neticesi olarak bir değerlendirme yapıldıysa bunun sonucu kamuoyuna açıklanmalıdır.

Bu toplantıların yenileri düzenlenirken acaba sorunlar artıyor mu ? Bir önceki toplantıya göre daha az sorun mu gündeme geliyor, yoksa gittikçe içinden çıkılmaz sorunlar yumağı mı oluşuyor. ? Yoksa aile fotoğrafı hevesinden mi toplanılıyor. Ama öyle de olsa Rice da fotoğrafa katılmamazlık etmezdi.

Bu defa ki Toplantı Irak değil de sanki PKK sorunu toplantısı gibi, Haber fotoğraf manşetide bunu göstermektedir. Zaten bir ara bu toplantılar Türkiye'den kaçırılır olmuştu. Komşu ülkeler dışişleri bakanları toplantısı Türkiye'nin önerisi ile oluşmuş bir platform olmasına rağmen Mısır'a kaydırmışlardı.

Bu defa sorun terör olunca ve Türkiye Irak ilişkileri demogoji sarmalında büyüyünce Türkiye hem ev sahibi hem sorun sahibi durumunda olarak toplantı yeri daha bir anlam kazanmaktadır. Bu toplantının gündemini de PKK oluşturacağa benzer.

Toplantıya kimler katılıyor ? Genişletilmiş Irak'a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Toplantısı, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, İran Dışişleri Bakanı Manuçer Mutteki, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ve çok sayıda ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla bugün Çırağan Sarayı'nda yapıldı.

Bu toplantıya gelinen süreçte son aylardaki Irak'tan yansıyan hava flu bir durumdaydı.

Irak bölgesel yönetimi sözcüleri ve Talabani'nin konuşmalarından ve demeçlerinden istikrarlı bir fikir çıkarmak mümkün değil. Bahar havası deniz iklimi gibi akşamdan sabaha- sabahtan akşama değişik yorumlar içeren sözler beyan etmektedirler. Bir dedikleri diğerini tutmuyor. Bu politika kurdu olduklarından mı kaynaklanıyor, yoksa doğal davranış alışkanlıklarımı böyle, anlaşılmıyor.

Irak Başbakanı'nın toplantıda ki söylem havası olumlu olmakla beraber diğer ülkesi yöneticilerine ne kadar söz geçirebiliyor bundan sonra bu izleme yinelenecek. Toplantıdan yansıdığı kadarıyla; "Genişletilmiş Irak’a komşu ülkeler dışişleri bakanları toplantısının sonuç bildirisi üzerinde uzlaşmaya varıldığı ve Türkiye’nin istediği yönde Irak topraklarının terör amaçlı kullanılmaması hususlarına yer verildiği öğrenildi."

Sınır ötesi operasyon gereğinde, operasyonun kapsamı ve hedefi konularında açıklık sağlandığı bir nevi Irak'a garanti verildiği havası var.

"Babacan'ın ikili görüşmelerde Türkiye'nin olası bir operasyonunun "işgal" (invasion) olarak değil, sadece giriş ve temizleme amaçlı bir hücum (incursion) niteliğinde olduğunu söyledi."

"Katılımcı bakanların bildiri üzerinde uzlaşma sağladığı ve böylelikle Mısır’ın Şarm El Şeyh kentindeki ilk genişletilmiş toplantının aksine, bildiri üzerinde çok fazla görüş ayrılığı ve tartışma olmadığı öğrenildi."

"Bildiride, Türkiye’nin özellikle çok hassas olduğu terör konusuna vurgu yapılırken, genel hatlarıyla Irak topraklarının terör amaçlı kullanılmaması, terör kaynaklarının kurutulması, finans yollarının engellenmesi, Irak’a yönelik veya Irak’tan gelen silah geçişlerinin önlenmesi, sınırların kontrol altına alınması gibi hususlara yer veriliyor."
Katılımcı bakanların her zaman ki gibi "terörün her türlüsünü kınadıkları bildiride, Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliği ile egemenliği ve bağımsızlığının korunması gerektiğine de dikkat çekiliyor."

http://www.milliyet.com.tr/2007/11/03/son/sonsiy10.asp

Başbakan R.T.Erdoğan bu toplantıda ıstikrar ve iyiniyet mesajlarını yinelemiş; "Irak halkı bizim için azizdir, kıymetlidir. Biz Türkiye olarak kendimizi Irak halkının kardeşi ve akrabası olarak görmekteyiz. Irak halkının mutluluğu, bizim mutluluğumuz, acısı bizim acımızdır. Yüzyıllar boyunca omuz omuza yaşadığımız, ortak bir tarihi, ortak bir kültürü, ortak inançları paylaştığımız Irak halkıyla geçmişte olduğu gibi gelecekte de dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz." diyerek, büyük ağabey devlet mütevaziliğini göstermiştir.

Anlaşılan o ki Irak Başbakanı terörün acısını bilmiyor gibi, Bağdat'ta patlayan bombaların sesinden de rahatsın olmamış olacak ki terörün önlenmesi nasıl diyalogla çözülecekse; Nuri El Maliki : "Irak’ın terörle mücadelede işbirliği yapacağını belirterek, diyaloğun silah ve güç yerine kullanılmasını istediklerini söyledi."

Önceki toplantılara atıfta bulunarak Irak'ta bir gelişme olduğu imajını çizmeye çalışarak, konuşmuş olan Maliki, "Genişletilmiş Irak’a Komşu Ülkeler Toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Irak’ın tehlikeli dönemini aştığını, zor durumundan kurtulduğunu ve bugün daha güçlü olduğunu ifade ederek, özellikle terörizmle mücadeleye karşı önemli adımlar atıldığını belirtti.
Irak’ın, Şarm El Şeyh’teki toplantıdan sonra olumlu gelişmişlere sahne olduğunu kaydeden Maliki, ulusal hükümet kurulduktan sonra silahlı kuvvetleri oluşturmak için çok çaba harcadıklarını, böylece ülkenin genelinde güvenliği sağlamayı hedeflediklerini söyledi." Yani bu durumda Türkiyeye yönelik terörün önlenmesinin üstesinden geleceklerinimi söylamak istiyor, bunu önümüzdeki günler gösterecek.

Bu toplantıda açık ifadeler kullanan Irak Başbakanı Maliki, "Türkiye’nin PKK tarafından canice bazı tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu" belirterek "Terörle mücadelede işbirliği içine gireceklerini, böylece Türk ve Irak halkının teröre maruz kalmasını önleyeceklerini ifade eden Maliki, tehlikenin boyutunu ve bunun Türk halkına etkisini bildiklerini söyledi. Irak’ta tüm PKK bürolarının kapatılacağını ilan ettiklerini hatırlatan Maliki, bu çerçevede sıkı tedbirler aldıklarını, bu örgüte kolaylık sağlanmasını önleyeceklerini kaydetti. Maliki, havaalanlarında, sınırlarda ve örgüt üyelerinin bulundukları bölgeleri izleyeceklerini ifade ederek, Irak topraklarının hiçbir şekilde komşu ülkelere saldırı alanı olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerin belirtti."

Önlem olarak somut cümlesi ise şöyle: "Diyaloğun silah ve güç yerine kullanılması istiyoruz"

"Bu toplantıda öne çıkan özet başlıklar:

Maliki: Terörle mücadelede işbirliği yapacağız
BM Genel Sekreteri Ban: BM Irak'ta daha çok rol oynayacak
Türkiye, ABD, Irak üçlü görüşmesi sona erdi...
Sonuç bildirisi üzerinde dün akşam uzlaşmaya varıldığı bildirildi"

Yukarıda belirtilen iyiniyet konuşmasıyla Başbakanımız Sayın Erdoğan, Kucaklayıcı konuşmasını, toplantı havasına yansıtmak amacıyla olsa gerek, iyi niyetle inanır görüntüsü sergilemiştir. Ve konuşmasında:

"Bütün olumsuz şartlara rağmen, Irak ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler gelişmiş, Irak hükümetine yaptığımız maddi, ayni ve eğitim yardımları düzenli bir şekilde artırılmış, Türk iş adamları Irak’ta yatırım yapmaya özendirilmiştir. Aynı şekilde Irak toplumunu temsil eden tüm siyasi aktörler, siyasi uzlaşma sürecine katılmaları için cesaretlendirilmiştir. Türkiye’nin Irak merkezi yönetimine ve Irak halkına elinden gelen tüm katkıyı yapmakta olduğunu burada bir kez daha ifade etmekten mutluluk duyuyorum." Başbakan Erdoğan konuşmasına devamla; "Şunu da özellikle ifade etmek isterim: Irak’taki durumun iyileştirilmesi, güvenlik şartlarının olumluya dönmesi, siyasi uzlaşı ve yeniden yapılanma gibi hayati konuların başarılması, temelde Irak yönetiminin bir sorumluluğudur. Komşu ülkelere, uluslararası camiaya düşen ise Irak hükümetinin ve halkının Irak’ta güvenliğin, istikrarın, siyasi uzlaşmanın sağlanması için doğru yönde atacağı adımları desteklemek, bunlara katkıda bulunmaktır. Buna ilaveten Irak’ın da komşularına karşı sorumlulukları ve yerine getirmesi gereken taahhütleri bulunmaktadır."

Diyerek devlet olmanın sorumluluğunu hatırlatıcı tavsiye ve destek mesajları vermiştir. Bu iyi niyet yaklaşımları bağlamında konuşmasına şu uyarıları yaparak, Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şunu çok iyi anlamalıyız; herkesin güven ve emniyet içinde olmadığı, belli bir refah seviyesine ulaşmadığı bir ortamda, hiç kimse kendisini güvende ve emniyet içinde göremez. Biz tüm bölge için, tüm insanlık için, refah, demokrasi, özgürlük, emniyet ve güvenlik tesis etmeli, ortak geleceğimizi ortak hareket ederek kurmalıyız. Bizlere düşen sadece kendimizi düşünerek ve kısa vadeli çıkarlarla hareket etmek değil, umumi bir güvenlik ve istikrar ortamı oluşturmak için uzun soluklu bir şekilde ortak hareket edebilmektir."

http://www.milliyet.com.tr/2007/11/03/son/sonsiy07.asp

Akşam ki basın toplantısında Irak Dışişleri Bakanı, kuzeyde ki terör örgütünün bulunduğu dağlarda kontrollerinin bulunmadığını beyan etmiş. (TV haber bültenleri) "Bu dağlara gidilip silahlı örgütlerle mücadele zordur, ancak gazeteciler Bin Ladin'lede görüşüyorlar, bu gazeteciliktir" gibi yanıtlar vermiştir.

Yani görünen o ki; Bu toplantı ! Şu görüşme ! derken yine alevlenen anti terör atmosferi kısmen yumuşatılmış, zaman içinde yine heyecan ve tepki ertelemesi olmuştur.

Bu toplantı ile ABD gezisinin de çerçevesi çizilmiş oluyor. ABD başkanı; Toplantıyı yeni yaptınız gidin birlikte aldığınız kararları uygulayın bizde yardımcı oluruz diyecektir. Bu toplantı olmadan gidilse daha önü açık görüşmelar olabilirdi.

Yani anlaşılan, uzaktan konuşup halledemediğimiz, çözemediğimiz sorunları, bir araya gelip toplantı yaparakta çözülemeyeceğine karar verilmiş gibi bir şey.

Bu toplantı ne doğurdu göreceğiz.

Konu ilgili önceki blog:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=73562





Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili nariçi, Bu coğrafyada yaşadığımız her günün hakkı verilmeli, yoksa kanımız ve canımız pahasına, binbir çile pahasına vatan yaptığımız bu kutsal topraklarda hayatı bize dar ederler. Irak sınırındaki dağlar göğe uzanıyor; şimdi oralarda hava nasıl acaba?!.. Bu toprakları vatan yapanlar şimdi oradalar... Irak sınırının da uzun bir olaylar tarihi var; bu tarihi olaylar, yüz yıl önceye dayanır ve öncesi de var... Tarih bilinci olmayan insanlar nereden bilsin bunu?!.. Seksen beş yıl önce salt petrol yüzünden Irak sınırımız nedeniyle emperyalist İngilizlerle karşı karşıya gelmiştik. O zaman ya savaşacaktık ya da dağların tepesinden geçen sınırı kabul edecektik. Ne yazık ki kabul etmek zorunda kaldık. Çünkü Kerkük'ü almaya çalışırken Nasturi isyanını, Musul'u almaya çalışırken de Şeyh Sait isyanını çıkarttılar. İsmet Paşa "En büyük tehlike en yakın tehlikedir" dedi ve iç isyanları yoketmeye yöneldi. Şimdi gene petrol ve başka bir emperyalist devlet..Ve belki de savaş!.Sevgilerimle..

Cemal Hüseyin Çağlar 
 03.11.2007 19:55
Cevap :
İçerikli yorum ve katkınız için taşakkür ederim. Yorumunuzda gerçekler var. Selam ve sevgiler.  03.11.2007 20:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 933
Toplam mesaj
: 229
Ort. okunma sayısı
: 1774
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster