Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1186
 

Karartılan hayatlar

Karartılan hayatlar
 

Bu yazıya başlayabilmek için kendimle çok mücadele ettim. İçimdeki isyan duygusu günlerdir yaktı kavurdu beni. Ne aklım, ne insanlığım, ne kadınlığım kabullenemedi bu acıyı.

Korktuğum başımıza geldi.

Telefonun öteki ucunda, arkadaşım. Dostum! Hıçkırıklarını duyarken, gözyaşlarını gözlerimden akıttığım, çaresizlikle feryat eden bir anne. O, iki kız çocuğu ile yaşam savaşı veren bir anne!

Kızlarının babası…

Adı baba. Dünyaya çocuk getirtme konusu dışında bir insanlığı kalmamış biri.

Yaşadıkları şehir, diğer şehirlerle kıyaslandığında ucuz olduğu, yaşamı kıt kanaat geçirebildiğiniz şehirlerimizden biri. İki kız çocuğu ile kocasının yeni aşklarına yol açan boşanma sonrası sığındığı şehir.

Dul adının, sahipsizliğin, çaresizliğin altında iki büklüm bir yaşam…

“- Bittik biz! Bitirdiler, hayatımızı karartılar!”diye ağlayarak konuşmaya çalışıyordu. “Daha on ün yaşında, okula giden kızımın hayatını kararttılar. Kızımla birlikte biz de bittik! Yavrularım da, ben de intihar edeceğiz. Lanet olsun bu hayata!”

Ağlama krizi sonrasında anlattıkları kanımı dondurdu.

Küçük kızı 7. sınıf öğrencisi idi. Evlerine fazla uzak olmayan bir ilkokula devam ediyordu. Arkadaşım emekli maaşı ile geçinmekte zorlandığından çalışmaya başlamıştı. Başka bir semtte çocuk bakıcılığı yapıyordu. Okulların etrafını mesken tutmuş uyuşturucu çeteleri haberlerini duyuyor, kızının başına böyle bir bela gelmesin diye her namazda dua ediyordu. Tüm çocuklar için, insanlık için:

"Korkuyorum" diyordu.

Korktuğu, hepimizin korktuğu şey başına gelmiş, ama aylar sonra fark etmiş.

Kızının hareketlerindeki değişiklikleri buluğ çağı isyankârlığı, yıkanırken banyoya annesini istememesini gelişen vücut hatlarından utanma diye düşünerek anlayışlı davranmaya çalışmış. Kızının ağlamaktan kızarmış gözlerindeki çaresizliği görse de, babasına duyduğu özlemden diye düşünmüş, sarılmış kızına…

Sorularına tek cevap, hıçkırıklar içindeki küçücük bedenin ona sımsıkı sarılması olmuş aylarca…

Küçük kız, uyuşturucuya alıştırıldığını, çıplak ve uygunsuz resimlerinin çekilerek tehdit edildiğini söyleyememiş. Taa ki evdeki tüm ilaçları yutup okula gittiğinde, okul koridorunda yığılıp kalıncaya dek.

O şerefsizlerin işkencelerine, tecavüzlerine boyun eğmiş, ölüm korkusu ile. Sigara ile dağladıkları vücudundaki izleri jilet kullanarak, anlaşılmasın diye yaraya çevirmiş. Kaldırıldığı hastanede duran kalbi tekrar çalıştırılmış. Hayata döndürülmüş!

Sorarım size! Hangi hayata döndürüldü bu küçük kız? Hangi mutlu günlere?

Hastanede gözlerini açtığında ‘’ baba ‘’ diye ağlayan bu yavruların suçu ne?

Sırtında her türlü sıkıntıyı yük yapmış taşıyan annelerin suçu ne?

Para ve sapık duyguları tatmin için bu çocuklara en insanlık dışı çirkinliği yapabilen bu gençlerin aile yapısı ne? Acaba bunların kız kardeşleri yok mu? Ya da kardeş bildikleri?..

Devletin koruyamadığı çocuklarımızı koruyacağız ama NASIL?!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazını çok geç okudum, gerçi ilk yazdığın gün okusamda, ne yapabilir ne diyebilirdim ki... Bu sefil , insanlık dışı kişilere karşı bir beddua etmekten ve o kadersiz ana, kıza acımaktan başka. Arkadaşım herkes kendi içine kanar, dışardan olan "ah!, vah! " der çekilir gider. Derdi olan daima kendi başına kanar durur. Toplumuzun bu hale gelmesinde ağır yaşam koşullarınında etkisi var. Kişiler çalışmaktan evlatlarının boğazına bir lokma ekmek sırtlarına bir hırka alabilmek için sınırsızca çalışıp, çok şeyden habersiz kalıyorlar. Denetim yok, cezalar yetersiz, fakirlik- cehalet diz boyu, rantcılık övgüyle kabul görüyor... Hala baş örtüsüydü, imam hatiplinin katsayısıydı, ..derken devlet baba geleceğini evlatlarını yitirdi bundan haberi yok, ya da umrunda değil. Çok ama çok acı bir yazı olmuş. Dilerim bugünden sonra arkadaşınız ve kızı hayatı ıskalamadan yaşayabilir, dilerim o sözde baba ilgisizliğinden pişman olur, söylenecek çok şey var ama ben yazdıkca göğsüm sıkışıyor. çok yazık!

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 27.09.2010 21:13
 

YAZINIZI OKURKEN TABİRİ CAİZ İSE KENDİ KENDİMİ YEDİM.BU İNSANLIK DIŞI ALÇAKÇA DURUM KARŞISINDAS BİR BABA OLARAK İSYAN EDİYOR SUÇLULARIN BİR AN ÖNCE BULUNUP ADALETE DEĞİLDE SENİN BENİM GİBİ ANNE VE BABALARIN ELİNE VERİLMESİNİ O KADAR ÇOK ARZU EDİYORUM Kİ.. VERSİNLER BÖYLE İNSANLARI ELİMİZE BAKIN ONDAN SONRA BU SUÇLULAR AZALACAK MI ÇOĞALACAKMI? İSYAN EDİYORUM BEN BİR BABA OLARAKKKKKKKKKKKKKK..

AHMET KAPLAN 
 27.08.2010 11:26
Cevap :
Haklısınız. Hepimiz isyanlardayız ama bir o kadar da çaresiz kalıyoruz. Aileler korkuyor, çocuklarının hayatından, kendi hayatlarından endişe duyuyorlar. O kadar madur edilmiş çocuğumuz var ki. Bu konunun o kadar büyük bir ilişkiler yumağı var ki, güç yetmiyor. Çocukları korumak zorundayız. Onlar ne yaşadıklarının farkında olamıyor.Her türlü tuzağa düşebiliyorlar.Çok dikkatli olmak zorundayız. Amann dikkatt!  27.08.2010 12:19
 

Selma hanım, yazınızın linkini Asabi Kedi'nin yazısında gördüm. İnsan sesini duyuramayınca ne kadar çaresiz hissediyor kendini, değil mi? Bireysel çabalar da bir yere kadar yarıyor. Yapılacak en doğru şey birbirimizi bu tür konulardan haberdar etmek ve gerekli yerlerin duymasını sağlamak olmalı. Songül'ün Kaderi diye bir yazı yazmıştım. Songül'e bir nebze de olsa yardımım dokunmuştu dolaylı olarak. Bu annenin de sesini duyurmasına yardım edilmeli. Güvenlik güçlerinin yanısıra basının da haberdar olması sağlanmalı. Manşet olursa birilerinin çare bulacağından eminim. Ama kız evlat diye sessiz kalırsa çözüm bulunamayacaktır. Sevgilerimle...

Tülin Aksoy 
 19.08.2010 9:41
Cevap :
Umudum yok Tülin hanım. Bu ülkede kadına bakış açısındaki o aşağılayıcı, ikinci sınıf hatta insan saymayan zihniyetler değişmedikçe, bu çocuklar, bizler ne kadar haykırsak, çabalasak da bu batağın içine çekilmekten, daha da ötesi damgalanmışlıktan kurtulup normal bir yaşam süremeyecekler. Bu konu öyle bir facia ki, ne önlemler, ne yaptırımlar sorunu çözemiyor.Manşet olmak, sesimizi duyurmak sa, adli tıbbın hali malum, tecavüze uğrayan, bağımlı olduğu öğrenilen gençler ise potansiyel birer madur haline getiriliyor. Her türlü istismara ilk sırada hazır tutuluyor. Nerede insanlık! Durumdan fayda çıkarmaya çalışan o kadar gözü dönmüş şerefsizler var ki, resmen sırada bekliyorlar. Katkınız, duyarlılığınız güç verdi. Sağolun. Dostlukla kalın. Çok teşekkür ederim. Bağlantıda olalım. Sevgilerimle.  19.08.2010 10:58
 

Öyle yada böyle, çoğumuzun "bundan ötesi yok" diye düşündüğümüz zamanlar oluyor, bir şekilde geçiyor, lütfen arkadaşınıza bunu da söyleyin! Tüm kalbimle inanıyorum ki geçecek... Ama sanıyorum ki boşanma süreci pek eski değil ve evliliğini sürdürmek adına anne ve hatta kızları pek fazla yara almış... O defterin kapanması gerekiyor, kızgınlıkların sağaltılması şart; hem anne hem de kızlar birer mektup yazabilirler babaya, içlerindeki tüm kırgınlıkları, kızgınlıkları, aslında neler beklediklerini, neler söylerken ne gibi tepkiler beklediklerini falan... Bir sağaltma olur bu, adam okur ya da okumaz, orası önemli değil, önemli olan okunacağını düşünmeleridir! Bir de diğer kızın da üzerine fazlaca yük yüklememek, ya da birini kurtarayım derken diğerini ihmal etmemek gerekiyor... Büyük bir sınavdan geçiyorlar, derslerini bir an önce görüp, sınavdan başarıyla geçmelerini istiyorum, izninizle... Size ve ailenize, arkadaşınıza ve güzelim kızlarına selam ve sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 19.08.2010 3:14
Cevap :
Sevgili Gülgün hanım. Size, konuyu içinde evlat ve insan sevgisi ile dolu yüreklerinden seslenerek çığlıklarımıza ses veren, yorum yazan, özelden mesajlarla önerilerde bulunan, bu konularda incitilmiş, tüm duyarlı dostlara iyi ki varsınız diyorum. Acının paylaşılması,öneriler,yaşanmışlıkların aktarılması inanın çok önemli katkılar yaptı .Kendini çaresiz, kimsesiz hisseden anneye. '' İnsanlık ölmemiş '' diyor. Acısını yüreğine gömerken, gözyaşları ile teşekkür ediyor sizlere. Üç can kurtarıyoruz desteklerimizle. İntahar düşüncesinden uzaklaşmalarını elbirliği ile sağladık. İnşallah kızımızın tedavisi yönünde de yardımcı olacak duyarlı yürekler sesimizi duyar, bizimle işbirliği yaparlar. Aile Mersinde yaşıyor. Destek olmak isteyen Mersinde yaşayan ilgililer bana ulaşırlarsa bağlantıyı sağlayabilirim. Çok teşekkürler. Tüm çocuklar adına, geleceğimizin ışıkları sönmesin.Sevgi ve dostlukla kalın.  19.08.2010 16:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 741
Kayıt tarihi
: 08.03.09
 
 

Yaşamı tüm engellere rağmen sürdürmekten yorgun bir savaşcıyım. Anadolu Üniversitesi İş idaresi Bö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster