Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
217
 

Karayemiş Ağacı

Karayemiş Ağacı
 

''Karamişun dalina  gel salina salina''

Yıllar  öncesinden  çocukluğumun güzel anılarından hatırlarken mutlu olduğum ve de yokuluğunu her zaman hissettiğim çok sevdiğim arkadaşım, ile paylaştığımız bir Karadeniz  türküsünden ''karamişun dalina,  gel  salina salina'..

Çocukluğumu yaşadığım seneler, bir  rüya mıydı, bir  hayal mıydı.  Bu güne bakınca o kadar  farklı bir dünyadan çıkıp gelmişiz ki.

60lı yılların son seneleri  yeşilikler arasında saklanmış gibi  duran, kırmızı kiremitli ahşap bir ev..Diğer evlerde olduğu gibi  evin  kapısında kilit  yok . Anahtarlar  henüz   yaşamlara kilit vurmamış..Evlerde  su  yok...Elektirk  yok .Orda uzaklarda tepelerin  arasında   bir köy. Ve  köydeki  çocukluk yıllarım .

Yok ne demek bilmiyoruz. Evin içinde mobilya yok . Mobilya nedir ? Onu da  bilen  yok. Odanın bir köşesinde  divan,  küçük hasır  iskemleler.  Duvarlardaki raflar da, biraz kap  kaçak , bakır  tavalar. Boy  boy güğüm ler. .Duvarda gaz lambası..küçük  fenerler. Birde odanın bir köşesinde  duran  çocuk beşiği Ve kış gelince  odanın ortasında yanan soba . Bizim bu sade yaşamda  küçük düşlerimiz mutlu gülüşlerimiz vardı. Akşamları gaz lambasının ışığında  duvarlara yansıyan gölgelerle oyun oynardık, Dedemizin ,Ninemizin  hikayeleri ile, masalları ile mutlu olurduk .

Dış dünya ile tek  bağlantımız Radyomuzdu.  Akşam haberleri  dikkatle dinleyen  dedem  her zamanki tembihin yapar  '' çok açmayın pili   bitmesin  ''  haberlerin bitminde kısa bir süreliğine radyosunu bizim için biraz daha açık tutar türküler, şarkılar dinlerdik. Bizim evdeki o   küçük radyomuz ( radyo çok kıymetli idi  pilleri bitmesin diye  sakınarak dinlerdik ).nasıl özenir korurduk.

Dedem, baba annem bir arada yaşardık. Babam ; onu çok az görürdüm  Ayda bir gelir  birkaç gün kalır  giderdi.Ne  çok özlerdim  babamı. Babam  Öğretmenlik yapmış  sonrada  dedemin deyişi  ile  hükümette  müdürlük yapıyordu. ve  bizlerde uzaklarda yaşıyordu. Ayda bir gelir birkaç gün kalır işine dönerdi. Babamın geleceği günleri  evdeki hazırlıklardan  Annemin  baklava yapmasından anlardım..

 Güneş batımaya yakın  genç kızlar ve yanlarında biz küçükler  çeşme başında toplanırdık.  Çeşme bizim evin çok yakınında olduğu için dışarda oturur kızları beklerdim.  Bir an önce gelseler...sohbet etsek...türküler söylesek.  Telefon yok , televizyon yok. bu küçük köyde     kendi dünyamızda iletişim yeri çeşmede toplandığımız saatlerdi.

Sabısızlıkla beklerdim benim  yaşıtım, henüz altı  yedi yaşlarındaydım. en sevdiğim, birlikte oyunlar oynadığım tek arkadaşım da  ablalarıyla gelirdi. Hemen yan yana  oturur,  durmadan konuşur gülüşür dururduk..  gülüşmelerimiz, konuşmalarımız,  ablası nın sesi ile  kesilirdi. ''Bi susun da sesunuzden ne dedeğumizi duyamaduk. Şimdi  sopayı alacam  elume  koca kız oldunuz  bir kaç gün sonra ilkokula başlayacaksınız ..''

Kızların  ablaların sohbeti başlardı.  Her zaman olduğu  gibi çok çalışmaktan evdeki iş güçten başlar, anneler bi güzel çekiştirilirdi.  Evde gelin varsa oda bu şikayetlerden nasibini  alırdı  ''o gelin var ya o gelin  anam hep onu korur.. Ağbim desen kul köle olmuş , bizi hepten unuttiler ''  sonra. konu uzar da uzar. Bir anlatırar,  bir  gülerler. Konu özelleşir ,sesleri iyice kısılırdı. Biz pür dikkat onları dinler, sonrada onlara karşılarına geçer taklitlerini yapardık. Büyük abla olan '' bizi dinlemeyun artuk çocuklar lafa karişmezler  hayde  karamişin dalina.

(Karayemiş  Karadeniz'de yetişen bir meyve ağacı. yaz kış yaprağını dökmez .dalları da  esnek olur)

Biz iki kafadar  Karayemişe çıkar  dalında sallanırdık.  Tek bidiğimiz  türkü ''karamişun dalina  gel salina salina..'' belki on kere tekrar eder dururduk Ablalar sitemli ''kızlar susun da  kafamuz şişti''  biz yine hem sallanıp hem '' karamişun dalina '' der dururduk. yorulunca inerdik ağaçtan.

O gün arkadaşımın ablası  bana baktı baktı. söylesem mi söylemesem mi der gibi. ''anam dedi ki  baban sizi alıp şehire  gidecekmiş. sen ordaki okula kayıt etturmuş...doğrimi bunlar.  Gidecekmisiniz '''

Çok şaşırmiştım.. Evde sadece bir kere konuşulmuştu. Ne çabuk duyulmuş .Arkadaşım  gözleri dolu dolu, bana dargın dargın bakıyordu. Ben ne diyeceğimi şaşırmıştım. Onların babaları hep yanlarındaydı ''ama senin baban yanında  benim babam bizden uzakda onu çok az görüyorum''

Biz bilemeyuz., buralardan  gidenler  senede bir kaç gün geldiler okadar.  Şehirde her şey güzel  evlerde su var, sende  su taşımakdan kurtulursun'',.En çok sevdiğim arkadaşımdan ayrılma düşüncesi  beni çok üzmüştü. Ağlamaya başlamıştım.'' Ben okul bitince her yaz geleceğim. Sizleri hiç bırakmyacağım'' . Arkadaşım da bana sarıldı ''bende köyümü hiç koyup gitmeyecem hep burda kalacam söz  yemin''

O akşam çeşme başından üzgün ayrıldık..Sonraki günlerde çeşmede toplanınca nedense karayemiş ağacına bir daha hiç çıkımadık  dallarında sallanmadık.o gün son kez söylemişiz, ''karamişun dalinna/ gel  salina  salina ''

Çocukluğumun, gençliğimin can yoldaşı..Birbirimize küçükken söz vermiştik. Birbirimizi her zaman  arayıp  soracaktık. Hayat öyle olmuyor .Ben evlendim çok uzaklara gittim.  Arkadaşım da evlendi oda uzaklara giiti. Yıllar ve mesafeler ayırdı bizleri. Fırsat buldukça görüştük.  Çocuklar..iş, güç derken kendi dünyamızın yoğunluğunda  telaşesinde  koşuşturduk

Sevgili arkadaşım  yıllar onu da hastalıklarla yormuştu. Kalbinden hasta olduğunu tedavisinin zor olduğunu öğrendim. İki  arkadaş  aynı  yıllarda  hastalıklarıızla mücadele ettik  Kalp hastalığı için  ameliyat olduğunu  sağlığının  iyiye doğru gittiğini duydukça onun adına mutlu oluyordum

 Uzunca bir süreden  sonra bir araya geldik. Benim  güzeller güzeli arkadaşım, yüzü  yorgun  gözlerinin ışığı sönmüş  güzel  gülüşü  mahsunlaşmış..yorgun.. içim sızladı. Bize gelmek için epey yol yürümüşler yorulmuşlar öyle  söylediler. .Sohbet  uzadıkça uzadı  hava karardı. Onlarda ertesi gün dönecekmişler. Sarıldık  sulu göz olmuştuk  ikimizde. Bibirimizi teselli ettik.  kendimize  iyi bakacaktık..En kısa zamanda  görüşmek dileğiyle deyip  el salladık.

Onun bu  denli solgun ve yorgun görünmesi ne anlam veremedim. Kardeşime anneme sordum. Ne olmuş tu.?  Nasıl bu hale gelmişti.

''Maalesef onun için  için yapacak bir şey yokmuş.  Doktorlar altı ay ömür vermişler.  Kendisinin haberi yok, sana da  o yüzden söylemedik . Çok üzülürdün. Ağlayıp dururdun . O da durumunu anlar diye endişelendik.''

O an  neler hisettim neler yaşadım sadece yüreğimin yandığını,  ağladığımı çok  ağladığım hatırlıyorum. Altı  aylık  ömür  ..Ne demek di  .Bu devirde .Bunca imkanlar varken   altı aylık ömrü kalmış ..Maalesef yedi ay sonunda kaybettik onu.

Sonradan kedimi  keşkelerle  sorguladım...daha çok arasayadım...daha  çok  gitseydım

Karadenizin güzel yürekli kadını, çocukluğumun  gençliğimin  en güzel anlarını paylaştığım can dostum. .  Nurlar  içinde uyu.

 

birsen yn.

ETEM SEVİK, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluğumuz yokluklar içinde geçse de daha gerçek yaşamıştık duyguları bu güne göre.En büyük hazinemiz bu belki de.Çocukluk arkadaşları da hiç unutulmuyor,her zaman hafızada bir yerlerde duruyorlar.Arkadaşınız için üzüldüm.Ne diyelim,alın yazısı.Allah size sağlık ve uzun ömür versin Birsen hanımcığım.Sevgilerimle...

fisun gökduman kökcü 
 06.11.2019 15:45
Cevap :
Merhaba Fısun hanım aynı dönemlerin yaşanmışlığı var bizlerde.Duygularımız çok yakın..Sevgiyle kalın...  07.11.2019 18:13
 

Efendim başınız sağ olsun. Ölenlere Allah'tan rahmetler diliyorum... Sizlere ve ailelerinize sabırlar diliyorum...Acılar paylaşılınca azalır diyorlar...Ben de acılarınızı paylaşıyorum efendim...

Abdülkadir Güler 
 11.02.2019 23:46
Cevap :
Teşekkür ediyorum...İyi dileklerimle  14.02.2019 10:08
 

Başınız sağ olsun Birsen hanımcığım, "Küçük düşler mutlu gülüşler" yeter de arardı bile bizlere, araya giren yıllar ve geçim gailesine bir de hastalık mücadelesi eklenince kimsenin kimseyi düşünebilecek hali kalmıyor. Allah rahmet etsin arkadaşınıza, size sağlıklı ömür diliyorum sevgilerimle

Cemile Torun 
 17.11.2018 0:31
Cevap :
Cemile hanım, yıllar içinde yeni dostluklar yeni arkadaşlıklar,yeni bir çevre de yaşamlarımıza devam ediyoruz. Bu günden düne bakarken, düne bizi bağlayan bağların daha güçlü olduğunu anlıyoruz. Yaşam telaşesi bizleri yoruyor.Bazen anıların güzelliği ile hüznü ile bu güne bir köprü kurmaya çalışıyoruz.. teşekkür ederim ..sevgiyle..sağlıkla kalın  17.11.2018 10:43
 

Candan Erçetin'in o şarkısı "ölümden başka bir gerçek olmadığını"nasıl da vurur yüzümüze. Oysa hepimiz sadece yakınlarımızı,sevdiklerimizi kaybettiğimizde anlarız bu tek "gerçeği". Günlük yaşamda bunu hep hatırlasak ; öfke,hırs,kibir, acımasızlık,vurdum duymazlık gibi kötülüklerden arınırız,dünya daha yaşanılası bir yer olur."Keşke"ler yanında "iyi ki"leri düşünerek teselli bulabilirsiniz.İyi ki böyle güzel bir arkadaşım olmuş,iyi ki hastalığının son döneminde de birlikte olabildik diyerek yüreğinize su serpebilirsiniz... Arkadaşınıza Allah'dan rahmet diliyorum,sizin de başınız sağ olsun Birsen Hanım.

Nur Eşmeli 
 16.11.2018 11:22
Cevap :
Sevgili Nur hanım çok teşekür ederim.. iyi ki varsınız.iyi ki sayfamda bir merhaba dediniz.hayata daha sıcak bakmak. değer verip değer görmek güzel.Sevgiyle ,dostlukla...  16.11.2018 13:21
 
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 270
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 382
Kayıt tarihi
: 13.03.13
 
 

Evli  İki çocuk annesi ve emekliyim . ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster