Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
230
 

Karda mahsur kalmayan, karda kalanın halinden anlamaz.

Karda mahsur kalmayan, karda kalanın halinden anlamaz.
 

Bugün 2014 yılının son günü, hava soğuk, hem öyle böyle değil, epey soğuk. Dışarda kağmur gibi bir şeyler yağıyor. Dünden bu yana televizyonlarda sürekli kar ve fırtına alarmı veriyor haberciler.Belki bir yerlere yağıyor kar ama bizim buralarda kar henüz pek yok.

Haberlerde sürekli kapanan yollar, iptal edilen vapur, uçak seferleri anlatılıyor. Cep telefonuma biraz önce gelen bir habere gore Kütahya -Eskişehir yolu kardan kapanmış, yolda mahsur kalan vatandaşlara Afad kumanya dağıtmış.

Sıcak odada oturup pencereden dışardaki karı seyretmek, bir yandan çayını yudumlamak çok zevkli. Ama karda kalmak, donma tehlikesi geçirmek ne demek ben çok iyi biliyorum.

Yaşamımın uzun bir süresinde  Orta Anadolu'da bir tesiste çalışan ben çok geçirdim bu deneyimleri. Belki o sebepten karı sevmiyorum pek. Karı sadece Kanada'da sevmeye başlamıştım. Zira orada kar hayatı sekteye uğratmıyordu. Oralarda kar olağan bir olay olduğu için yaşam şartları ona gore düzenlenmişti. Her türlü tedbirin alındığı, karın ve hava şartlarının yaşamı bir nebze bile etkilemediği bu ülkede insanlara karı zevkle yaşamak kalıyordu sadece.

Karda kalmak deyince aklıma bir çok karda kalış anım geldi. Bunlardan bir ikisini paylaşmak istiyorum.

Üniversiteden yeni mezun olmuşuz. Eşim ve ben 20 lı yaşların başındayız. Etibank Seydişehir Alüminyum Tesislerinde görev yapıyoruz. Tesisimiz, yabancı eleman sayısının toplam istihdamla yarı yarıya olduğu bir kuruluş. Bir gün Grup Başkanımız eşimi ve beni çağırdı. Tesisimizde çalışan yabancı teknik elemanlar için İstanbul'a bir gezi düzenlendiğini ve bu kişileri gezdirme görevinin şehri en iyi tanıyan kişiler olarak bize verildiğini söyledi.

Emir demiri keser derler. Biz de Başkanımızın bize verdiği bu görevi en iyi şekilde yerine getirmek için bir otobüs dolusu yabancı elemanla yola çıktık.

Gezi çok güzel geçti. 4 gün süresince İstanbul'u gezdirme ve tanıtma çabalarımız olumlu sonuç vermiş ve İlk defa bu güzel şehri gören yabancı teknik elemanlarımız hayran kalmışlardı gördüklerine.

Dönüş yolunda başladı zorluklarımız. Mevsim kıştı. Ankara'dan ayrıldıktan sonra kar fırtınasına kapıldık. Otobüsümüz yolda kaldı. Bir ara soğuk, kar öylesine arttı ki donuyorum sandım. Tam kendimi kaybedecektim ki bir kişi bana bir şey içirdi. Daha sonra bunun donmamı engelleyecek konyak olduğunu öğrendim. Ben alışık olmadığım bu içecek karşısında kusmaya başladım bir süre sonra.

O sırada otobüs zor bela bir benzin istasyonuna ulaşmıştı. Otobüsten nasıl indirildim, bir ilaç içirilip nasıl bir yatağa yatırıldım hatırlamıyorum.

Ertesi sabah kar dinmiş, güneşli bir havaya uyandım. Yattığım odadan çıkıp aşağı indiğimde otobüsün bütün yolcularının benzin istasyonun kafesinde sandalye üzerinde uyuduklarına şahit oldum.

Ben hastalanınca benzin istasyonun üzerindeki tek odada yatırıldığımı, diğer yolcuların sandalye üzerinde sabahı beklediğini öğrenince çok utandım. Ben onların rehberi idim ve onlar bana bakmak  zorunda kalmışlardı.

Gene böye bir kış günü İstanbul'daki ailemi görmek istedim. Sanırım küçük kızımın yaşgünü için ailemin yanına gitmeyi düşünüyordum. Tesisimiz mühendislerinden ikisi bir toplantı için İstanbul'a gidiyordu. Bana da onlarla gidebileceğim söylenince çok sevindim.

Kucağımda iki yaşına bir kaç gün sonra basacak olan küçük kızımla Grup Başkanlığının aracına binerken çok mutlu idim. Aileme kavuşacak, yavrumun yaş gününü beraber kutlayacaktık.

Afyon'a kadar herşey yolunda gitti. Hava karlı idi ama yollar açıktı. Şöförümüz Afyon'dan sonra daha kestirme olduğunu söyleyerek dağ yoluna saptı. Sanırım altımızdaki arazi aracına güvenmişti.

Girdiğimiz yol fazla çalışan bir yol olmadığı için karla kaplı idi. Bir süre sonra araba kaymaya başladı. Gittikçe kara saplanıyorduk. Bu arada şöförümüz motoru durdurursam bir daha çalıştıramam, burada kurtlar var, ayrıca donarız deyince korkum daha da arttı.

Kucağımdaki yavruma sarıldım ve dua etmeye başladım. Bana çok uzun ve meşakkatli gelen bir yolculuktan sonra ana yola çıktığımızda duyduğum mutluluğu anlatamam.

Benim kar ve donma öykülerim bitmek bilmez. Şu anda karda mahsur kalan kişilere sabır, kolaylık dileyerek yazımı bitirmek istiyorum.

Karda kalmayan, karda kalanın halinden anlamaz. Değil mi ?

 

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Kardeşim Karda mahzur kalmanın dehşetini,korkusunu ve çektiğimiz azabı ben bilirim.Allah karda mahzur kalanlara yardım etsin.Hayırlı seneler canım selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 01.01.2015 7:47
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim Sevgili Nahide Hanım. Size iyi seneler, mutlu,sağlıklı bir yaşam dilerim. Sevgilerimle  01.01.2015 16:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster