Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '09

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
12827
 

Kardeşler arasında ayrımcılık...

Kardeşler arasında ayrımcılık...
 

Herkes için çocuğu/çocukları çok önemlidir sorulduğunda. Yine her anne baba, çocukları arasında ayrım yapmadığını savunur… Oysa ki bir çok kardeş arasında kıskançlık olmasının nedeni; bir takım gerekçelerle bir diğerine yaklaşımın farklı oluşudur. Küçük kardeşe gösterilen “o daha küçük “ gerekçeli yaklaşım, bir diğerine söylenen “ sen ağabeysin/ablasın” gerekçeli sözler ; küçüğü hep taviz alan, büyüğü de hep taviz vermek zorunda olan yapmış, bu da kardeşler arasında rekabete yol açmıştır. Bu haksız denge büyüseler bile hiç değişmez. Yeni doğan ve iki yaşındaki kardeşlere bu yaklaşımda bulunurken, ‘abla’, ‘ağabey’ konumunda ki çocuğun, halâ en az bebek kadar korunmaya muhtaç olduğunu unutan aileler, büyüyüp 18-20 yaşlarına geldiklerinde de 18 yaşında ki bireyi halâ çocuk görmeye devam edip 20 yaşındakinden anlayış ve olgunluk beklemeye devam eder. Arada ki yaş farkı arttıkça beklentiler daha da artar… Biri 35 yaşında evli, çocuk sahibi, diğeri 45 yaşında aynı konumda olsa bile değişen bir şey olmaz.. Bu da çocuklar arasında birinin diğerine göre daha çok korunup, kollandığından öte SEVİLDİĞİ inancını yerleştirmektedir.

İlk çocuk da ideallerini gerçekleştiren aile, ikinci çocuk da çocuk sevgisini tatmin etmiştir!

İlk çocuk ‘örnek’ çocuk olmalıdır ve anne-baba ikilisi kendi doğrularını, kitaplarda yazılanları, pedagog görüşlerini çocuğa uygulama sevdasından helâk olur! Onu severken bile temkinlidir. Çocukça isteklerini, şımarıklıklarını bile hoş görmez. Disiplin adı altında resmen baskı uygular. Sonunda da yorulur… İkinci çocuğa karar verdiklerinde, egosu tatmin olan anne-baba son derece esnek bir yaklaşımla bebeği büyütür. Tolerans ön plândadır. Bu da beraberinde az disiplin anlamını taşıdığından küçük çocuk sürekli taviz alabilen konumuna girer.

Çocuklarımız doğdukları andan itibaren ‘bireydir.’ Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir tutum ve davranış içine girmememiz gerekir. Size çok iyi gelen bir reçete, diğer bir hastaya iyi gelmeyebilir. Bu nedenle; pedagogların, siz yetiştirilirken uygulanan kuralların, sizce doğru olan duyduklarınızın, çocuğunuz için doğru olacağı tartışılır. Çocuklar özgüveni, sevgiyi, saygıyı, muhakeme yeteneğini, zekâ gelişimini, beceriyi ailede öğrenir. Aile, anne-baba-çocuk demektir. Bu üçgenin iç açıları toplamı değişmez! Kitaplarda yazılanlar bilgi ve tavsiyedir. Bizleri bilinçlendirir. Hata yapmamızı aza indirger. Pedagoji Bilim dalı ve pedagogları yadsıdığım anlamı çıkmasın ! Baba yada anne çocuğu birlikte büyütüp, eğitmiyorsa, sorunlara birlikte çözüm üretmiyorsa, birbirleri ile uyum içerisinde değilse, dışarıdan çok fazla müdahale varsa (!), sorumluluklar paylaşılmıyorsa pedagog ne yapabilir, kitaplarda yazılanlar ne anlam taşır?

Hangi yaşta olursa olsun çocuklarımızı önemsememiz, değer vermemiz ve onlara olan sevgimizi hissettirmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Hiçbir şey için geç kalmış değiliz! Onlara yaşlarını yaşama fırsatını vererek, hatalarını yüzlerine vurup utandırmayarak ve kardeş olmanın ‘sırtlanacak bir yük değil’ paylaşılacak bir mutluluk olduğunu öğreterek başlayabiliriz...

Sevgilerimle.

4.Eylül.2009
Nur Zeynep Çelik

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir çocuk düşünün doğuyor tektir,erkek çocuğu,her istediği yapılıyor anne ve baba tarafından çocuk yice şımarıyor ama olsun diyor anne baba o büyüyünce bunu anlar çocuk büyüyor anlamıyor çocuk yirmi yaşına geliyor anlamıyor,hala şımarıyor ve hala anne baba parası yyiyor,çalışmıyor,,,,anne baba ne yapacak bilmiyorlar çaresizler evlat çünkü,,,,,,,,işte böyle,,,,,,,sevgiler,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 04.09.2009 21:26
Cevap :
Sevgili Alyoşa, tek çocuk büyütmek kolay bir şey değil. Dengeleri kurabilmek zor. En azından üzerine titreniyor. O da kendisini sürekli 'ben merkezli' görüyor. Bazen istemeden de olsa sevgimiz zarar verebiliyor. 20 yaşına gelmiş bir erkek artık çocuk değil ! Çalışmıyorsa bedelini ödeyecek... Ya bağrımıza taş basacak sorumluluklarını hatırlatacağız, yada böyle devam edip ASALAK gibi yaşamasına izin vereceğiz. Şu an baba parası yemekten her ne kadar rahatsızlık duymuyorsa da 30-35 yaşına geldiğinde 'sizin yüzünüzden bu haldeyim' diye anne-babayı suçlayacaktır. Bence o delikanlının hayatın gerçekleri ile yüzleşmesi gerekiyor. Bir aile tanıyorum çok varlıklı. Tek erkek çocuk ve bildiği tek şey araba markaları. Baba tüm mirasını Mehmetçik vakfına bağışladı ! Oğlana bir ev aldı. Eşini alıp başka bir ülke'ye yerleşti. Önce barmenlik yaptı, sonra emlakçılık daha sonra oto galeride çalıştı. Sonrasında ÖSS sınavlarına girdi.)) Şu an makine mühendisi Rusya'da... İki ev aldı. Evlendi. Sevgilerimle  05.09.2009 18:44
 

Değerli yazarımız, hiç unutmadığım, ve hiç bir zaman unutamayacağım bir yarama parmak basıyorsunuz. İki küçük erkek kardeşimin ablalarıyım. İkinci bebek beklenirken babam" ben ne yapayım kızı, erkek olsun da isterse çamurdan olsun" dedi. Ben kızım, yıllardır, sindirip te mideme indiremedim, Hala içimi yakar bu ayrımcılık...Selamlar...Gül Alkan

Yurdagül Alkan 
 04.09.2009 17:37
Cevap :
Değerli yazarım, elbette ki üzülmekte haklısınız. O yaşta bir çocuk bu sözü duyduğunda kendisini dışlanmış, sevilmeyen, istenmeyen ,değersiz bir varlık olarak görür. Ama düşünsenize bu söü söyleyen babanızı da dünyaya getiren bir kadın ! O iki erkek çocuğu da dünyaya getiren bir kadın ! Bu sözleri söylerken ne kadar komik duruma düştüklerinin farkında değiller ne yazık ki:)) Sıkmayın canınızı, üzmeyin kendinizi desem de bu ruh halinde geçirdiğiniz yıllara çare olmayacaktır. Hep ileriye bakmamız gerektiğine göre geriye bakmamak en iyisi sanırım. Sevgiyle, mutlu kalınız. Teşekkürlerimle... Nur Zeynep Çelik  05.09.2009 18:30
 

Tebrikler, teşekkürler. İzninizle bu yazının altına bir imza da benden. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 04.09.2009 15:53
Cevap :
İstediğiniz kadar imza atabilirsiniz Osman Bey:)) Ben de bir ablayım:)) Mutlu ve esen kalın. Saygılarımla...  04.09.2009 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 346
Toplam yorum
: 950
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1286
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 1958 /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum. 41 se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster