Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '20

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
74
 

Karesi Beyliği ve Türbesi

Bu günkü Balıkesirlilik refleksinin, Balıkesirli davranışlarının kodları Karesi Beyliği öncesi, dönemi ve sonrasında oluşan bir kültürdür. Balıkesirlilerin, Balıkesir’in siyasal, sosyal davranışlarını anlayabilmeniz için Karesi Beyliğinin torunları olduğunu unutmamanız bütün bu tarihsel birikimleri bilmeniz gerekir.

Türkler Anadolu’ya geldiklerinde Anadolu Bizans hakimiyetindeydi. Selçuklu Devleti Bizans ile savaşarak Anadolu’yu fethetmeye başladı.. Selçuklular fethettikleri topraklara Oğuz boylarından beyleri uç beyi olarak görevlendirip iskan ederdi.. Bu beyler de Bizans ile savaşlara devam ederek topraklarını genişletir ve o beldelerde ekonomik, sosyali, kültürel, inanç hayatının Selçuklu adına düzenleyen, gözeteni olurdu.

Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması bu uygulama sonucunda olmuştur.

1290’lı yıllarda İç Anadolu’da Tokat bölgesinde yerleşik Danişment Gazi soyundan  Kalem Bey ve oğlu Kara İsa Bey Uç Beyi olarak Balıkesir bölgesine gönderildi. Kütahya’yı merkez edinmiş Germiyanoğulları’nın desteği ile bölgede fetihlere başladılar.

Kalem Bey ve Kara İsa Bey bölgede yeni fetihler yaparak Bergama, Edremit, Susurluk, Biga, Bayramiç, Ezine, Sındırgı, Gördes, Demirci gibi bölgelere Ece Halil kumandasında Dobruca’dan gelen Sarı Saltuk Türkmenleri başta olmak üzere çok sayıda Türkmen boylarını yerleştirerek bölgedeki Türk nüfusu arttırmıştır.

Karesi Bey Ege ve Marmara denizine kadar fetihler yapması ve bu bölgenin Uç Beyi olması sebebiyle Anadolu Selçuklu Devletinde “Sahiller Emiri” anlamına gelen “Emir-ül Savahil”  unvanı verilmiştir. 

1299 yılında Anadolu’daki Selçuklu Beylerinin çoğunluğu bağımsızlıklarını ilan etmişler ve Kara İsa Bey de bağımsızlığını ilan etmiş ve bu kurduğu beylik ismine izafeten Karesi Beyliği adını almıştır.

Karesi Beyliği Balıkesir, Çanakkale, Bargama, Gördes’i içine alan bu günkü Balıkesir, Çanakkale illeri ile İzmir ve Manisa illerinin bazı ilçelerini içine alan ve 1345 yılına kadar yaklaşık 50 yıl bu topraklarda hüküm süren bu gölgedeki ilk Türk Devletidir. 

1330 yılında vefat edince yerine oğlu Demirhan Bey geçer. Bazı kaynaklarda Demirhan Bey’in ismi Ajlan Bey olarak da geçer…

Seyyah İbn-i Batuta 1333 de Balıkesir'e geldiği zaman orada Karesioğlu Demirhan Bey'in hükümdar bulunduğunu ve kardeşi Yahşi Han'ın da Bergama sultanı olduğunu beyan ediyor..

Kara İsa Bey’in diğer oğlu Dursun Bey ise kardeşleriyle anlaşamadığından ve öldürülme korkusuyla Osmanlı Beyliği’ne Orhan Bey’in yanına gitmiştir.

Karesi Beyliği’nin yaklaşık 40 bin kişilik kara ordusu yanında Donanması da vardı. Karesi Donanması Ege ve Marmara Denizinde Bizans Donanması ile bir çok savaş yapmış Rumeli kıyılarına da seferler düzenlemiştir. Hatta 1337 yılında Çanakkale kıyılarından Trakya içlerine girdikleri Bizans kaynaklarında yazmaktadır.

Karesi Beyliği Edremit Körfezi, Çanakkale Boğazı ve Marmara Deniz kıyıları sebebiyle Bursa kıyılarında hakim olan Osmanlı Beyliği ile birlikte adeta Bizans’ın kalbi İstanbul’u bir kıskaç içine alması sebebiyle son derece stratejik bir konumdaydı.

Karesi Beyliği hükümdarı Demirhan Bey uygulamaları sebebiyle halk tarafından sevilmemekteydi. Karesi Beyliği Veziri konumundaki  Hacı İl Bey ve beraberindeEvrenos Bey, Gazi Fâzıl Bey, Ece Bey gibi ileri gelenler, halk tarafından çok sevilen Dursun Bey’i Karesi tahtına davet ettiler ve bu hususta Orhan Bey’den yardım istediler..

1345 yılında Orhan Bey beraberinde Dursun Bey ile birlikte Balıkesir’e gelince Demirhan Bey Bergama kalesine sığındı…Orhan Bey kardeşini ikna etmek ve anlaşmak üzere Dursun Bey’i Bergama’ya gönderdi, fakat kaleden atılan bir ok ile Dursun Bey öldürülünce Orhan Bey Bergama Kalesini kuşattı. Demirhan bey teslim oldu..

Bu olay sonucunda Karesi Beyliği Osmanlı Beyliğine katıldı..Orhan Bey Karesi Beyliğini oğlu Süleyman Şah’a ikta olarak verdi.

Karesi Beyliği’nin Osmanlı Beyliğine katılması aslında tarihi açıdan bir dönüm noktasıdır..

Osmanlı beyliğine katılan ilk Türk Beyliği Osmanlı Beyliği olmasıyla Osmanlı Beyliği’nin İmparatorluğa dönüşmesinin ilk adımı atılmış oldu..

Osmanlı Beyliği bu tarihe kadar diğer beylikler gibi Bizans’tan toprak alarak büyüyordu, Karesi Beyliği’nin katılması ile birlikte ilk defa bir Türk Beyliğinin topraklarını sınırlarına katmış ve Anadolu’da Beyliklerin Osmanlı Beyliğine katılma sürecini başlatmıştı.

40 bin kişilik kara ordusu ve Türklerin ilk donanmalarından olan Karesi Donanması Osmanlı Donanmasının yani bu günkü Donanmamızın çekirdeğini oluşturarak Osmanlı Beyliği’ne büyük bir güç kazandırdı. Osmanlı bu sayede Trakya ve Balkanlara çıkabilmiştir.

Osmanlılar, Hacı İl Bey, Ece Halil, Gazi Fazıl Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakımından yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden ve denizcilik tecrübelerinden yararlanmışlar ve bu şahısların Osmanlıya büyük katkıları olmuştur.

Bölgenin adı Osmanlı hakimiyeti boyunca Karesi olarak isimlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında da Karesi ili olarak adlandırılmışsa da 1926 yılında Hanedan isimlerinin değiştirilmesine dair bir kanun çıkarılarak karesi ilinin adı Balıkesir olmuştur.

Balıkesir ili 2014 yılında Büyükşehir statüsüne geçince Merkez ilçe iki ilçe olarak bölünmüş ve ilçelerden birisi Kurtuluş gününe ithafen Altıeylül olarak isimlendirilirken diğer ilçe Karesi olarak adlandırılmıştır.

Karesi Beyliği 50 yıl kadar geniş bir coğrafyada hüküm sürmesine rağmen o dönemden günümüze bir eser maalesef kalmamıştır diyebiliriz.

Karesi Beyliği döneminden günümüze üç tane mezar taşı gelebilmiştir:

Birisi 1300 tarihli Mevlana Yusuf Sinan’ın mezar taşıdır ve Edremit Kurşunlu Camisi bahçesinde bulunmaktadır.

Diğer iki mezar taşı ise Kutlu Melek ve Mustafa Çelebi’ye ait olup Tokat Müzesi’ndedir.

Ayrıca Bergama’daki Camisi ve Medresesi yıkılmış sadece minaresi kalmamış olan ve Selçuk Minaresi ve Güdük Minare olarak isimlendirilen Minare Karesi Beyliği döneminden kaldığı tahmin edilmektedir.

Bigadiç ilçesi İskele Mahallesi’nde Oğul Paşa Türbesi’nde 2’si çocuk 7 tane mezar vardır. Halk arasında Kara İsa Bey’in oğlu denilse de bu iddia doğrulanamamış, torunlarından olduğu düşünülmektedir. Türbe Mimari yapısı Selçuklu dönemi yani Beylikler Dönemine aittir.

Karesi Beyliğinin merkezi Balıkesir’de Karesi Beyliği döneminden bir eser günümüze gelmemesinin en önemli sebebi belki de 1898 yılında yaşan Deprem’dir.

Aslında Balıkesir merkezinde tarihi eser azlığının sebebi bu depremde binaların yarısının tamamen yıkılırken diğer yarısının ağır hasarlı oluşu 50-60 civarında sağlam bina kalmasıdır.

Bu gün tarihi dediğimiz yapılar aslında depremde yıkılanların yerine 1898 sonrası yapılan yapılardır.

Örneğin; Zağnos Paşa Camisi 1902 yılında yapılan camidir, çünkü 1460 yılında yapılan Cami 1898 depreminde yıkılmıştır..Saat Kulesi ilk defa 1829 da yapılmışsa da Depremde yıkılınca 1901 yılında yeniden yapılmıştır. Saat Kulesinin yanındaki Şadırvan ise 1908 yılında yapılmıştır.

Karesi Beyi Kara İsa’ya ait olan türbe binasının yapım tarihi ise 1919 olduğu içindeki kitabede yazılıdır...

Karaoğlan Cami bahçesindeki mezarın Kara İsa Bey’in babası Kalem Bey’e ait olduğu iddia edilmekte, ayrıca yine Karaoğlan Mahallesinde bulunan Paşa  Sultan Türbesinin Kara İsa Bey’in hocalığını da yapan ve o dönemde yaşamış bir Manevi Önder olduğu söylenmektedir.

Balıkesirlilik refleksi Balıkesirli davranışlarının kodları Karesi Beyliği öncesi, dönemi ve sonrasında oluşan bir kültürdür. Balıkesirlilerin, Balıkesir’in siyasal, sosyal davranışlarını anlayabilmeniz için Karesi Beyliğinin torunları olduğunu unutmamanız bütün bu tarihsel birikimleri bilmeniz gerekir.

Balıkesir’in kent kimliği, kent belleği, kant tarihi açısından en önemli unsurlardan birisi Karesi Beyliği, Karesi Beyliği tecrübesidir.. Nitekim Anadolu işgal edildiğinde ilk defa Kuvayı Milliye ateşi Balıkesir’de Alacamescit’te yakılmıştır.

1898 Depremi sonrası yerle bir olan Balıkesir yeniden inşa edilirken tarihi eskiden olan binaların yerlerine o dönemin mimarisi ile ekini izini gösteren eserlerden bazıları yapılmış..

Örneğin Cami etrafındaki aşevi, zaviye, medrese gibi külliyenin sadece Camisi yeniden inşa edilebilmiş.. Şeyh Lütfullah Camisi, Zağnos Paşa Camisi gibi..

O dönem aslında Osmanlı İmparatorluğunun tarihte sahnesinden çekilip Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılları.. Savaşlarla, göçlerle geçen zor yıllar..

Külliyelerden boşalan alanlar yani Cami etrafları maalesef eski eserlerin yenilenmesi yerine şahısların konut, işyeri yaptıkları yeni binalar ile adeta çevrelenmiş..

Günümüzde yapılabilecek tek şey mümkün olduğunca bu alanlardaki tarihi eserlerin etrafının kamulaştırılarak binaların yıkılarak tarihi alanların ve günümüze kalan eserlerin görünür hale dönüştürülmesi ve çevresinin tarihi dokuya uygun hale dönüştürülmesi. 

Bu hukuki, siyasi zorluğu olan ve maliyetli bir çalışma, bu nedenle uzun ve meşakkatli geçen bir zamana ihtiyaç oluyor.

Balıkesir’in en önemli tarihi mekanı olan Zağnos Paşa Camisi, Karesi Türbesi ve tarihi Paşa Hamamı aralarındaki konut ve işyerinden oluşan binalar 2015-2016 yıllarında Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılarak yıkılması ile açılan alan 2020-2021 yıllarında yapılan Zağnos Paşa Camisi merkezli düzenlemeyle şehir hayatına uzun yıllardır hayal edildiği biçimde kazandırıldı.

Oluşturulan Meydan’ın bir köşesinde Karesi Türbesi ön cephesi bulunmaktadır.

Mevcut durumda Karesi Türbesi’nin iki tarafını çevreleyen parsel boştur. Diğer tarafındaki parsel iki katlı bir bina ile bitişiktir.

Üç tarafını çevreleyen bitişik parsellerin imar durumlarının “Bitişik nizam, 5 kat, Ticaret + Konut, Bina Yüksekliği 15.50 m. “ olması gelecek günlerde Karesi Türbesinin üç tarafının 5 katlı binalarla çevrelenecek olması  vahim bir durumdur.

Balıkesir kent hafızasının ve tarihinin en önemli sembolü konumundaki Karesi Beyliği kurucusu, Balıkesir’i fetheden kişinin Türbesi’nin mevcut görünümü dahi bir “ayıp” olarak dururken gelecek günlerde üç tarafının 5 katlı binalar ile bitişik biçimde adeta esaret altına alınacak olması “AYIP”ın katlanması anlamına gelecektir.

Büyükşehir Belediyesi’nin alanda büyük çaplı kamulaştırma, yıkım, meydan düzenlemesi ve binalarda tarihi dokuya uygun cephe yenilemesi çalışmalarına başlamışken Karesi Belediyesi’nin adını aldığı Karesi Beyi’nin Türbesini beş katlı binalarla çevrelenmesine göz yummaması hatta, yasal gereği Karesi Türbesine bitişik beş katlı binalara inşaat izni ve ruhsatını vermek zorunda olması karşısında iş işten geçmeden bunun önünü kesmesi gereklidir..   

Karesi Türbesi 94 m2 olup Türbeyi çevreleyen bitişik nizam 5 kat, 15.50 metre yükseklikli bina imarlı  iki arsa birisi 121 m2 diğeri 252 m2 alanı olan küçük arsalardır aslında..252 m2 lik parsel boş olup, 121 m2 lik yerde ise eski iki katlı bir bina vardır.

Bu iki parsel ivedi biçimde kamulaştırılıp Karesi Türbesi üç duvarının bitişik bina ile çevrelenmesi önlenmelidir. Karesi Belediyesinin bundan daha önemli ve ivedi bir projesinin olmaması beklenir. Çünkü Belediyenin ismi Karesi’dir, kent hafızasının en önemli unsuru “Karesi” ismi ve tarihidir. Tarihsel önemi Balıkesir Çanakkale bölgesinde 50 yıl hüküm süren ilk Türk Devleti/Beyliği, Bizans’tan bu toprakları fethederek Türk İslam mührünün vuran Kara İsa Beyin Türbesinin betonerme esaretinden kurtarmayan bir Karesi Belediyesi’nin olmaması gerekir.

Karesi Türbesinin üç cephesini çevreleyen iki arsayı kamulaştırmak yeterli değildir. Karesi Türbesinin bulunduğu ada 9 tane parselden oluşmaktadır. Adanın tamamının imarı “5 kat, ticaret + konut, 15.50 m. Bina yüksekliği” dir. Bütün adanın yüzölçümü 1.570 m2 dir.

Karesi Belediyesi’nin bütçesi açısından bu kamulaştırma işlemi önemli bir rakam oluşturmaz.

Bu adada bulunan 9 adet parselin kamulaştırılıp Zağnos Paşa Meydanına eklendiğinde Karesi Türbesinin Meydanın Merkezinde ve olması gereken görünürlükte olacaktır.

Bu sayede Balıkesir’in tarihi evlerinden olan Paşa Konağı ve Hacı Kaya Camisi de Tarihi dokuya katkı sağlayacak ve Zağnos Paşa Meydanını zenginleştirecek unsurlar olacak ve Zağnos Paşa Meydanı/Karesi Türbesi Tarih Adası yaklaşık iki katı büyüklüğe ulaşacak,  Karesi Türbesi etrafının açılması ile Meydanın Merkezinde kalacaktır.

Karesi Belediyesi kent kimliği oluşturabilmek için bazı çalışmalar yapmakta ise de Karesi Türbesi’ni sadece iç boyasını yapmakla yetinmeyeceğini, Karesi Türbesinin bu beton esaretinden kurtararak bulunduğu adayı Karesi Tarih ve Kültür Adası haline dönüştüreceğine inanıyoruz.

Karesi Beyliği ile aynı dönemde Manisa da Saruhanlılar Beyliği hüküm sürmekteydi. Saruhan Bey’in Türbesi etrafı kamulaştırmalar ile temizlenerek güzel bir meydan/yeşil alan düzenlemesi ve Saruhan Bey anıtı ile hak ettiği görselliğe, saygıya, vefaya kavuşturulmuştu.

Karesi Bey’in Türbesinin de aynı vefa, saygı ve görselliğe kavuşturulması zorunluluktur. 30 Kasım 2011 tarihinde Ayna Gazetesi’nde görselleriyle birlikte yayınlanmış bir makalemde bu konuya dikkat çekerek bu talebimizi yazmıştık.

Ayrıca Karesi Beyliği döneminden kalan 3 mezar taşından birisi Edremit Kurşunlu Camisi bahçesindeki mezarın başında olmasına karşılık diğer iki mezar taşı/kitabe Tokat Müzesi’nden alınıp Balıkesir Kuvay-ı Milliye Müzesi’ne getirilmelidir.

"Zağnos Paşa Camisi ve Meydan Düzenlemesi" şu anda yapım aşamasında. Yıllardır bu alanda Balıkesir gündeminde sürekli yer aldıktan sonra bu hayalin bıraktığı yerin yine bu alanda "Karesi Tarih ve Kültür Adası" Projesi ile doldurulması, bu bölgedeki 2. Etap Projenin tartışılıp bir an önce iş ve işlemlerine başlanması gerektiğini düşünüyoruz. 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1464
Kayıt tarihi
: 01.10.07
 
 

Balıkesir doğumlu.1990 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Balıkesirspor Kulüp Yöneticili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster