Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
69
 

Karizma hiç bir şeydir, mantıksa her şey

Karizma hiç bir şeydir, mantıksa her şey
 

Bize de böyle politikacılar lazım...


KARİZMA HİÇ BİR ŞEYDİR. AKILCILIKSA HER ŞEY...

Merhaba,

Facebook'ta dün ve bugün Kanada'nın yeni başbakanının fotoğrafları paylaşılıp duruyor. Seçmeniyle selfie çekinirken, karısı ve çocuklarıyla korumalar olmadan sokakta dolaşırken. Sıradan bir insan, bir Kanadalı olarak vatandaşıyla kaynaşırken. Sadece Kanada'nın başkanı mı? İngiltere Başbakanı David Cameron metroya biniyor, Alman Maliye Bakanı bisikletle işine gidiyor. Hiç birinin yanında koruma ordusu yok. Hepsi de sıradan insanlar gibi yaşıyorlar hayatlarını. İnsan elinde olmadan imreniyor ve de düşünmeden edemiyor neden diye?

Biz, doğuyla batı arasına sıkışmış bu kanlı coğrafyada yaşayan insanlar hiç tanımadık böyle politikacıları, alışkın değiliz. O yüzden de fotoğraftaki etten kemikten bir insan değil de sanki  uzaylıymış gibi gösterip duruyoruz Kanadalının ve diğerlerinin fotoğraflarını birbirimize. Eşe dosta: "Bak ne acayip bir şey bu. Başbakan seçmeniyle yan yana duruyor selfie çekiniyor, ailesiyle sıradan insanlar gibi sokakta yürüyor." diye yorumlar yapıyoruz.

Oysa, Başbakan dediğin vurdu mu susturur, bir bakışıyla binlere, on binlere haddini bildirir. Bar bar bağırır, meydanlarda bir kükredi mi aslan gibi, milleti karizmasına hayran bırakır. Türkiye'de politikacı dediğin budur. Ağır olmak, erişilmez olmak karizmanın gereğidir. Sadece AKP iktidara gelip memlekette Kasımpaşa havalarının esmesiyle olan bir şey değil bu. Tayyip'ten önce de, Özallar, Demireller, Tansular vs. hep meydanlardaki bu karizmaları üzerinden değerlendirilmiştir. Ne dediğinden çok nasıl dediği, ne giydiği, nasıl göründüğü önemli olmuştur. Meydanlarda karşımıza çıkan karizmaya güvenmiş, o karizmanın bizi yoksulluğumuzdan kurtaracağını zannetmiş sonra da defalarca havasını almış bir halkız biz.

Ankara'da yaşan bir vatandaş olarak şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakanken ofisten çıkışını görmek nasip oldu. Ankaralı olmayanlar için söylemek lazım, Başbakanlık binası Ankara'nın en işlek bulvarı olan Atatürk Bulvarı'na yakındır. Güven Park'ın yaklaşık yüz metre gerisindeki üst geçidin olduğu yoldan Başbakanlık araçları Atatürk Bulvarı'na çıkabilir. Bahsettiğim gün bu yan yolun bulvar girişi polis barikatıyla kapatıldı. Tam o sırada ne olduğunu anlayamayan bir özel araç Atatürk Bulvarı'na es kaza çıkıverdi. Hemen dibinde iki tane Yunus Polis bitti ve avazları çıktığınca megafondan bağırdılar: "Bas git layynn!!!. Yürü git layynnn!!!" Zavallı özel araç sürücüsü ne olduğunu anlayamadan koltuğunda korkudan dona kaldı. Yunuslar, aracın dibinden yoldan çıkıncaya kadar ayrılmadılar. Ben saftirik, ne olduğunu tam anlayamamıştım. Yolun kenarında bekleyen polis memuruna sordum, barikatın neden kurulduğunu. Birden yüzü aydınlandı genç polisin: "Başbakanımız çıkacak şimdi." dedi. Bir kaç dakika sonra da bir lüks araç seli belirdi Atatürk Bulvarı'nda. Aman Allah'ım. Sanki kişi başına milli geliri on bin doların altında bir ülkenin başbakanı değil de, Topkapı Sarayı'ndan Surre Alayı çıkıyordu Mekke'ye gitmek için. O ne ihtişam, ne debdebe. Jammerlar, Mercedesler, BMW'lar. Hepsi de bizim ödediğimiz vergilerimizle alınmış lüks araçlar. O kadar çoktu ki, dakikalarca önümden geç geç bitmedi. İçlerinden hangisine Recep Tayyip Erdoğan binmişti bilemedim. Türk olmaktan utandım. Genç polis memurununsa yüzünde güller açıyordu. Gözleri parlayarak, sanki hoş bir gösteri izler gibi bu araçlara bakıyordu. Gururla, hayran hayran. Aynı genç polise Kanada Başbakanı'nın Facebook'da paylaşılan fotolarını göstersek herhalde hiç bir şey anlamayacak, bazılarımızın o Kanadalı'ya niye imrendiği konusunda hiç bir fikri olmayacaktı. Çünkü onun için politikacı vatandaşı ezendir: Kodu mu oturtan, vurdu mu yere iki seksen seren. Boşuna dememişler, her millet hak ettiği gibi yönetilir diye.

Biz Türkler, Doğu ve Batı arasına sıkışmış bu acayip coğrafyanın kadersiz halkı, yarın ve dünün ârâfında karanlık bir bugünde yaşıyoruz. Bugünün karanlığını, yarına taşımak istemiyorsak değişmek zorundayız. Artık, meydanlarda karizmatik liderler değil, mantıklı konuşan, mütevazi, sıradan ama bilgili, becerikli politikacılar görmeyi istemeliyiz. Politikacı artık karizma sahibi değil, akıl sahibi olmalı. Nasıl dediği değil ne dediği önemli olmalı seçmen için. Ne talep edersek, onu alırız. Biz değişirsek bizi yönetenler de değişir.  

Erhan Salman bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 105
Kayıt tarihi
: 22.10.15
 
 

Librum Kitap'tan ilk romanım olan "İhanetten Sonra"yı yayımladım. Gündelik hayat ve siyasetle ilg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster