Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
436
 

Karmaşık düşünceler..

Karmaşık düşünceler..
 

Leylaklar.


“Lütfen değerli eşyalarınızı yanınıza alınız.”anonsunu duyduğumda açtım gözlerimi. Dışarısı yarı karanlık, gün doğmamıştı henüz. Otobüsten indiğim de yüzüme denizden esen ılık rüzgârın dokunduğunu hissettim. Çay mı, köpük köpük deniz mi? Kısa bir gel git den sonra geminin yan tarafına doğru yürüdüm. Arabaların içinde herkes uyuyor. Rüzgâra eşlik eden iyot kokusunu taa içime çektim gözlerim kapalı. Çenemi kollarıma yaslayıp, köpüklerin dansını izlemeye koyuldum.


Her şey uykudaydı. Karşıda yükselen binaların pencereleri sımsıkı kapalıydı henüz. Gemide uyku sersemi dolaşan birkaç kişi ve gecenin yorgunluğu, uykusuzluğu yüzüne ve cılız bedenine ağır bir yük gibi çökmüş çay satmaya çalışan hizmetliden başka hiç kimse yok ortalıkta. Gün doğarken, dışı siyahlara bürünmüş, içinde dağıtmaya çalıştığı hüznü ile bir kadın ve ılık bir esintiye eşlik eden dalgalar. Son günlerde elimden düşürmediğim kitabımdan bir cümleyi anımsadım. “Sana lâzım olan bir tek şu andır. Şu anın hakikatini yaşamaktır aslolan.” Öylesine büyüleyici geldi ki manzara, başıma kapüşonumu kapatıp, benliğimi huzura teslim ettim…


Yol boyunca ara sıra kitaptan uzaklaşıp, yemyeşil doğayı gözledim. Bahar’da hüzün olur mu?Ben de evet. Erguvan ağaçları, şeftaliler, erik ağaçları gelin gibi süslenmişler. Papatyalar, gelincikler sevinç içerisinde. Ama insanoğlu bir süre sonra zarar verecek onlara. Onların canlı olduğunu unutup dallarını kıracaklar üç beş meyve adına. Toprağında mutlu çiçekleri kopartıp vazolarına koyacaklar. Renkleri solmaya başlayıp, kurumaya yüz tutunca da çöpe atacaklar… Oysa ki şu an ne kadar güzel, rengârenk gülümsüyorlar…


Uzaklar da gördüğüm köyler de hüzün verir bana. Dağların eteklerinde, dere kenarlarında bizlerden çok farklı yaşamların olduğunu bilmenin heyecanı sarar içimi. İşte uzakta incecik bir yol. Traktörün üzerinde altı yedi kişi. Hepsi kadın. Belli ki tarlaya gidiyorlar. Gün boyu işleyecekler toprağı. Kadınlıklarını sorgulamadan, neden hep ben demeden…


Yeniden kitabıma döndüm. “Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengârenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret…” Arkama yaslandım. Yol boyu gördüklerimi, kendimi mutlu hissettiren denizi, kuşları, sessizliği, güneşin doğuşunu anımsadım. Her rengi gördüm şu dakikaya kadar. Gördüklerimi şu an başkaları görüyor. Altı saat öncesi “geçmiş” oldu bir anda. İstesem de geri getiremem o an duyduğum mutluluğu, sevinci…


-Nerede inecektiniz hanımefendi?


-Selçuk’ta.


-Bagajınız var mıydı?


-Evet.


Gözlüğümü çıkartıp, camlarına sinen olumsuzluğu sildim. Şimdi baktığım her şey daha güzel görünüyor…


31.3.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1320
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster