Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
641
 

Karmaşık hallerden...

Karmaşık hallerden...
 

..


Söylesene anne!

Hep doğruyu mu söylersin sen!

Bu yüzden mi her sıkıldığımda tekrar ederim şu sözü,

''Anneler her zaman doğruyu mu söyler'' derim bazen içimden bazen sesli...

Beni bilenler gülümserler bu sözüme, hatta ezber ettiler bilmeden...

Ayağım ne zaman taşa değse AH! derdin eskiden, için sızlardı bilirim...

Söylesene şimdilerde hissediyor musun beni yine eskiden olduğu kadar...

Bakma sen böyle kırgın sözler sarfettiğime... Hissetmeni istemem zaten...

Tuhaf duygular içindeyim biliyor musun...

Koca bir boşluk var içimde, bazen yolun başındaymışım gibi davransam da çoğu kez yolun sonundayım gibi hissediyorum... Anlaşamaz oldum kendimle... Bakma seninle konuşurken gülücükler attığıma...

Bişey eksik kendimde ya da hayatımda. Ne olduğunu bilemediğim tuhaf bir bilmece gibi anne...

Parçaları bir türlü bir araya getiremedim. Dönüp dolaşıp aynı noktada aynı kıskaçta takılıp kalıyorum. Balığın oltaya yakalanıp su yüzüne çıkarken ki çırpınışlarını görüyorum kendimde... Sonra biraz daha yaşasın diyor sanki zat-ı muhterem atıyor suya... Seviniyorum... Ve çok geçmeden yine aynı oltanın ağına düşüyorum....

Bu böylece tekrar edip duracak mı anne...

Söylesene!

Ben yanlışı nerede yapıyorum...

Ve yanlış bunun neresinde?

Yaşamaya çalışıyorum kendi halimde... Ellerimi ceplerime koyup yürürken sokaklarda, güzel bir ıslık çalmak istiyorum eskiden olduğu gibi... Aynı zamanda gülümsemek istiyorum korkusuzca... Dudağımda yarım kalmadan buselerim... Nerede unuttum ben gülüşlerimi de gülerken ansızın derinlere kayıyorum... Çekip içine almaya çalışıyor karanlıklar... Koluma öyle bir yapışıyor ki ıssızlıklar direniyorum tüm gücümle, kan revan içinde kalıyorum ve ansızın bir çığlıkla uyanıyorum... Sesimi kimse duymuyor o anda ve başımı kimse okşayıp bağrına basmıyor senin gibi...

Bunları sana anlatamam ki...

Sonra yüreğimin sıkıştığını... Boğulduğumu... Nefessiz kaldığımı da... Anlatamam...

İnsan hangi noktaya kadar dayanabilir kendiyle savaşmaya. Sürekli gardımı almış beklemekten yoruldum bilmem farkında mısın? Pes ediyorum desem kime ne kazandıracak? Hayır! sonuna kadar savaşacam desem kime ne kazandıracak hala anlamış değilim. Beni doğururken bir kullanma kılavuzum varmıydı anne? Ya da nasıl yaşanır anlatmışlar mıydı sana...

Bunları sana anlatsam bişeyler değişir mi...

Hayatımdaki boşluğu sen bulabilir misin anne...

Yine çok karamsar oldum farkındayım, boşver sen beni, gitmeliyim... Ellerimi sallayıp amaaan! dercesine bir boşvermişlik havasında... Ve çok sinirlendiğimde ya da üzüldüğümde yaptığım gibi aldırmaz bir kahkaha atmalıyım kendimin bile sinirlerini bozarcasına... Önüme gelen taşa bir tekme savurmalıyım var gücümle ki kendimin canını acıtıp bir silkelenme yaşayabileyim... Aldırma sen bana... Yaşıyorum hala nasılsa... Üstüme kilitlenmiş kapıyı birgün kırıp gideceğim ve o eksikliği ya da boşluğu dolduracağım...

Sen yine de şimdi al beni kollarına öyle bir sar ki... O eksiklik yerini seninle doldursun... Ağlayayım yumulurken koynuna ve yeşil sabun kokun doldursun cigerlerimi... Nefes sesin gelsin kulaklarıma... Yorulmuş ve zoraki soluk alışların... Ama ben söylemeden sen anla... Bilirsin ben hiç derdim var demedim sana... Sen bakınca anla gözlerime ve tek söz söylemeden yanlızca bağrına bas... Öyle bir of çek ki her zamankinden, tüm sıkıntımızı silsin süpürsün, götürsün.... Olmaz mı anne...

roji bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 701
Kayıt tarihi
: 27.02.09
 
 

Hangi sözcük anlatır ki benliklerimizi... Ya da kim tanır ki kendini tam manasıyla... Bazen, hırçınl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster