Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1133
 

Karne...

Karne...
 

Yarın karneler veriliyor.

Yine bir karne günü gelmiş. Zaman akıp gidiyor.

Dönemin başlangıcı daha dün gibi diyeceğim ama yorgunluk da var, diyemiyor ve çelişiyorum kendi kendimle.

Hem az zaman geçmiş gibi geliyor hem de, vücudum yorgunluk alarmı veriyor.

Kendi öğrencilik günlerimi hatırlıyorum. Karne günü öncesi uyku tutmazdı. Karne alınacak ya, büyük olay, çok heyecan...

İyi bir öğrenciydim ben. İnek tabir edilenlerden. Takdir belgelerim çoktur. Her döneme ait var. Çok işe yarar mı, manevi hazzı çok mu, tartışılır.

Sadete gelelim. O zamanlar iyi öğrenciler bile bir telaş karnelerini beklerlerdi. Şimdi yavrularımız bu konuları pek mühimsemiyor.

Soruyorum bugün 5, 6 zayıfı olan öğrencilere;

_Kaç zayıf var karnede?

_ Bilmem ki öğretmenim. Var işte bi'kaç tane...

Suratta umursamaz bir ifade, lakayıt tavırlar, nasıl olsa geçerim edası...

Eskiden öğrenci psikolojisi yok muydu, merak ediyorum. Şimdi aman dikkat edelim, çocuklar rencide olmasınlar, incinmesinler.

Aman çocuğumuzun psikolojisi bozulmasın. Dikkatli soralım:

_ Kaç tane peki? Bilmiyor musun?

_ Tahminen 5. Daha fazla da olabilir... Yarın annem bana kesin uçacak. Ha ha ha...

Bu arada sınıftan kahkaha sesleri yükseliyor.

_ Valla oluyor işte öğretmenim. Ne yapalım?

_ Ne yapalım çocuğum, moralimizi bozmayalım. İkinci dönem daha fazla gayret edelim. Sorun ortadan kalkar.

Dinliyor beni. Ancak aklından geçen sanırım şu: " Ne gerek var? Nasılsa alırım bir 45 geçiveririm. Kurul da var. Bana karada ölüm yok. "

Bir diğeri soruyor:
_ Öğretmenim, benim İngilizcem zayıf değil de' mi?

_ İyi olması mümkün mü?

Çocuk üç yazılısında da 45 altında not almış. Ne verilen performans ödevleriyle ilgilenmiş, ne de dönem içerisinde derse katılmış. Ağzını sadece dersi sabote etmek için açmış. Gerçi şimdi de espri yapıyor olabilir...

Bizim eğitim sistemimiz nitelikli, okuyan, düşünen, yorumlayan bireyler yetiştirmek üzere değil. Havadan her iki, üç, beş yılda bir yeni uygulamalar, bir el şıklatması ile okullara dayatılan yeniliklerle, alt yapısı oluşturulmadan, aslında bize ve koşullarımıza uymayan eğitim hamleleriyle bizleri Avrupa Birliği standartlarına taşıdığını düşünen büyüklerimizin eseri.

Yaşasın yarın karne veriyoruz. Veriyoruz ama...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öğrenci umursamıyor. Çok önemli değil zamane öğrencileri için dersin nereye doğru gittiği. Çocuklar haklı. Bir devlet bu konuda gereken duyarlılığı göstermeyip önüne gelene diploma verebilmek adına mücadele ederse sonuç bu olur. Getir beş zayıf ama geç bir üst sınıfa. Bundan daha vahim bir durum düşünemiyorum. Eğitimin bir anlamıkalmadı sevgili Parlak Işık. Hal böyle olunca Öğretmen olmanında tadı yok. Sevgilerimle.

Yıldız Nihat 
 29.01.2008 17:21
Cevap :
Sağolun. Öğretmenlik yapmak her daim güzel ama. ( Dört gündür okul yok ya, özledim valla. :) ) Sevgilerimle...  29.01.2008 18:19
 

Benim kızımında ilk karnesi o yüzden bu sevincim:) Gerçi dediğiniz gibi ben kızımdan daha heyecanlıyım... Hepsi pekiyi nasıl olsa anne dedi, kendinden emin bir şekilde... Ellerinize sağlık düşüncelerime öğretmen gözüyle tercüman olmuş yazınız... Sevgilerimle, iyi kalın.

mihasu 
 24.01.2008 22:51
Cevap :
Hayırlı olsun ilk karneniz. İnşallah bundan sonraki karnelerinin hepsi de aynı şekilde güzel gelir. Sevgilerimle.  24.01.2008 23:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 769
Kayıt tarihi
: 19.10.07
 
 

71 İstanbul doğumluyum. Öğretmenim. Şarkıdaki gibi, " bi' kızım var ve evliyim."..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster