Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzm Klinik Psk Şahin Çiftçi

http://blog.milliyet.com.tr/psikoterapinotlari

23 Ocak '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
48
 

Karne kabusu

Yine karne dönemi. Kimi öğrencilerin heyecanla beklediği bu dönem kimi öğrenciler içinse adeta bir kabusa dönüyor. Üstelik bazı ailelerde, yalnızca notları gösteren karne adeta kişiliğin yansıması olarak algılanıyor. Oysa karne, aslında çocukların dersleri hakkında hem öğrenciye hem de anne babaya bilgi vermek için hazırlanan bir belgedir. Bunun ötesinde anlam yüklemek hem çocuğa hem de ebeveynlerin kendilerine yaptıkları bir haksızlıktır. Bu yüzden çocuğu cezalandırmak, suçlamak, kişiliğine yönelik suçlamalarda bulunmak çocuğa bir şeyler kazandırmaz. Aksine çocuğunuzdan çok şey alıp götürebilir. Özellikle basında bununla ilgili oldukça tatsız haberlerle sık sık karşılaşmaktayız.

Düşük notta elbette çocuğunuzun sorumluluğu vardır, ancak ebeveyn olarak sizlerin de sorumlulukları olduğunu unutmamanız gerekir. Birçok araştırma göstermiştir ki aileler bu sonuçta oldukça etkilidir. Nitekim bazı deneysel çalışmalar anne babanın çocukla ilgisinin çocuğun okuldaki başarısında oldukça etkili olduğunu göstermiştir. Çocuğuna yakın ilgi gösteren, onun çalışması için uygun ortamları ayarlayan, çocuğunu destekleyen, başarısında ona övgü dolu sözler söyleyen, başarısızlığında dahi onun yanında olduğunu hissettirebilen ailelerin çocuklarının akademik başarılarının daha yüksek olduğu da bazı çalışmaların bulgularıyla desteklenmiştir. Diaz (1989) tarafından yapılan bir araştırmada; akademik başarısı düşük ve sınıfta kalma riski taşıyan öğrencileri diğer öğrencilerden ayıran en önemli etkenin, anne-baba desteği ve ilgisinden yoksunluk olduğu saptanmıştır. Aynı araştırmada, anne-baba katılık, tutarsızlık ve geçimsizliğinin de düşük okul başarısında önemli bir risk faktörü olduğu görülmüştür(akt. Çelenk,2003).

Çocuğunuzun hayatı okulda başlamaz ya da ders bittikten sonra noktalanmaz. Hayatı bundan ibaret değildir. O sizi duyar, sizinle yaşar, evde bir birey olarak vardır. Üstelik bir bilim adamı gibi meraklıdırlar, her şeyi bilmek isterler ve bunu araştırırlar. Sizden ipucu alırlar. Evde ki huzursuzluğu sizinle beraber yaşarlar, sizinle beraber üzülürler.  Bununla beraber her yetişkinde kolaylıkla görebileceğimiz gibi stresleri kendi “asıl iş” leri olan derslerine yansır. Demek istediğimiz düşük notun arkasında yalnızca çocuk yoktur. Tüm sosyal çevresi, sosyal yaşantısı durur bu notun arkasında.

Peki anne babalar düşük not karşısında nasıl davranabilir?

Elbette ebeveyn olarak, insan olarak bir an kızabilirsiniz, ancak önemli olan bunu kontrol edebilmektir. Böyle bir durumda çocuğunuzla hemen konuşmayın, sakinleşmek için kendinize vakit tanıyın. Böylece çocuğunuzla en iyi iletişimi kurabilmek için hazır hale gelirsiniz.

Bilmelisiniz ki o da bu karneden hoşnut değildir, karneyi size getirirken elbette o da üzülmüştür. Ama her ne olursa olsun bunu sizle konuşabileceğini bilsin. Bu karnenin, sizin ona olan sevginiz için ön koşul olmadığını hissettirin.

Unutmayın kötü bir karne asla çocuğunuzun kötü bir insan olduğunu göstermez. O yüzden çocuğunuzla konuşurken yalnızca ders sorunlarını ele alın. Başka problemleri o an gündeme getirmeyin. Çünkü o an konuştuğunuz yalnızca akademik başarıdır.

Birlikte çözüm yolları arayın, ona rehber olmaya çalışın. Düşük notların çalışılarak kurtarılabileceğini anlatın.

Tatilde kitap okumasını istiyorsanız öncelikle siz kitap okuyun ve bunu beraber vakit geçirebileceğiniz etkinlik haline getirin.

Düşük notların sebebini detaylı olarak araştırırken titiz davranın. Düşük notun arkasında bir çok etken olabilir. Örneğin tamamen sosyal (arkadaş çevresi vs.) sıkıntıları olabileceği gibi çocuğun kendisinin bile farkında olmadığı görme problemi, öğrenme bozukluğu, sınav kaygısı vs. gibi fizyolojik ya da psikolojik rahatsızlıklar da olabilir. Bunu tespit edip bir uzmandan yardım alın.

 

Uzm. Klinik Psk. Şahin ÇİFTÇİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 135
Kayıt tarihi
: 11.01.15
 
 

2001 yılında Hacettepe Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun olan Şahin ÇİFTÇİ, Okan Üniversite..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster