Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
764
 

Karne sevinci ve çocukluk

Karne sevinci ve çocukluk
 

Cuma günü ilköğretim ve liselerde çocuklar ve gençler karnelerini alacaklar. Bu yazı biraz ilköğretim hatta 1. ve 2. sınıf kısmen de 3. sınıftaki çocukların psikolojilerini yansıtacaktır diye düşünüyorum. Kendimden bahsedeceğim çünkü, dün gibi hatırladığım ve hatırladıkça da "Allahım ben ne safmışım" dediğim çocukluk hatıralarından.

Karne alacak çocukların heyecanlarını düşününce hatırıma geldi, ben ilkokulda karnemi aldıktan sonra ne yapıyordum diye.

İlkokulu İstanbul'da okudum. Ailemizin maddi durumu ve belki de alışkanlık itibariyle karneme babamın aferini ve annemin de öpücüğü hariç herhangi bir hediye almak nasip olmadı. Bunlar zaten en önemli ve değerlisi falan diye geyik yapmıyorum, ne yani bisiklet için o kadar ağlamasaydım ya da karakutu diye tabir edilen ve televizyona bağlanan atariden benim de olsa kötü mü olurdu :) Neyse şaka bir yana, karnemi ki hep pekiyi idi aldıktan sonra koşarak eve gelir ve anneme gösterirdim. Annemin öpücüğü sonrasında, üst komşumuz ve ev sahibimize gider bir de onların öpücüğü ve bir miktar nakit hediyelerini alırdım.

Ama hatırlayınca hala kızardığım ve yahu çocukluk işte dediğim bir kapı daha vardı ziyaret ettim. İsa Amca vardı mahallemizde, hatırlıyorum ilkokul birinci sınıfın karnesini almışım ve koşarak sokağa girince onunla karşılaşmıştık. Karneme bakmıştı, mahallenin çocuklarının eğitiminden kendisine pay biçer edayla ve pekiyileri görünce bir aferin çekip cebinden çıkardığı birkaç bozuk parayı da hediye olarak uzatmıştı bana. Hayattaki ilk karne hediyemdi İsa Amca'nın verdiği.

Sonra ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıf geldi ve ben her seferinde İsa Amcaların kapısını karne günü tıklatıp, geçen seneki karne gününden beri herhangi bir diyaloga girmemiş olduğumuz halde bana karne hediyesini para olarak veren tek insan olarak karısına "Teyze, İsa Amca evde mi?" sorusunu yönelttim. Ve her seferinde Kadriye Teyze'nin "İsaaa, Muzo geldi.." derken ki içten içe gülümsemesini ve İsa Amca'nın da yüzündeki bu çocuk para için geliyo kesin der gibi gülümseme ile "Eee Muzo, hepsi 5 mi yine?" demelerini hatırlatıkça kızarıyorum ve de gülüyorum kendi kendime...

Heee anne ve babam mı? Onların o zamanki yaptığım yüzsüzlüklerden hala haberleri yok... Eğer Kadriye Teyze ya da İsa Amca gülerek anlatmadılarsa tabii ki...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 02.05.07
 
 

Adım Muzaffer ama kısaca herkes Muzo der. Muz diyenlerde var beni kızdırmak için, arada kızsam da so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster