Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '19

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
300
 

Karne Zamanı ve Bir Öğretmen

Bundan tam 21 yıl önceydi. Anadolu’nun ücra denilebilecek bir şehrinin şirin bir kasabasında küçük bir ilkokul vardı. Bu okula mesleğinde daha çiçeği burnunda bir öğretmen görevine yeni başlamıştı. Kendisine 3.sınıfı vereceklerdi. Fakat iki hafta olmuş hala öğrencilerine kavuşamamıştı. Sebebini sonra öğrenecekti…

Sınıfını almış dört gözle beklediği öğrencilerine kavuşmuştu. Şimdi ilk veli toplantısını yapıyordu. Velilerden biri: “ Allahım, günahımız ne ki çocuklarımıza ya ücretli ya da tecrübesiz yeni göreve başlayan öğretmeni veriyorlar. Eğer biz de zengin ve torpilli olsak böyle mi olurdu?” dedi. Bu sözü öğretmen hiç unutamayacaktı. Bu söz onun hayat rehberi olacaktı. Ne iş yaparsam yapayım en iyisi olmalıyım ki insanlara faydalı olabileyim diyordu kendi kendisine. Daha yıl bitmeden şubeler arası seviye farkı kapanmıştı. Olay tavşan ve kaplumbağa hikayesini andırıyordu. Ertesi yıl sınıflar arası göç tersine dönmüştü. Bu öğretmeni daha çok kamçılıyordu. Mesleğine aşık olmuş, mesleğinden başka bir şey görmez olmuştu (aşkın gözü kördür derler ya). Kendini sürekli yeniliyor, geliştiriyor bu yetmezmiş gibi nerdeyse günün tamamında hep sınıfını ve öğrencilerini düşünüyor, onlardan konuşuyordu. Arkadaşları ondan sıkılmaya, uzaklaşmaya başladılar. Ama bu onun umurunda değildi ki. Bekardı belki ancak gerçekte işi ile evliydi. Okulundaki öğretmenlere soru soruyor tatmin edici cevaplar bulamayınca bu kez ilçenin belli başlı en iyi denilen deneyimli öğretmenleriyle iletişime geçip onlardan bir şeyler kapmaya çalışıyordu. Artık bu öğretmenlerin de bilgileri onu sarmıyordu…

Aradan üç yıl geçmişti. 1. Sınıfı almıştı. İlk öğretmenleri o, ilk öğrencileri bu sınıf olacaktı. İlkler hiç unutulmazdı. Diğer iki şubenin 21 ve 22 iken onun sınıf mevcudu 41 idi. Bu ona büyük bir özgüven ve sorumluluk vermişti. Ona göre çocuklar bir bilim adamından bile çok daha iyi gözlemcilerdi. Onlarla empati kurarak onları anlamaya çalıştı. Onlara sevecen ve içten davrandı. En büyük işi çocukların kalbini fethetmek olacaktı. Bunu başardığında gerisinin çorap söküğü gibi geleceğini hep bildi. Sabırla ve sevgiyle yaklaştı çocuklara. Hiçbir zaman dersi sıkıcı anlatmadı. konuları oyunlaştırıyordu. Derse başlarken sanki dünyanın en önemli bilgisini verecekmiş gibi çocukları motive ediyordu. O an ki sınıfın ihtiyacına göre eski konuları tekrar veya ileri ki konulara hazırlık olması açısından çocuklara ön bilgiler verebiliyordu. Öğretmen sadece sınıfta değil, teneffüste de, nöbetçi öğretmen değilse bile, öğrencileri ile birlikte vakit geçiriyor, onları kolluyordu. Öğretmen ile öğenciler arasında müthiş bir bağ vardı…

Öğretmenin en sevmediği günler cumartesi ve Pazar günleriydi. Çünkü öğrencilerinden uzak kalıyordu. Her gece yatağında imparator Fatih Terim gibi öğrencilerini uzun uzun düşünür, neler yapması gerektiğini kafasında canlandırırdı. Ona göre bütün öğrencileri iyiydi. Çünkü ayrı ayrı yetenekleri olmasına rağmen hepsinin ortak yanları gayretli olmalarıydı.

öğretmen sınıfa girdi. Tüm öğrenciler sevgi ve heyecanla ayağa kalktılar. Sanki sınıfa öğretmenleri değil de çok kutsal bir varlık gelmiş gibiydi. tüm öğrencilerin gözleri öğretmenlerine kilitlenmişti. Öğretmen eliyle oturun, işaretini verdi. öğrenciler saygıyla yerlerine oturdular. ama hala üzerlerindeki büyü geçmemişti.  Öğrencilere göre öğretmenleri insanüstü bir varlıktı. 0 yemez, içmez ve lavaboya gitmezdi. Sadece bir keresinde elinde su şişesi görmüşlerdi. bu durumu da büyük bir hayretle birbirlerine anlatıyorlardı, gerçeği kabullenmemelerine rağmen…

Eğitim öğretim yılının son günüydü. Öğretmenler öğretmenin elindeydi. Öğrenciler merak ve heyecanla birlikte kendilerinden emin ve gururla karnelerine bakıyorlardı. Öğretmen iki haftadır bu karneleri doldurmaya çalışıyordu. Acaba başarı neydi? Bu notlar kimindi? Öğretmen aradığı cevabı nihayet bulmuştu. başarı istekti, emekti, gayretti, sevmekti. peki ya sizce…

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 216
Kayıt tarihi
: 08.06.19
 
 

üniversite mezunuyum. bilgiyi öğrenmeyi ve öğrendiklerimi paylaşmayı çok seviyorum. en büyük haya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster