Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
298
 

Karnelerin asıl sahibi veliler mi?

Karnelerin asıl sahibi veliler mi?
 

türkform.net


Milliyet gazetesi eğitim yazarlarından Sayın Abbas Güçlü, 21.01.2012 tarihi Karneler kimin? Öğrencinin mi, velinin mi, Bakan’ın mı? Başlıklı yazısında veliler için şunları yazıyordu. “Veliler ise karnelerde bir sorun varsa bu hepimizin hatası görüşündeler. Sistemin sürekli değişmesinin öğrencileri de, kendilerini de fazlasıyla etkilediğini ve buna artık bir son verilmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Diğer taraftan MEB bakanı Sayın Ömer Dinçer’in karne zamanında yayınladığı tatil mesajında “Değerli veliler: Cesareti kırılmış, özgüveni zedelenmiş bir çocuğun hayatı boyunca hatırlayacağı olumsuz etkiler, telafisi her zaman mümkün olan karne notlarından daha önemlidir. Bu düşüncelerle çocuklarınızla birlikte sağlıklı, mutlu ve güzel bir tatil geçirmenizi diliyorum.” dedi

*******

Karne heyecanı elbette bir başkadır. “e-okul sistemi" sayesinde karne notlarını günler önceden öğrenilmesi, şimdilik öğrenci ve veliler açısından pek fark etmiyor. Okulun son gününde karnelerini almaya giden öğrencilerin ve onları gururla bekleyen velilerin heyecanı bir başka oluyor.

O gün, öğrenciler birbirlerine karnelerini göstererek elbette yüksek olan ders notlarından kendilerine gururlanma, bir övünme payı çıkartmaktadırlar.

Evde ise veliler heyecanla çocuklarının getirecekleri karnelerle, komşularına, eşine dostuna çocuğunun başarılı notlarını aktararak hem onunla gururlanma, övünme paylaşımları yapmakta, hem de kendilerine çocuklarının bu başarısından önemlice bir pay çıkartmaktadırlar. Hele birde çocuklarının“Takdirname, Teşekkür belgeleri” varsa…

Karnesinde kırık notları bolca olan öğrencilerde ise bu durumun tam tersi oluşmakta ve küçücük yaşlarda başına gelen “başaramama duygusu”  bazen çok ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Birde veli evde çocuğuna bu başarısızlığını başına kakarak hatırlatıyorsa…

Bu durum tamda bakanın işaret ettiği çocukta hayatı boyunca kalıcı olan olumsuz etkilere neden olabilmektedir.

Karnelerin en etkili asıl sahibi olan veliler, çocuklarının başarılı olmasını istiyorlarsa, mutlaka, her zaman okulla-öğretmenle işbirliği yapmak durumundadır.

Bilindiği gibi veli artık “e-okul sistemiyle”  hem çocuğunun devamsızlığını hem de derslerden aldığı notları rahatlıkla takip edebilmektedir. Buradan edinilecek bilgilerle çocuğumuzun başarısızlığına yol açan faktörleri tam zamanında öğrenmemiz ve acilen tedbirler almamız elbette mümkün.

Çocuğunu okulla işbirliği yaparak denetleyen, takip eden bir veli elbette çocuğunun başarısını artıracak ve onu daha iyi anlayacaktır. 

Bazı veliler, bırakın çocuğunu ara sıra takip etmeyi, veli toplantılarına bile gelmemektedirler.

Öyle ki velilerin, hem de önemlice bir kısmı, çocuğunun tüm eğitimini okula-öğretmene devrederek kendi sorumluluklarını öğretmene-okula yıkarak, çocuğuna karşı görevini yapmış biri olarak vicdanını rahatlatmaktadır.”

 Okul veli toplantılarına katılan velilerin önemli bir kısmı “çocuğun başarısını artırmak, onu daha iyi anlamak”  için neler yapabileceğini öğrenmek amacıyla toplantılara katılmıyor. Toplantılara daha çok  “benim çocuğum nasıl?” diye öğretmene sorarak, diğer velilerin yanında kendi çocuğu ve kendisi için övücü bir takım sözler duymak için katılıyor. Çünkü velilere göre “çocuğun iç başarısı, dış başarısından (Çetin Altan) daha önemli değildir.”

Diğer taraftan veli eğer çocuk başarısızsa, bu toplantılara çoğu kez elbette katılmıyor.

Karnedeki kırık notlar karşısında “Ben senin için her şeyi yaptım. Ders çalışman için her ortamı ayarladım. Her gün cebine harçlık koydum. Evde bilgisayarın var. Her gün okula seni arabamla götürüyorum. Kimin babası bunu yapıyor? Daha ne istiyorsun? Neden hala kırık not getiriyorsun” gibi beklentilerini sertçe dile getirerek “bir bedel ödetme gibi çocuğunun öz güvenini alarak kendini rahatlatıyor.”

Aileler eğitim açısından öğretmenlerden çok daha önemlidir. Eğitim ailede verilir. Ergenlik çağına gelen öğrenciler veya gençler aileden öğrendiklerini çevreyle-hayatla karşılaştırır ve karakter oluşturmaya başlarlar.

"Eğitim ev yerine okulda verilmeye çabalanırsa" öğretmenin yapabileceği fazla bir şey kalmaz. Mesela öğretmen kendi programını bırakıp "çocuklara sorumluluk öğretemez." Derslerde gürültü yapılmaması gerektiğini öğretemez. Doğal olarak sistemden gelen bir takım güçlükler karşısında da öğretmen,  en kolayından çocuklar üzerinde korku faktörünü kullanarak kendi programını-dersini uygulamaya çalışacaktır.

Sayın Dinçer mesajında velilere “Cesareti kırılmış, özgüveni zedelenmiş bir çocuğun hayatı boyunca hatırlayacağı olumsuz etkiler, telafisi her zaman mümkün olan karne notlarından daha önemlidir” derken konunun tamda özüne parmak basıyor.

 

moonlight1 bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O zaman anlaştık. Fakat bizim anlaşmamızla eğitimin içinde bulunduğu sorunlar çözülmüyor ne yazık ki... Son dönemde yaşanan SBS şifre skandalları, "100 Temel Eser" adı altında öğrencilere dayatıkları hilkat garibeleri ile ilgili zaman zaman gazetelere konu olan skandallardan haberiniz vardır sanırım. Şunu biliyoruz ki eğitim alanında ciddi sorunlar var. Ve bu sorunları milli eğitim okullara atarak, okullar öğretmenler atarak, öğretmen velilere atarak sıyrılmaya çalışıyor. Sorunlar konusunda hemfikiriz fakat çözümler konusunda anlaşamıyoruz sanırım. Birileri bilim üretiyor biz tüketiyoruz sadece. Üretime geçmedik, geçemedik. Üniversitelerimiz dünyanın ilk onuna giremiyor. İlk yüzüne girebiliyor muydu onu hatırlamıyorum fakat galiba biz bu işi görütemiyoruz. Biz bütün değer(li)lerimizi o bilimi üreten ülkelere kaptırıyoruz. Sorun belli. Altyapı. Ciddi anlamda beyin göçü yaşayan ülkelerden bir tanesiyiz. Umarım tüm olumsuzlukların önüne bilimsel eğitimi koyarak geçebiliriz. Selamlar

Ayrıntıda gezinmek 
 30.01.2012 23:46
Cevap :
Sorunların çözümü asında çok basit sayın Ayrıntıda gezinmek. Eğitim-öğretim "bilimin" işidir. Türk'e göre ayrı, Alman'a göre ayrı eğitim olmaz. Atatürk'ün "Hayatta en Hakiki Mürşit İlimdir" sözünü hatırlatırım. Bu yüzden derhal Milli ve İnanç vasıflardan Eğitim ayrılmalıdır. Bunu yaptığınızda öğretmen sisteme yalakalığı bırakarak asıl görevi olan öğretmenliğe dönüş yapar. Hem de müfredat programları tamamen değişir. Bunun yanında geçme-kalma sistemi yeniden düzenlenmeli, kılık-kıyafet serbest bırakılmalı ve bu gövdeye bağlı olarak tüm sistem yeniden dizayn edilmelidir. Katkılarınız için çok teşekkür ederim.  31.01.2012 19:09
 

O zaman öğretsinler. Ne yani.. Şimdi de vatan millet sevgisi mi suçlu demeye getiriyorsunuz? Vatanını sevmesin, milletini de, anasını babasını da, sadece ders notları yüz üzerinden yüz olsun. Bu mudur? Buysa... Toğrağı, böceği, çiçeği de sevmesin. Boşuna zaman kaybı. Ne gerek var değil mi? Bakın. Eğitim hayatının üzerinden yıllar geçmiş velilerin ödevler bakımından öğrenciye verebileceği çok fazla bir şey yoktur. Öğretmen bu öğretme işinin yegane sorumlusudur. Ne öğreteceğini de Milli Eğitim belirler. Eğer öğretmenler öğretemiyor, çocuklar da öğrenemiyorsa temelde bir sorun var demektir. Asıl karne alması gerekenler milli eğitim bakanlığı ve kadrosundakilerdir. Tutar nerede boş imam varsa milli eğitime atarsa boşuk doğar. O boşluk içinde çoğu ilköğretim mezunu çalışmaktan beli bükülmüş aileleri suçlayabilirsiniz. Aklayabilirsiniz kendinizi, kendilerini, kendimizi. Ama gerçeği değiştiremezsiniz. O da ortada bir sorun olduğu gerçeği. Bunun da asli sorumlusu milli eğitim kadrosudur. SLM

Ayrıntıda gezinmek 
 27.01.2012 23:24
Cevap :
Sayın ayrıntıda gezinmek, isteyen istediğini sever, bu konumuz dışında. Sistem üzerine elbette eleştirimiz gelecektir. Bu yazıda benim derdim kırık notlar yüzünden "velilerin öğrenci üzerindeki olumsuz etkisidir." ** Elbette öğretmen öğretir. Kendi konusunda öğretmelidir. Bu görüşünüzü destekliyorum. ***Hangi öğretmenin siyasi görüşü veya inançlarına göre vermek istediği terbiyeye(!) eğitime karşıyım ben. Ne öğreteceğini de Milli eğitim belirlerse bırakalım belirlesinler o zaman)))Eğitim bilimsel olmalıdır. Herhangi bir inanca göre veya rejimlere göre veya siyasete göre, hükümetlere göre eğitim elbette olmaz. Saygılarımla.  30.01.2012 20:09
 

Yahu. Şimdi de veliye mi yıkılmaya çalışılıyor eğitimdeki başarısızlık. Veli tabii ki önemlidir ama çocuk zaten bütün gün okulda, sonrasında dershanede. Türkiye şartlarında yüksek eğitimli sınıfa giren öğretmenler çocuğa tüm bunları veremeyecek, öğretemeyecekse bıraksın gitsin. Çocuğa sadece yemek yiyip bir iki saat kendine ayıracak zaman kalıyor. Onu da müsade edin kendi istediği gibi kullansın. Öğretmenlerin görevi vatanına milletine ve çevresine yararlı insanlar yetiştirmektir. Ailelerin sevgiden fazla verebileceği bir şey yoktur, olamaz da o kadar kısıtlı zamanda. Selamlar

Ayrıntıda gezinmek 
 26.01.2012 23:15
Cevap :
Bu yazı karnelerdeki kırık notlarda "velilerin etkisi" üzerinedir. Öğretmenlerin görevi, kendi konularında öğrenciyi en iyi şekilde öğretmektir. **Öğretmenin görevi zaten "vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirmek" diye herkes tarafından kabul görmektedir(!) Bu durumda karnedeki kırık notların "en önemli nedenini de" belirtmiş oluyorsunuz. Saygılarımla.  27.01.2012 13:01
 

100 temel eser + edebiyat dersi + din ve ahlak dersi + resmi tarih dersi + vatani, millet Sakarya dersi + içinde hak ve özgürlüklerin sözü geçmediği yurttaşlık dersi = EĞİTİM --- Karne iyi olsa ne olur kötü olsa ne olur? Fen derslerini bir kenara koyun ve bir eğitimci olarak çocuklara hangi bilgileri, ne tür bilgiler veriyoruz diye bir bilanço çıkarın, bakalım benim gördüğümü siz de görecek misiniz? Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 26.01.2012 15:28
Cevap :
MEB'in genel amaçları doğrultusunda, tamda yazıldığı gibi vatana, millete hayırlı evlatlar yetiştiriyoruz. Daha ne olsun. Tüm müfredat ve sistem bunun üzerine kurulu. Öğretmenlerin yapabileceği hiç bir şey yok. Çünkü çoğumuz zaten bu amaçlar doğrultusunda öğretmeniz. Saygılar, sevgiler.  27.01.2012 10:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 127
Toplam yorum
: 508
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 1688
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster