Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '18

 
Kategori
Peynir
Okunma Sayısı
40
 

Kars Gravyeri ve Fransız Comté Peyniri -2

Kars Gravyeri ve Fransız Comté Peyniri -2
 

Boğatepe Köyü, Kars, 2018


Yazının ilk bölümüne bir önceki paylaşımımdan ulaşabilirsiniz. Cem Seymen’in Comté yayınından edindiğim öğretiye dönersek, “coğrafi işaret tescili” diye bir kavram varmış. Bir ürün coğrafi işaret tescili aldıysa, ürünün spesifik o coğrafyayla özdeşleştiği ve belirli bir niteliği, kaliteyi ve itibarı olduğu anlamına geliyormuş. Bu tescili alan ürün korumaya alınıyor ve böylece taklit edilemez oluyormuş. Muhteşem değil mi? Tabi ki bu bilgi bana yetmedi ve biraz derinlemesine araştırmak istedim. WIPO (World Intellectual Property Organization) sayfasına ulaştım. Burada coğrafi işaret tescili tüm dünyada ne anlama geliyor öğrenilebilir, linki aşağıda tavsiyelerde vereceğim. Türkiye’mizin bu tescili almayı hak edebilecek 2.500 potansiyel ürünü varmış. Fakat bunlardan sadece 3 tanesi – Aydın inciri, Antep baklavası, Malatya kayısısı – AB tarafından tescillenmiş. Potansiyel ürünlerimiz içinde Afyon Mermeri de var Ayvalık Tostu da var Diyarbakır Karpuzu da ve daha pek çoğu. WIPO’ın coğrafi işaret tescili sayfasında, çok güzel hazırlanmış bir sıkça sorulan sorular bölümü var. Buradaki sorulardan biri de “coğrafi işaret tescilli bir ürünümün olması bana ne sağlar?” sorusu. Yanıt şu şekilde; rekabet avantajı, değeri artmış bir ürün, ihracat fırsatlarının artması ve daha kuvvetli bir markalaşma. Yani coğrafi işaret tescilli ürün sayımızı ne kadar çok artırırsak büyüme kapısını biraz daha aralamış oluruz. Kars Gravyeri henüz listede değil mesela. Tabi bir de şu var ki tescili almak işin sadece %5’i imiş, asıl iş bu tescili aldıktan sonraki saf aklı kullanma ve işleri yönetme.
 
Fransa’nın Comté bölgesinde üretilen Comté peyniri bu tescili alan ürünlerden. Bu arada Avrupa Birliği’nin tarım için verdiği yıllık teşvik bütçesinin %50’sini Fransa alıyormuş, inanılmaz değil mi? Comté peyniri yapılan tesisi videodan izledim, Kars’ta peynir üretimi yapılan tesisi ise canlı canlı gördüm. Tesisler arasında muazzam bir fark var tabi. Biri kooperatifle desteklenen, kurumsallaşmış bir üretim biçimi diğeri ise tamamen bireysel çabalarla yürütülmeye çalışılan üretim biçimi. Ürünler arasındaki farkı da şöyle açıklayayım; Comté peyniri son 20 yılda fiyatı sürekli artmasına rağmen talebi de artan çok az üründen biri.  Comté videosunu zaten siz de izlersiniz ama benim özellikle altını çizmek istediğim iki konu var. İkisi de Cem Seymen’in hemen hemen her yayınında dile getirdiği, Ahlaklı Üretim ve Kooperatiflerin Desteği.  Ahlaklı üretim konusunda hemfikir olmayan yoktur herhalde. Önemli olan bu ahlakı nasıl inşa edeceğimiz ve sürekli kılacağımız. Kooperatif konusuna gelince, kırsalın kalkınması dolayısıyla toplumun kalkınması için şart oluşumlar kooperatifler, Ekomüze’nin duvarındaki cümlenin altını bu yüzden çizmiştim. Kooperatifler, bireysel üreticinin katlandığı bütün zorlukları üstlenip, onların hayatlarını kolaylaştırırlar ve iyi kurgulanmış bir üretim sürecini yaratırlar. Öncelikle ürünün kendisini korurlar, üreticiye teknik servis götürüler, onlar için araştırma yaparlar, tanıtım yaparlar ve de tescil belgesinin gerektirdiği şartlarla denetimlerini yaparlar. Bu oluşumun önemini, bizzat Cem Seymen’in ağzından yazıyorum.
 
“Kooperatifin konusu olan ürünü bilen, bu ürün, üretimi ve dağıtımı ile ilgili bütün mekanizmalara hakim insanlar bir araya geliyor, üreticiyi yanına alıyor ve onun ürettiği ürünü dünyaya çıkarmak için kolları sıvıyor. Üretici maliyet baskısı altında ezilmek zorunda değil, ürettiğini sürekli pazara çıkarma sorunu ile karşılaşmak zorunda değil. Arkalarında güçlü kooperatifler olursa hem en iyi denetlenmiş şirketler kurulabilir hem de dünyanın en kaliteli ürünleri üretilebilir ve muazzam bir başarı kazanılabilir.”
 
Yazıya Kars’tan girdim, Ege’ye bir uğradım, Kars’a geri döndüm, Fransa Comté’ye gittim ve şöyle sonlandırmak istiyorum. Ülke dışındaki iyi örnekleri de görünce bir kez daha ikna oluyorum ki bizim sadece bireysel üretimleri iyi niyetle denetleyerek kurumsallaştıracak profesyonel kurumlara ihtiyacımız var. Ahlaklı üretim dediğimiz hadise, bu denetimler olmazsa dünyanın en olgun memleketinde bile sorun oluyor ki bu denetim ve kurumsallaşma işini çok sıkı tutuyorlar. Bunu yaparken de kraldan çok kralcı olmadan, herkesin önce iyi niyetini masaya koyduğu ve bilimsel yöntemlere başvurduğu bir ortamda yapmamız gerekiyor. Bizim, Kars’ın bir köyünde Ekomüze gibi pek çok kentte bile duyulmamış bir bilinçlendirme hareketi başlatacak enerjiye sahip insanlarımız var. Ürün çeşitliliği ve üretim potansiyelimiz zaten var. Sadece bu enerjiyi ve bu üretim potansiyelini, bir ahlaklı üretim sistematiği ve doğru pazarlama-satış stratejileri ile buluşturmamız gerekiyor. Bu buluşmayı gerçekleştirecek beyinlere, bu beyinlere yön gösterecek kurumlara ihtiyacımız var.
 
Ülkemi çok seviyorsam demek, bunları hayal etmek ne kadar güzel.  #haydiuretelim
 
Benden Tavsiye Etmesi:
 
Ziyaret Etmelik: Kars, her mevsimde çok güzelmiş. Mutlaka gidip görün.
 
Seyretmelik: Cem Seymen, Fransa Comté Peyniri, 
 
Okumalık: Coğrafi İşaret Tescili ile ilgili detaylar için 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 43
Kayıt tarihi
: 10.05.14
 
 

Amatör bir matematikçi (lisans), amatör bir ekonomist (yüksek lisans), amatör bir tarihçi (doktor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster