Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '14

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
75
 

Karşı çıkmış olmak için karşı çıkmak

Bir olgu veya sürece karşı çıkışın nedenleri veya amacı açık şekilde ortaya koyulmuyorsa "Karşı çıkmış olmak için karşı çıkmak"tan bahsediyoruz. O halde böyle bir karşı çıkış duygusal bir karşı çıkıştır ve düşünsel yönü güçsüzdür. Yeterli bulgu ve söylemlerle desteklenmemiştir. Bu sebeplerle de genellikle değersiz bulunur.

Söz konusu olan ister bireysel meselelerdeki karşı çıkışlar olsun ister toplumsal konulardaki, kanımca kişisel bütünlüğün sağlanmasıdır sorunun esası. Çağımız toplumunun temel sorunlarından biri olan parçalanmanın bireysel alandaki yansımasıdır. Duygusal dünyamız düşünsel dünyamızla bütünlüğü/uyumu sağlayamadığında parçalanmışlık hali ortaya çıkıyor.

Kanımca günümüz bireyi karmaşıklaşan toplumsal ilişkiler yumağında ve egemenlerin ideolojik bombardımanı ve yönlendirmesi altında gerçekliğin tahlilini yapma sıkıntısı yaşıyor.

Şöyle ki bir insanın yaşantısı ana-baba, toplumsal gelenek ve kültür, din, eğitim sistemi, yakın çevre, medya, hukuk sistemi, ekonomik ve siyasi düzen gibi pek çok etken tarafından önemli ölçüde belirleniyor. Bunca etkenin üstelik karmaşık bir şekilde iç içe geçmesi insanlara yaşamlarının gidişindeki olumsuz etkenin hangisi veya hangileri olduğu tespitinde zorluk çıkarıyor.

Kişiler bu etkenlerin hangilerinin belirleyici olduğunun tespitinde zorluk yaşayabildiği gibi asıl etkenin bizzat kendisi olup olmadığı konusunda da muğlak kalabiliyor. Bunda popüler psikoloji ve kişisel gelişim ekollerinde birey merkezciliğin hakim olmasının önemli rolü var kuşkusuz. Birey kendini dünyanın merkezine koyuyor. Daha doğru buna doğru yönlendiriliyor.

İşte bu şartlar altında dünyayı ve yaşamı açıklayacak, sistematik bir düzene koyacak referanslara ihtiyaç duyacağımız açık olmalı.

Ancak bu referanslar var olan sömürü düzeninin devamına tehdit oluşturduğu için egemenler tarafından dışlandı ve küçümsendi. Halka da önemli ölçüde benimsetildi. Felsefe yapmanın "entel dantel işi" olduğu veya "felsefe yapma" sözünün geçerli hale getirildiği ortamda "ideoloji" sözcüğü de terörün kaynağı sayıldı. "Örgüt" sözcüğü insanların ortak amaçları doğrultusunda bir araya geldiği toplumsal bir dayanışma değil anarşi  dayanışması olarak lanse edildi. Bu şekilde yaşamı ve toplumsal ilişkileri yorumlamayı sağlayacak enstrüman bulmakta zorlanan bireyler otomobil ve cep telefonu modellerini veya doğru beslenme şeklini yorumlamakta daha az zorlanır oldular.

Yaşamın genel anlamda yorumlanmasının aracı olarak felsefenin ve toplumsal ilişkilerin yorumlanmasının aracı olarak ideolojinin yol göstericiliğinin önemli ölçüde kaybolduğu bu ortamda bireyler karşılaştıkları sorunları yorumlamada sıkıntı çekiyorlar. Buna örgütlenme eksikliği sebebiyle bireylerin yalnız kaldığı ve örgütlenmenin pratik, düşünsel anlamda geliştirici etkisinden mahrumiyetin etkisini de eklersek durum daha da vahimleşiyor.

Hal böyle olunca bireyler yaşadıkları zorlukların etkisiyle duygusal olarak tepkiler verirken bunu düşünsel söylemler ile bütünleştiremiyorlar. Böylece olunca da "Karşı çıkmış olmak için karşı çıkan" bireyler gözlemeye başlıyoruz.

Söz konusu sorunu gidermenin yolu ise bu davranış şeklini küçümsemek değil felsefe ve ideolojinin rehberliğinde anlamlı bir bütünün sağlanmasına çalışmak. Ve bunu elbette bireysel çerçeveden ziyade örgütlü bir ortamda, başkalarıyla beraber, irdeleyerek, tartışarak aşmaya çalışmak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6819
Kayıt tarihi
: 03.04.11
 
 

Ege Üniversitesi'nden 1993 yılında diş hekimi olarak mezun oldum. 2010 yılından itibaren Fethiye ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster