Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
605
 

Karşı sokağımızdaki portakal ve mandalina ağaçları

Karşı sokağımızdaki portakal ve mandalina ağaçları
 

Üşenmez, her sene meyve verir.


Portakal ve mandalina’dan nasıl anı yazısı olur? Belki alacalı belceli, birazda sulu olur.

Ama sizin paşa gönlünüz olur derse afiyetle yiyin veya suyunu için. Bu kış günü C vitamini. Ooooh!... Yarasın.

Bizim apartmandan çıkıp önümüzdeki ana yolu geçer, çoğu karşıdaki ( çok eskiden Demiray sineması vardı ) o sokağa girer oradan gideceğim yere yönelirim.

Bu sokaktaki apartmanların önlerinde ufak ta olsa birer bahçeleri vardır. Bu özelliklerinden ötürü çok şirin, çok sevimli bir sokaktır.

Bu bahçelerde bir sürü meyve ağaçları bulunur. Bu ağaçlarının çoğu da portakal ve mandalina ağaçlarıdır. (Ayrıca çiçekler de vardır, onlara lafım yok, hatta bana faydaları bile vardır?)

Her yıl bu ağaçlar meyve verdiği halde, hiçbir apartman sakini bu meyveleri toplamaz ve de birilerine toplaması için girişimde bulunmazlar. (Her halde ayıp olmasın diye.) Giderler bir sürü para verip meyve alırlar.

İşte yıllarca gelip geçerken bu meyveleri niye toplamazlar diye aklımdan geçiririm? Bu arada meyvelerin bir kısmı yerlerde ezilir bir kısmı ağaçta çürüyüp telef olur.

Üzülürüm…

Bu yıl, nedense ağaçlar çok meyve verdi.

Ve de meyvelerin her yıl olduğu gibi dökülüp çürümesine gölüm razı olmadı…

Mutlaka işe yarasın istiyorum.

Sokak boyunca hesap yaptım, her ağaçta tahmini yirmi otuz kilo olsa, iki yüz, üç yüz kilo kadar gelir…

Apartman sakinleriyle konuşuyorum. Hepsi tamam toplatabilirsin, biz müsaade ediyoruz diyorlar ama benim gücüm buna yetmez. Ne yapayım derken aklıma belediyeye telefon etmek geliyor.

Şehrin birçok sorununu çözmek, belediyelerin görevi değil mi? Parklar, bahçelerdeki belediye görevlileri, kısa zamanda bütün ağaçlardaki meyveleri özenle toplarlar. Üstelik bunların alet edevatları da bu işe uygun.

Şehirde birçok yetimler yurdu, kimsesizler evi var, burada yaşayanlara meyveleri bir şekilde ulaştırırlar diyorum. Hemen telefona sarılıp arıyorum… Arıyorum… Arıyorum…

Meyveler toplanmış, yerlerine ulaşmış, ağaçlar mutlu ben de rahatım…

Aniden bir telefon sesiyle uykumdan uyanıyorum. Bu ağaçları düşünürken yorulup divana uzanmış, uyuya kalmışım…

Akşamüzeri evden çıkıp karşı sokağa girdim. O güzelim ağaçlarının üzerinde meyveleri öylece duruyordu. Birçoğu da yerlerde…

Bu arada ağaçların garip bir şekilde konuştuklarını duydum. “Bu sene de inadına bol meyve verdik, bakalım bunu anlayacaklar mı? Bir dahaki seneye nah… Bulurlar, iyi düşünsünler…”

Akşamın alacasında sokak kedileri, portakal ve mandalina ağaçlarının altında hala top oynuyorlardı…

ŞahinÖZŞAHİN

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eyvah Şahin,şimdide ağaçlarla mı konuşmaya başladın..Ama bu en üst derece..! Biliyorsun buna "empati" diyor kimi Ruhiyatçılar.. Esenlikler..

Erdal Ceyhan 
 22.01.2012 11:12
Cevap :
Her gün siyasi ortam ve medyadaki diyaloglar öyle bir seviyeye ulaştı ki!?...Ağaçlarla konuşmak daha sağlıklı. Bu arada sanal C vitamini cabası. Güneşli bir İzmir'den sevgiler.  22.01.2012 13:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1124
Toplam yorum
: 4331
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 211
Kayıt tarihi
: 11.02.09
 
 

Teknik ressamlıkla geçen çalışma hayatımdan sonra emekliliğini yaşayan bir kız ve bir erkek çocuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster