Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
524
 

Karşıyım karşı, her şeye karşı

Karşıyım karşı, her şeye karşı
 

Bir lisenin beden eğitimi salonunun kızlar soyunma odasındayız. Az sonra ders başlayacak. Dersin başlamasına böyle iki dakika kala, iki arayı değerlendirip, bir dereyi dumana boğmakla meşgul bütün arkadaşlarım. Küçücük odada göz gözü görmüyor. Kesif duman altından bir el bir paket uzatıyor bana da. Vereceğim cevabı pekala biliyor aslında ama ille de bana bir kez daha söyletecek.

-Teşekkür ederim, ben içmiyorum diyorum.

-Vaayy… diye dudak büküyor. Bravo sana…

Takdir cümlesinin her vurgusunda derin bir aşağılama var.

Sınıftakilerin hepsinden küçüğüm. 2 yıla yakın erken başladım okula. Ama hiç de sınıfın cici kızı falan değilim. Daha bir gün önce üç arkadaş sınıfın en arkasına oturup, vestiyerdeki bütün paltoların düğmelerini birbirine ilikledik usul usul, çaktırmadan. Paydos ziliyle birlikte paltolarına yapışanlar kördüğüm oldu bu yüzden…J) Hatta belki bu yüzden yere düşenlerden biri de oydu ve şimdi intikam alıyor aklı sıra.

Aklı sıra diyorum, çünkü bundan yaralanacağımı sanıyor. Oysa bu benim en büyük zaferim.

Sınıfta benden başka herkes sigara içiyor. Bu yüzden içmesem de sürekli duman altıyım. Üstelik sigarayı içeri sokmalarına ya da içerken yakalanmamalarına yardımcı oluyorum. Çoook erketelik yaptım.

Tam kişilik oluşturma çağındayız. Ama biz çoktan oluştu sanıyoruz. E oluştuysa eğer, herkese göstermek lazım. Büyüklerin hepsini sıraya dizsen bizimkiler kadar fiyakalı içenini bulamazsın. Yetişkinlik ne kelime, yetişkinin en fiyakalısının en daniskası bizim sınıftakiler...:))

Ben içmiyorum. Çocukken amcamın, “al şundan sıkı bir nefes çek” diye beni saatlerce öksürtmüş olmasının da payı büyüktür elbet ama benim asıl içmeme nedenim içen arkadaşlarımınkiyle tamamen aynı. Kişiliğimi ispat çabası içindeyim ben de onlar gibi. Onlar büyüdüklerini göstermek için büyükleri taklit ediyorlar, benim büyüklenme şeklim ise aykırı bulduğum her ne varsa, onun tam göbeğinden geçiyor.

Her şeye ne kadar aykırıysam o kadar bendim sanki. Herkes fenerliydi o yıllarda. Allah’tan ilkokul dörtten beri cimbomluyum. Bütün kızlar Tarık Akan hayranı. Amaaan o sırığın nesini beğeneceğim. Yelpazenin hala durduğum sol yanının (şimdiden farklı olarak) en kızıl göbeğindeyim ama herkesin sevdiği Karaoğlan’a gıcık oluyorum…gibi…

Aykırılık…!

Şimdi artık moda oldu. Bense çoktan vazgeçtim. Her şeye aykırı olmakla, sürüden olmamanın farkını fark edeli yıllar oldu çünkü. Hatta her şeyi olduğu gibi kabul edenler bir sürüyü oluştururken, aykırılık adına her şeye karşı olanlar da başka bir sürüyü oluşturuyorlar gözümde. Sıra dışı olmak öyle moda öyle moda ki; sıradanlık en sıra dışı şey artık.

Analitik düşünce yapısına geçemeyip hala romantik düşünce yapısında kalmış toplumlar böyleler işte. Akılcı ve güvenilir kaynaktan araştırma, sorgulama, doğru ve tarafsız algılama, akıl süzgecinden geçirme, ferasetle değerlendirme aşamalarındaki kavramlar, her duyduğuna inanma, iyi bilmediği bir konuda her türlü fikre sahip olma gibi kavramlarla kolayca karışıveriyor.

Bunun ardından gelen sentez, yani bulduklarını, bildiklerini, öğrendiklerini birleştirme yeteneği, kendi sentezlerini, kendi çıkarımlarını oluşturma yeteneği yok. Feraset yok ki yanına basireti koyalım.

Genel olarak ezberci düşünce sisteminin bir sonucu bu. Neredeyse genlerimize kazınmış. İcat çıkarma diye bir değimimiz bile var. İcat çıkarma..! Yani otur oturduğun yerde, yeni bir şey üretme, sana dikte edilenleri ezberlerle, ya ortama uyanlardan ya da muhaliflerden ol. Ama tamamen kendine ait düşünce ve çıkarımlarla ikisinin arasında bir yerde kalma sakın. Sana ait olan olmasın. Klişelere kategorilere sahip çık, her şeyi ya siyah ya beyaz olarak değerlendir, yiğidi öldür, hakkını da teslim etme. Muhalif olmayı sürüden çıkmak zannet, muhalif olduğun konunun canını çıkar ama sevabını teslim etme. Sen muhalifsen o siyahtır. Kara gözlüklerini çıkarıp beyazlarını ve diğer renklerini görme. Ondan yana olduğun her şey de beyazdır. Yakından bakma lekelerini fark etme…. İşte böyle uzayıp gider…

Yazdıklarım da uzayıp gitti. Ama diyeceklerim bitmedi. Nasılsa okuyanlarla peşin peşin pazarlığımı yaptım. Başsız sonsuz yazılar yazacağım diye. Yazdığımdan, ne kasdettiğimi tam anlayacak olanlardan da okeyi aldım gitti. O yüzden bir sonraki yazıda devam etmek ve tekrar görüşmek üzere sevgiyle kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

a,b,c,d,e şıkları arasına sıkıştırıp tüm hayatlarımızı ve bildiklerimizi ( Bu sistem daha çok 80 kuşağı çocuklarımız içindi ama kolayı sevenler zinhar çocukların derslerine yardım ede ede balıklama daldılar) Düşünmeyi unutunca da kulluk etmek ve gütmek daha kolay oldu elbet. sen hiç, 2000 bilmem kaça dair bir bilimsel proje ,plan duydun okudun mu? Bilim mi....sümme haşa ! Sen hiç easkilerde çocukları ticaret yapan başbakan filan duydun mu? Haa sahi bizim bilimadamı bir başbakanımız vardı, hatırlarsın, bol geldi bu ülkeye çoook boolll..Siyasetin en tepesindekilerin fotoğrafını çek, al işte sana Türkiye fotoğrafı! bu başı sonu belli olmayan yazılar ve yorumlar pek rahat ve özgür oluyomuş:)) Ben sevdim . Hoşçakal...

Neşe İleri 
 24.09.2008 12:53
Cevap :
Düşünmek ve kendimize ait fikir üretmek konusunu o kadar boşlamışız ki asırlar boyu; şimdi düşünmek adına yaptığımız şeyler bile aslında düşünmek değil. Ya bilgi sahibi olmadan fikir üretiyoruz. ya herşeyi kategorilere boğuyor klişelere hapsediyoruz. yada bir biçimde muhalif olduğumuzda bunu düşünce ürünü sanıyoruz. Oysa ki düşünmek hiçbir klişeyle çakışmamaktır. Çünkü her insan başka bir pencereden bakarak düşünür. Kendine ait düşünce üretmek ve klişeden çıkmak, kendi pencerelerini açıp kendi yollarını sunmak insanlığı da ülkeyi de kişiyi de zenginleştiren renklendiren birşey aslında... Umarım analitik düşünce ve sentez daha fazla girer hayatımıza... Bu arada teşekkürler benim başsız sonsuz yazılara katlandığın için..:)) öptüüümmmm  24.09.2008 15:43
 

Merhabalar Sevgili Yıldız. Vakanüvis'in sayfasında yorumunu okuyunca balıklama sayfana daldım. Baktım yepyeni taze bir yazı. Yazdıklarına katılıyorum ama bu bakış açıları var ya aykırı olmasa da içinden geçeni doğrudan söyleme işte bu yüzden insan kendini yine de hiç bir gruba ait göremiyor. Şunun şu düşüncesi mükemmel ama şu düşüncesi de çok sakat ya da dün söylediği yerindeydi ama bugünki neden böyle? Bu bakış açılarıyla bakıldığında aykırı değil de içinden geçen kendi doğrularını söyleyen bi gruptayız yani ezber olanı değil de ...Neyse uzatmayayım. Bir Dinazorun anıları var bende ama henüz okuyamamıştım. Şu anda çok radikal bir karar almak üzereyim ve kitapları sonuna kadar okumaktan beğenmesem de okurdum vazgeçeceğim. Yazılarından ve yorumlarından herzaman bi şeyler öğreniyorum genç arkadaşım. selam ve sevgilerimle.

Ezgi Umut 
 10.09.2008 13:43
Cevap :
Sevgili Emel sizlerle tekrar buluşmak ne güzel. Aykırı olmaya bir itirazım yok benim ama sırf aykırı durmak adına herşeye karşı olma gibi bir tavır moda oldu son yıllarda. Söylenmemişi söylemek adına değerler parparça. Değişim esastır ama bazen söylenmiş olan da geçerliliğini korur asırlarca.Beni biraz tanıdıysan eğer, sorgulamadan hiç birşeyi kabullenmeyeceğimi bilirsin.Ama sorguladıktan sonra evet bu da böyleymiş ya da doğruymuş da denebilmeli.Bazı değerlerin doğruluğunu kabul etmek sürüden olmayı gerektirmiyor.Aksine bin yılların süzgecinden geçmiş öyle bazı değerler var ki, onların geçerliliğini görmek için Amerika'yı yeniden keşfetmek gerekmiyor. Genç arkadaşım deyince önce anlamadım..:)) Sonra acaba 38 yaş konusu için mi diye düşündüm..:)) Bir dinazorun anıları, Orhan Pamuk'un Benim adım kırmızısı ile aynı zamanda ve on yıl önce yayınlandı. Ve ben ikisini aynı dönemde yani 38 yaşındayken okudum. Yorumlarım ve cevaplarım da bloglarım kadar daldan dala oldu galiba..:)) Sevgileriml  10.09.2008 15:07
 

Yazıyorsunuz ya yeniden o çok sevdiğim "Yıldız Hanım üslubu" ile.:) Çok çok sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 10.09.2008 11:52
Cevap :
Hoşgörün için çoook teşekkürler ve kocamaaan sevgiler..:))  10.09.2008 14:41
 

Zevkle okuduk efendim!

yeşilsoğan 
 05.09.2008 20:55
Cevap :
Zaman ayırdığın için teşekkürler ve kocaman sevgileeerr..:))))  06.09.2008 11:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1145
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster