Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
688
 

Katıl ama asla vazgeçme...

Katıl ama asla vazgeçme...
 

Kırık dökük uyandığım bir sabah daha...Sanki bin parçaya bölünmüşüm de o parçaları nasıl birleştirip nasıl yeniden ben olacağımı bilemiyormuşum gibi öylece oturuyorum yatağımın içinde. Kalkıp giyinmek, kendimi zorlayarak kahvaltı yapmak, darmadağın saçlarımı toparlamaya çalışmak, ayakkabılarımı giyip yola düşmek ve işe gitmek zorundayım. Birden, bu zorunluluklardan nefret ettiğimi tekrar ede ede sokaklarda yürüdüğümü, etrafa bomboş gözlerle bakarak hiç bir şeye dikkatimi yöneltmeden öylesine geçip gittiğimi düşünürken yakalıyorum kendimi. Avuç içlerimi ayılmak için ama daha çok da az önce kafamın içinden geçen hayalden kurtulmak için hızla yüzümde gezdiriyorum. Söyleniyorum kendi kendime: "Sabah uyanır uyanmaz günün resmini çiziyorsun. Bu resmin sınırlarını belirleyip gün içinde olan herşeyi o sınırlar içine tıkıştırıyorsun. Olan güzel şeyler ise böyle huzursuz ve huysuz çizdiğin resmin içine girmeyi başaramıyor."

Hızla fırlıyorum yataktan "başka bakmalı başka bakmalı..." diye diye...Dudaklarım kıpırdayıp duruyor bir dua okur gibi. Sürekli tekrarlıyorum içimden "başka bakmalı, başka bakmalı..." Aynada solgun ve yorgun görünen yüzüme gülümsüyorum. Bu gülümseme öyle sarkıyor ki yüzümden çok komik görünüyorum. Bu komik görüntü beni bu sefer gerçekten güldürüyor.

Ve gün başlıyor.Debeleniyorum. Yürümemek için direnen huysuz bir at gibi ruhum. Onu çekiştirip duruyorum yürüsün diye. Arada bir azarlıyorum çünkü sabrımın bu huysuz ata karşı tükendiğini hissediyorum. Oysa biliyorum bu huysuz atın tatlı sözlerle yatıştırılması ve koşmak için usul usul hazırlanması lazım.Önce katılaşan bacaklarını açması, kaslarını bu koşuya hazırlaması lazım...Deniyorum...

Dışarda başlayan günün içine girmeye çalışıyorum şimdi. Kendimi günün dışında gibi hissettiğim ve huysuz atımı çekiştirip durduğum böylesi sabahlar için ufak reçetelerimden birini cebimden çıkarıyorum. Böyle zamanlar için, hayatın dışında kalıp da içine girmeye mecalim olmayan zamanlar için hazırladığım küçük reçeteler bunlar... Hani duran bir ruha "koş durma koş" demek için hazırlananlardan... Bu sabah onlardan birine ihtiyacım var biliyorum. O küçük reçetem ılık bir gün ışığı gibi odama dolmaya başlıyor, Mazhar Alanson'un o güzel sesi ruhumun gözeneklerinden geçip içimde patlayan tomurcuklara sebep oluyor... "Benim hala umudum var...İsyan etsem de istediğim kadar" Gelmesi beklenen çok parlak gündoğumları gibi...Devam ediyor: "Güzel günler bizi bekler...Eyvallah dersin olur biter..." Defalarca dinliyorum ve defalarca onunla birlikte söylüyorum. O huysuz at başını sallayıp duruyor sonra sakinleşiyor. Gergin kasları titreşiyor ve derisi parlamaya başlıyor. Yeni başlangıçlara merhaba diyor yola düşüyorum...Biliyorum güzel günler bizi bekliyor...ve Eyvallah diyorum... Mazhar Alanson devam ediyor: "Hayran hayran seyret...İster katıl ister vazgeç..."

Hayran hayran seyredeceğim ve katılacağım o koca kalabalık içine akıyorum şimdi...Katılacağım ve asla vazgeçmeyeceğim...

RESİM:Giuseppe Mariotti

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

beni hüzün uykularımdan uyandıran "şarkı"..birde sertabdan..hadi yüreğim ha gayret !..aynı melodiler eşliğinde güzel günlere sevgiyle arkadaşım..Sevgiler..

aygoz Özlem Eryoldaş 
 01.05.2007 0:19
Cevap :
Canım Özlem, Aslında hayata tutunurken belki de şarkılar çok önemli rol oynuyor. "Hadi yüreğim ha gayret" benim de artık dayanamayacağımı sandığım zamanların şarkısıdır :) Kucak dolusu sevgilerimle....  01.05.2007 8:43
 

Ruhun dört nala olduğu kimi vakitler, hayat da doludizgindir. Gölgeyle yarış tutmak gibi yaşamda varlığımız. Kırbacın en can alıcı noktasıysa, bunu farkına varmamızdır ;) Kaleminize sağlık. Dili güçlü, duygusu yoğun bir yazı olmuş. Sevgiler...

Nazan Adıgüzel Köseoğlu 
 06.04.2007 17:26
Cevap :
Sevgili Nazan, Çok teşekkür ederim.Kucak dolusu sevgiler...  06.04.2007 18:34
 

Şaka bir yana herşeyi son cümlende özetlemişsin:"katılacağım ve asla vazgeçmeyeceğim"...Kalabalığın arasına akarken Hüsnü Şenlendirici kulağına nağmeler üflesin...Selamlar.

Ahmet AYDIN 
 05.04.2007 4:10
Cevap :
Sevgili Ahmet Bey, Asla vazgeçmek yok asla...Hüsnü Şenlendirci'yi Sevgili Dostum Ahmet Bey için bir kez daha dinleyeceğim :) Kucak dolusu sevgilerimle...  05.04.2007 8:38
 

Bu fırtına durulur mu? Benden adam olur mu? Korkarım aşka zararım dokunur mu? Çokomelim benden adam olmazda... Senden de bir kitap gelmezse adam olmayan kuzeninden ciddi bir tavır gelir haberin ola.. Hemen çalışmalara başlamanı rica eder gözlerinden öperim:))) benimde umudum var kırık dökük yanlarımı toparlayabilmek için.. Bu şarkı kocaman bir hayatın özeti gibi değil mi? Bu güzel yazı ancak benim bal küpümden gelirdi zaten.. Kocaman öpüyorum senii.. Sevgiler

Hoşsada 
 04.04.2007 20:41
Cevap :
Canım Sedacığım, Senden adamların hası olur be kuzen...Kitap? Söz söz başlayacağım.Biiyorsun senin kuzen tembel biraz.Umudumuz tüknmesin kuzen, tükenmesin ki kırık dökük yanlarımızı daha kolay toparlayalım.Kucak dolusu sevgiler kocaman öpücükler...  04.04.2007 23:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1069
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster