Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
750
 

Katil yalanlar öldürüyorum, ayrılığın zehrini içirip dudaklarıma.

Katil yalanlar öldürüyorum, ayrılığın zehrini içirip dudaklarıma.
 

Ayrılıkların rengi kızıldır.


I

Yeni bir yaşın ilk günleri. Sanıyorum hayata olan borcumu sayfa sayfa yırtılarak ödedim. Her yırtılan sayfaya yazmaya çalıştığım kendiminde, yırtılmasına göz yumarak. Ne kaldı ki geriye birkaç yırtılacak sayfamdan başka. Tanrıların giremediği odalarda vurgunlar yiyerek, sürgünler verdim kırgın çocukluğumun büyümüşlüğüne. İçimin dinmiş kırk ikindi yağmurlarının damlalarına serpilmiş hüzünlerin misket bombalarının patlamışlığında açtım mutluluklara tomurcuklarımı. Acıyla ovulmuş gözlerimi, gözyaşlarımda boğup bakışlarımın kızarıklığında açarken, yine büyük bir hayal kırığı göçüğü. Yitirdim bütün masumiyetimi, sökülmüş tırnak acısı gibi sancılanıyorum şimdi, kendi içimin girdabında.


II

Bugün yazmaliyim, satırlara bile borcumu, son harfine kadar ödemeliyim. Çok borçlandım hayata, o yüzden artık ödenmemiş borçları ödeme vakti. Ödünç feryadların suskunluğunda çoğaltıyorum gitgide eksikliklerimi. Ne karanlığa düşen aydınlık filizleniyor kendimi hapsettiğim karanlık odamda, nede aydınlığa sürdügüm karanlık kapatıyor içimin durmadan kanayan yarasını. Hergün şafak vakti, sürerken derin yaramın alazına günesin doğum sancısındaki kızıllığını, ipotekli yarınlarlar biriktiyorum yaşamın kamburuna. Ödenmeli. Her ne pahasına olursa olsun bütün bedelleri ödeyip kurtulmalıyım kendime yüklediğim yüklerden. Saklı tutmalıyım gelecek inancımı, yarınları nadasa bırakarak. Bu zamana kadar beklentilerime ektiğim tüm hayallerin hasadını aldım nasılsa. Hep borçlu çıktım, karşılamadı hasatların getirisi. Hep yeni hayallere borçlanarak sürdürdüm inancımı, incine, incine. Hep takvimler belirledi mevsimleri benden habersiz. Kendimi, kendi hayatımın kenar süsüne benzettim hep.


III

Yeniden düşünmeliyim şimdi, köse başındaki çiçekçiden bir çiçek almalıyım, kendi kırgınlığımı kendime affettirmek için. Kendimin karanlığına bir mum yakmalıyım „biliyorum yanan mum sadece kendini aydınlatmaz“ ama olsun be, kıyıda köşede öylesine tükenmektense yana, yana ışıya, ışıya tükenmek daha güzel değil mi? Tümdengelimli doğrularımla tümevarmaliyim. Bütünselliğin kovuğunda bırakmalıyım yarısı tüketilmiş umutları. Mahçup bir utangaçlıkla siliyorum şimdi adını yüreğimden. Aslında şuana kadar yazdıklarımın gizli öznesi sensin.Seni, senin içine gizlemektende bıktım. Ìntihar sözcüklerle seni sevmekte, sana dokunmakta hergün kendime yaptığım işkence. Anla beni ne olur desem, anlam bile yitiriyor anlamını. Mağdur edilmiş, makûs mağrurluğumu gözlerimden düşen bir çift şeffaf zarda yitirirken, çokta gocunmuyorum aslında. Biliyorum beklentiler geleceğin kuytusunda şekilleniyor. Manidar bulma yazdıklarımı, gerçek manalarından koparma. Çıkağı neyse orada boğumlanmalı herşey.


IV

Tekin olmayan eylemlerin paronoyasında şekillenirken korkular, en düpedüz, en mahşeri cehennem şekliyle yaralamak istiyorum kendimi. Seni güneşin aydınlığına bırakmak istiyorum, tuzlu bir su damlasıyla kutsayip. Kapı ardında bekleyen bir çift yaşlı göz olmana müsade edemem. Dökemem üzerine içimin hiç bitmeyen kezzaplı karanlıklarını. Ben seni yoktan var ettim içimin derinliklerinde, şimdi bende kalan son umut kırıntılarını doldurup çıkınına, çıkınını tutuşturup gözlerine, azad etmeliyim yüreğimden. Mütedil bir rüzgara döküyorum sensizliğimin kurumuş mürekkepli şiirlerini. Kekremsi veda öpüş tadı dudaklarıma yağarken, hadi tut artık gidişinin ellerinden, şimdiden avuçlarımda biriken sensizliğimi dökeceğim, tez gel diye ardından. Bakma sakın, durup dönüpte bakma, yağmalama yine, yeniden beni. Ne olur mahmuzlama şaha kaldırma acılarımı.


V

Ben süreğen sagularıma bunaltıcı, tedirgin edici mülteci hıçkırıklar ekerken, sen hep kuru tut göz pınarlarını. Sakın düşürme içindeki cüzzamlı yalnızlığa kendini. Alegorik heykellerin sert ve gamlı durgunluğundan bir suret edin kendine.Dik ve mağrur olsun başın. Tutsak et gözyaşlarını gözlerinde, değmesin yanaklarına tuzu. Gözyaşlarınla hiç ama hiç ıslanmasın gülüşlerin.


VI

Çıplak, serkeş bir kıygıda feryadlarımın dişleri sökülürken, çatlamış dudaklarıma kirpiklerimdeki rengarenk ıslaklığı beziyorum. Gelecekte kaybettiğim mutluluğun yaşını gömecek mezarlar kazıyorum şimdi, seni uğurladığım yollara.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 871
Kayıt tarihi
: 06.10.08
 
 

İzmir ili Torbalı ilçesi Karakuyu beldesi doğumluyum. İktisat fakültesi 2.sınıf terkim. 18 yıldır Al..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster