Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
479
 

Katillerin son yemeği

Katillerin son yemeği
 

Geçenlerde yurt dışında bir olay olmuştu. Şizofren bir hasta, hastanede yattığı süre içerisinde sürekli aynı filmi izliyordu. Filmin başkahramanı, kurbanlarını öldürüyor, öldürdükten sonra etlerini kesiyor ve bu et parçalarını yiyordu. İddiaya göre doktoru onu iyileşme süreci tamamlanmadan hastaneden taburcu etmişti.

Peki, hastaneden çıkan bu adam ne yapmıştı? Önce bir arkadaşını öldürmüş,ardından kalça etinden kestiği bir dilim eti bir bardak şarapla yemişti. Sonra da onu taburcu eden doktora dava açılmıştı.

Şimdilerde de Alman yamyam Armin'den bahsedilior. O da tıpkı Hanibal Lecter gibi kurbanlarını öldürüyor ve etlerini buzdolabında saklıyordu. Hatta kurbanlarından birinin ayağını kesmiş, soslamış ve ardından fotoğrafını çekerek internette yayınlamış.

Bu tip bir olay ilk defa Türkiye'de geçen günlerde Ankara'da meydana geldi. Olayı haberlerden izlediğim günün gecesinde hem uykusuzlukla hem de korkuyla boğuştum.Sabahı zor ettim.

Düşündüm, bunlardan etrafımızda kaç tane daha var diye. Kim bilebilir, belki yan komşumuz belki de aynı evi paylaştığımız bir kişi.

Bunları birilerini korkutmak için söylemiyorum ama insan kime güvneceğini bilemiyor.

Peki, kim bu yamyamlar? Ya da yamyam sandığımız bu insanların asıl amacı ne? Neden bunu yapıyorlar?

Aslında onlara yamyam demek hiç de doğru bir yaklaşım değil. Bütün toplumlarda her zaman akıl hastalarına deli gözüyle bakılmıştır. Onlar her zaman toplum tarafından dışlanmışlardır. Çok eski toplumlarda zincirlere vurulmuşlar hatta yakılmışlardır.

Örneğin şizofrenlerde büyük yıkımlar söz konusudur. Onlar bizim gibi değildirler. Çünkü onların düşüncelerinin kapsamı ve oluşumu, uyaranları algılamaları, duygulanımları, kimlik duyguları, gerçeği değerlendirmeleri ve kişilerarası ilişki kurma yetenekleri bozulmuştur.

Her ne kadar bizim aramızdalarsa da aslında ruh sağlıkları incelendiğinde onların kendine has,apayrı, bizim anlayamayacağımız bir dünyaları olduğunu görürüz. İşte bize garip gelen, bir türlü aklımızın eremediği davranışları bu nedenlerle ortaya çıkmaktadır.

Birçok kuramcı bu hastalığın nedenini açıklamaya çalışmışsa da gerçek nedeni tam olarak bulunamamıştır.

Onlara ne kadar kızsak da insanlıktan uzaklaşmış olduklarını düşünsek de aslında onların hasta birer insan olduğu gerçeğini yadsıyamayız.

Hasta oldukları için onları suçlayamayız da.

Asıl olması gereken ise şu: Onların uygun ve korunaklı ortamlarda gerekli bakım ve tedaviyi almalarının sağlanması, ailelerinin desteklenmesi, sosyal destek kaynaklarının harekete geçirilmesi.

En önemlisi de hala bir yasası olmayan psikiyatri hastalarının gerekli yasaya kavuşmalarının sağlanması. O zaman hem toplumdaki diğer sağlıklı bireyler hem de bu gibi hasta bireyler toplumda gereken güveni, huzuru elde edeceklerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ciddi işlerle ciddi adamlar ilgilenir.Bu konuların toplumu rahatsız ettiğini görerek ve bilerek gerekli tedbirler alınmıyorsa demekki ciddi adam mı yok acaba? Halbuki herkesi tedirgin ettiği gibi daha geniş psikolojik sonuçların beslenmesine neden olmaktadır. Böyle sosyal konuda yazmanız iyi olmuş. sevgilerimle-selam.

Nariçi 
 22.09.2007 14:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 900
Kayıt tarihi
: 13.01.07
 
 

1979 Giresun doğumluyum. Kendimi bildim bileli kalabalığı sevmem. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. He..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster