Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2799
 

KATRE-İ MATEM

KATRE-İ MATEM
 

www.kitapyurdu.com adresinden alıntıdır.


Uzun zamandır paylaşamamıştım okuduklarımı. Kopup gitmiş, savrulmuştum iyice... Ama 2010 Yılı için okuduğum,özümsediğim, beğendiğim ve hatta beğenmediğim, yazmaya değer gördüğüm tüm kitaplar hakkında paylaşımda bulunmaya karar verdim BLOGDAŞlarımla...

Son dönemde hazırlanmakta olduğum sınavın da etkisiyle tarih ağırlıklı kitapları tercih etmeye çalışıyorum. Her ne kadar roman olması ve arka planda değerli bilgiler barındırmadsını istesem de diğer yandan da salt bilgi ve araştırma ağırlıklı kitaplar olmamasına gayret ediyorum. Zira tarih okumak bana bir işkence gibi geliyor(du). Şimdilerde sevmeye başladım yeni yeni, bu yüzden de henüz barışmakta olduğum tarih kitaplarına tekrar küsmemek adına en kolay okunan, bilgilendiren ama bir o kadar EDEBİ tat bırakan yapıtları seçmeye çalışıyorum titizlikle.

Bunlardan ilki 30.Aralık2009 tarihinde başlayıp 2.Ocak2010 da bitirdiğim ve bitmesini hiç istemediğim Değerli İSKENDER PALA'dan KATRE-İ MATEM... Namı diğer CÜCE MORU...

Kitap olağan üstü büyülü ve insanı o günlere götürecek kadar sürükleyici. Öncelikle kitap tarihi arka planda kullanmakla birlikte aslında ana tema olarak da işliyor nakış nakış. Oldukça açık bir dille yazılmış, yazıldığı devrin dilini yansıtmakla birlikte anlaşılır bir eser.

Anlatılan dönem 18. yy Osmanlısı...Sultan III.Ahmet dönemi, bir başka deyişle LALE DEVRİ... Eğlencenin ve sanatın en dorukta yaşandığı İstanbul günleri. Yeniçerilerin asileştiği, Edebiyatın değer kazandığı, imar politikalarının hızla devam ettiği, başta Sadrazam olarak Damat İbrahim Paşa'nın bulunduğu dönem...

Lale'nin baştacı olduğu, farklı renk ve özelliklerde lale yetiştirmenin en mühim mesele haline geldiği ve hatta Lâle yarışmaları düzenlenerek en güzel seçilen Lale sahiplerinin ödüllendirildiği dediğim gibi LALE'NİN BAŞ TACI olduğu dönem.

III. Ahmet'ten önce hükümdar olan abisinin kimselerin bilmediği şehsadesi KARA ŞAHİN adındaki yağız delikanlının Lale devrinde külhanbeylerinin yetişiği alanda Lahzar'ın gömleği denilen iki başlı tek vücut ve iki kollu gömleği birlikte giyerek kardeş olduğu ve öz kardeşten ileri sevdiği Yeye ile Lale ûstadı Katip Çelebiyi tanıması ve hayatının geri kalan bölümünde evlendiği gece (gerdek sabahı) uyandığında etleri parçalanmış olarak bulduğu, kahrolduğu ve katilini bulmaya and içtiği güzeller güzeli karısına duyduğu derin aşk anlatılıyor kitapta. (Tamam itiraf ediyorum çok uzun ve anlaşılabilirliği düşük bir tümce oldu)

Yeye (Kara Şahin'in kardeşi) de aşk acısı içinde kıvranmakta bir an biile sevmekten vazgeçmediği büyük aşkı ŞEHNAZ'dan uzak olmanın acısını çekmektedir. Yani Yeye de tıpkı Şahin (ki aslında aranan Şehzade kendisidir ama bunu kendisisi de bilmemektedir) gibi AŞK'ın tüm gerçekliğini hissetmektedir yüreğinde. Ancak şehnaz'ın ailesi Yeye'nin ağaçtan düşen yılanı gördüğü halde müdahale etmemesi dolayıs ile Yeye'yi suçlamış ve kendisini konaktan uzaklaştırarak (çünkü Yeye Şehnazların konağında çalışanlardan birnin oğludur) Bimarhane'ye (şimdiki adı ile tımarhane) göndermişlerdir. Bimarhaneden bir şekilde kaçan Yeye'nin Şahin ile kardeş olması işte o günlere denk gelmektedir. Şehnaz ise Yeye'nin aşkından mıdır yoksa Yılanın korkusundan mı bilinmez Lâl kalmıştır. Ancak kitabın sonununda bir vesile ile karşılaşacaklardır.

Kara Şahin uğruna cinayet işlemek ile suçlandığı sevdiğinin gerçek katillerini ararken Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan Yeniçeri İsyanlarına, Topruk Ağalarının cinayetlerine, Halkın sefilliğine karşın zengin ve devletlü denen kesimin savurgan ve ahlak dışı yaşamına şahit olacaktır. Hatta zamanla İranlı Selamn Abdal adıyla Damat İbrahim Paşa'nın en has adamlartı arasına girecek, tebdil dolaşacak İbrahim Paşa için hafiyelik yapacak bu süreçte de gerek edebiyat dünyasına dalacak, gerek devrin ünlü şairi NEDİM ile tanışacak gerek ise sevdiğinin katillerini aramaya devam edecektir.

Ancak garip olan bir durum vardır ki o da, büyülü bir şeylerin olması; gerek evlendiği konağın yerinde olmaması, gerek öldürülen karısının ölüm kaydının hiçbir mezarlık defterinde bulunmaması gerekse kime sorsa bu evlilikten haberinin olmamasıdır.

Sonunun oldukça farklı bittiği, beni oldukça şaşırtan ve keyifle okduğum ÖZEL kitaplardan biri oldu benim için KATRE-İ MATEM...

Söylemeden geçmeyeyim;

Laleler hakkında da hatrı sayılır bilgiler öğrendim bu eserden. Hayal ile gerçeğin TARİH ile yoğurularak sunulduğu masalsı ve mistik bir roman.

Kitap dostlarına şiddetle tavsiye olunur...

PINAR YEŞİLTAY SEVİM

23.01.2010

İZMİR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 1767
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Biricik Sudelina'sının annesi, kitaplar ülkesinin sarışın prensesi, kocasının bir tanesi, İzmir/K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster