Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3484
 

Kavgam - Adolf Hitler

Kavgam - Adolf Hitler
 

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi bayrağı


Kavgam, Adolf Hitler'in bizzat kaleme aldığı; hayat görüşlerinin ve politik düşüncelerinin çocukluğundan itibaren nasıl bir gelişim gösterdiğini çok net ifadelerle anlattığı bir kitap. Kitapta; Yahudiler hakkındaki düşüncelerini, nasıl bir devlet örgütlenmesi öngördüğünü, Nasyonal Sosyalist Partiye nasıl üye olduğunu, ari olmayan ırklar hakkındaki görüşlerini vs. görebiliyorsunuz. 
 
Birçok dünya lideri ile ilgili ya da liderlerin bizzat kendilerinin yazdıkları kitapları okudum. Aralarından en ilginç ve kendi içinde tutarlı olanı (düşüncelerinin çoğuna doğrudan hak vermediğim halde!) Adolf Hitler’in Kavgam adlı kitabını bulduğumu söyleyebilirim.  
 
Örneğin; Atatürk’ün, kendi felsefi ve dünyevi görüşlerini içeren, kendisinin kaleme aldığı bir eseri olsaydı, devrimlerin, hangi düşüncelerle bunu gerçekleştirdiğini, amacına gerçekten ulaşıp ulaşmadığını öğrenebilirdik. Ardında entellektüel düzeyde bıraktığı bir eseri olmadığından, zihinsel gelişiminin ne şekilde olduğunu ancak tarihçilerin tahminlerden öğreniyoruz. Bunlar da, doğal olarak hamaset dolu sözlerden oluşuyor. Adolf Hitler, Kavgam kitabında tam da bu açığı kapatmış.
 
Hitler, kitabı yazma sebebini şu sebeplere dayandırmış;

Hareketinin amacını değil, bu amacı doğuran sebepleri de ortaya koymak. Böylece doktriner bir broşürden daha verimli bir eser yaratmak.

Yahudi basınının, kendisi hakkında uydurduklarını çürütmeye olanak sağlamak.

Kimine göre cani, kimine göre dünyaya gelmiş en büyük lider. Tarihin akışını değiştirecek gücü dişinle, tırnağınla elde etmiş ve bu gücü kendi görüşlerini hayata geçirmek için, doğru olduğunu düşündüğü idealleri doğrultusunda kullanmış önemli bir kişilik Adolf Hitler. Öyle ki, antikomünist ve antiseminist görüşleri Almanya, Mançurya ve ABD’de yaşayan Ruslar arasında dahi taraftar bulmuştur. 
 
Almanya gibi ileri ekonomik ve askeri güce sahip aynı zamanda eğitimli insan sayısı bakımından fakir sayılmayacak bir ülkedeki insanları ikna edecek fikirler öne sürebilen, hitabet gücü yüksek, kitleleri ardından sürükleyebilen bir lider, Adolf Hitler. 
 
Lenin ve Trotskiy'in söylemlerinden, Adolf Hitler’in, Almanya’da olası bir sosyalist devrimi engellediğini söylemek çok yanlış olmaz:
  • Marx, toplumsal devrimi Fransızların başlatacağını, Almanların sürdüreceğini, İngilizlerin de tamamlayacağını düşünüyordu. (İhanete Uğrayan Devrim, Lev Davidoviç Trotskiy, s.67)
  • Faşizm, asla sosyalizmin ‘yerine’ gelmiş değildir. Faşizm, kapitalizmin devamıdır; kapitalizmin, varlığını en vahşi, en korkunç yöntemlerle sürdürme çabasıdır. Sırf proleterya sosyalist devrimi zamanında gerçekleştiremediği için kapitalizm faşizme başvurma fırsatını elde etmiştir. (İhanete Uğrayan Devrim, Lev Davidoviç Trotskiy, s.93)
  • Lenin, bir “soluk alma fırsatı,” yani Almanya’da beklenmekte olan sosyalist devrime dek zaman kazanmak için, toprak vermek gerektiği gerekçesiyle Brest-Litovsk Barış Anlaşmasının bağıtlanmasından yana tavır almıştı... III.Enternasyonel’de yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Devrim öncesinde ve hatta sonrasında şöyle düşünüyorduk: Ya devrim diğer ülkelerde de hemen, hiç değilse çok çabuk patlak verir ya da mahvoluruz. Bu inancımıza rağmen Sovyet sistemini her ne pahasına olursa olsun bütün koşullar altında korumak için elimizden geleni yaptık çünkü sadece kendimiz için değil fakat aynı zamanda uluslararası devrim için de çalıştığımızı biliyorduk...” (Lenin, “Rus Komünist Partisinin Taktikleri Üzerine Rapor“, 5 Temmuz 1921)

Hitler’in, görevine bağlı bir memur olan babasından, ailesinden ve çocukluğunun geçtiği yerlerden, hatiplik heves ve yeteneklerini keşfetmesinden, tarihe ve araştırmaya olan ilgisinden bahsederek başlayan kitap, daha sonra bir çanta elbise ve çamaşır ile Viyana’ya gidişi, Güzel Sanatlar Akademisi kabul sınavından başarısız olması ve kabul edilmemesi – rektörün tavsiyesi ile mimarlık ile ilgilenmesi devam ediyor.

On yedi yaşındaki Adolf, henüz Marksçılık hakkında hiçbir fikre sahip değilken, bir şantiyede çalışmaya başlar. Şantiyede gerçekleştirdiği gözlemler, tanıdığı kişiler, insanların yaşam tarzları ve hayattan beklentileri, fikirlerini halka telkin için nüfuz etme kabiliyetinin gelişmesine yardımcı olacaktır. Şantiyede çalışarak kıt kanaat geçinen Adolf, bir yandan da sosyal demokrasi ile ilgili broşürleri inceler, sosyal demokrasi ve sosyalizm ayrımını öğrenir ve aklına takılan her konuda sürekli araştırmalar yapar.

Monarşinin başkentinin arz ettiği o ırklar alaşımı; bütün bu Çeklerden, Lehlilerden, Macarlardan, Rumenlerden, Sırplardan ve Hırvatlardan, vb. oluşmuş olan o ırksal alaşım bana tiksinti veriyordu. İnsanlığın o çürütme mikropları olan Yahudileri de hiç unutmamalıydı.” (s.131).

Tekrar araştırmaya ve okumaya başladım. Yahudi Karl Marx’ın bütün hayatının çalışmasının niyetini ve içeriğini anlamayı başardım. Onun “Kapital”i, şimdi tamamen anlaşılır hale geldi. Bu sosyal demokrasinin ulusal ekonomiye karşı bir mücadelesiydi. Bu mücadele, ekonomi ve borsa dünyası, gerçekten uluslararası ve Yahudi sermayesinin hakimiyetine zemin hazırlayacaktı.” (s.220)

Askerlik görevini yaptığı sırada bir gün kendisinden “Alman İşçi Partisi” adlı parti hakkında istihbarat toplama emri alır. Partinin toplantısına gitmesi ve parti hakkına rapor düzenlemesi istenir. Münih’teki eski Strnecher birahanesindeki toplantıda yirmi, yirmineş kişi vardır. Konuşmacılardan birinin fazla ileri gittiğini düşününce, söz alır ve “çok bilmiş adama haddini bildirir”. Tam ayrılacağı sırada yanına biri gelir ve eline bir defter tutuşturur. Birkaç hafta sonra, Alman İşçi Partisine kabul edildiğini bildiren, kendisini bu konuda açıklamaya yapmaya davet eden bir mektup alır. Davete iştirak eder. Kendisini beş kişilik bir grup karşılar. Son oturumun tutanakları okunur ve muhasebe raporu açıklanır. Parti, toplam yedi mark elli franga sahiptir.

Hareket ne kadar küçük ise ona uygun bir şekil vermek de o kadar mümkün olurdu. Burada hala konu, amacı ve yolu tayin imkanı vardı. Halbuki mevcut büyük partilerde böyle bir şey uygulanamazdı.” (s.228).

Alman İşçi partisine 7 nolu geçici üye olarak kaydolur. Parti toplantılarını, öncelikle onlarca, yüzlerce, daha sonra birkaç bin kişinin katıldığı salonlarda yapar hale getirir. Ardından açık havada onbinlerce kişinin katıldığı konuşmalar yapar. Kendi güvenlik gücünü oluşturur. Sosyal demokratlarla sıkı bir mücadeleye girer.

Kitabın ikinci cildi, 1923 yılında yaşanan olayları anlattıktan sonra, partinin büyümesi ile birlikte çıkan olayları anlattıktan sonra sona erer. Birkaç yıl içinde devasa boyutlara oluşan bir hareketin lideri, Münih Halk Mahkemesi tarafından 1 Nisan 1924 günü hapse mahkum edilir. Kavgam, adlı eserini de burada yazar.

Düşüncelerini ifade konusunda sıkıntı yaşamayan bir liderin kitabını okumak, şahsen benim için büyük bir deneyim oldu. Kendinde “ön yargısız olarak” okuma gücünü gören herkese mutlaka okumasını tavsiye ederim.

Not: Ünlü Alman edebiyatçısı Goethe, Faust adlı muhteşem eserinin (Faust, Kitap Matbaacılık, Çeviri: İsmet Zeki Eyüboğlu) 121. sayfasında Mephistoles ve Brander arasında geçen diyalogda:
 - Gerçek bir Alman sevmez Fransızları
 - Oysa onların severek içer şaraplarını.
diye yazar. Goethe, Hitler'den yaklaşık 150 yıl önce doğmuştur. 


Kavgam, Adolf Hitler, Kitap Matbaacılık

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu Hitler denilen pezevenge niye "Nobel" ödülü verilmedi bir türlü anlayabilmiş değilim! Faşoların doğal lideri "ödülsüz" kalmamalıydı bence de!

Ümit Culduz  
 18.11.2013 0:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 2500
Kayıt tarihi
: 28.12.08
 
 

1992 yılından beri yurtdışında yaşıyorum. Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü mezunuyum. Mosk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster