Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
77
 

Kaybedecek neyiniz var.

Kaybedecek neyiniz var.
 

KENDİN İÇİN SALLA O KAZMAYI


MADENCİLER, KAYBEDECEK NEYİNİZ VAR.

1984 yılında, büyük hatalarla iflas eden iş yeri sahibi arkadaşım, İstanbul da alacaklılardan kaçıp gözden uzak bir yerde üretime devam edeceğini ve birlikte gelmemi önerdiğinde üç çocuk sahibi çaresiz bir aile reisi olarak hayatımda yakınından geçmediğim bir kente göç ettim. Alacaklılardan kaçırdığımız üretim makineleri ve hiç yok sayılacak ham maddelerle birlikte aynı kamyonla ev eşyalarımı taşımak zorunda kalarak. Geldiğimiz kentte bir gün sonra ulaşacak kamyondaki eşyalarımı koyacak bir ev ve işimizi yürüteceğimiz bir yer bulmak için tek bir günümüz vardı. Her şeyi kabul ederek bulduğum evin önüne sokağa  bırakarak eşyalarımı, kamyonda kalan makine ve hammaddeleri patronun bir akrabasının iş yeri deposuna götürmek zorunda kaldım. Bir gece sokakta kalan ev eşyalarımı ancak ertesi gün evin içine taşıtmaya vakit bulabildim. Bilmediğim, tanımadığım bu kentte arayıp sorarak bulabildiğim iş yeri eski bir akü imalatçısının kurşun oksit artığı bırakarak çıktığı bir zehir ve çöp yuvasıydı.

O çöplüğü temizleyip çalışılabilir bir hale getirmek, üretim makinelerini kurmak ve bu arada İstanbul'dan gelen ailem için evin düzenini sağlamak ve çocukların okul kayıtları gibi işlerini de halletmem gerekiyordu. Ortada hiç para olmadığı için de bir an evvel üretime başlayıp mal satışı yapmak, en azından yaşam geçimimizi sağlamak zorundaydık.

Patronun çalışan adamlarından sadece iki kişi çıkmıştık bu yola. Bizimle birlikte bu kente taşınacağı vaadiyle ikna olmuş onun 20 yıllık iş çevresi ve satış piyasası güvencesine inanıyorduk. Aradan geçen bunca zaman bile nedenini sormadığım patron herhalde sosyetik çevresini terk edemeyen eşinin kararıyla bizle birlikte olmaktan vazgeçip İstanbul’a döndü. Uzun bir müddet alacaklılarından kaçarak yaşamaya bile razı olarak.

Kendisinin hiçbir vadeli alım kredisi kalmadığından ihtiyaç olan ham maddeleri satın almaya ve senetleri imzalamaya başladık. Ben mal üretiyor arkadaşımda pazarlamaya çalışıyordu. Yanımıza bir kaç işçi almamızla birlikte ilk başta beş ailenin geçimini temin edecek geliri kazanmanın mücadelesine giriştik. Ancak çok eski beş para etmez iki kıytırık mikser ve üç beş kilo değişik hammaddeyi güya ortaya koyan kişi bu nedenle gene patron olmuş, satışlardan gelen tüm hasılatı kendi zamanından kalan borçlarını ödemek için devamlı çekiyor, bizim üstlendiğimiz borçları- veririz- deyip geçiştiriyordu.

Benimle birlikte olan arkadaşım onun daha eski çalışanı olduğu için kafasındaki patron algısını öylesine büyük bir hak olarak sembolize etmişti ki, bizi borçlandırarak, emeğimizi kullanarak kendi yaşamını sürdürmeye çalışanın açı seçik bize kazık attığını, birçok kez söylemem rağmen itiraza ikna edemedim.

Ya devrimci ruhumun isyanı ya da kaçacak bir yeri olmayan beş kişilik bir aile reisi olduğum için bu çarkı daha fazla sürdürmemeye karar vererek İstanbul’a gittim. Yanına aldığı gene bizim gibi üç eski çalışanıyla aynen bize yaptığı gibi onların üzerine de yani bir atölye kurmuş çalışmaya başlamıştı. Piyasada hiç kredisi kalmamış, alım sermayesi de yoktu, işyeri sahibi olarak ismi de geçmiyordu ama gene patron oydu.  

İşte o nedenle o akşam yemeğinde – Bundan böyle orasıyla bir bağlantın kalmadı, artık sana çalışmıyoruz. En kısa zamanda da gel hesaplaşalım ne alacağın varsa veririz- dediğimde hiç tahmin etmediği bu durum karşısında suratı dahi ne şekilde mimik takınacağına uzun müddet kararsız kaldı. Şimdiye kadar bizi öne sürüp kalenin, vezirin arkasına saklanan şah görüntüsü, vezirin iradeli oyundan çekilişiyle, onun değersiz bir piyon olduğu gerçeğini bütün çıplaklığıyla yaydı masaya. İşte bu nedenle bulamadı, yeni değerli görünen surat maskesini.

Otururken o ağır adam, patron edaları bir anda silinip nasılda kayboldu o gece masada. Hiç unutamam .

Saygılar.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 256
Kayıt tarihi
: 14.10.11
 
 

İstanbul 1946 doğumlu, gazetecilik yüksek okulu eğitimliyim. Müzik ve her türlü spor aktivitesi y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster