Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1998
 

Kaybedilen onur geri kazanılmaz

Türk Dil Kurumu sözlüğünde kavram olarak “1. İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. 2. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar.” şeklinde açıklanan onur, insanlığın temel değerlerinden birisidir.

Her sorumlu insan kendi onurunu düşünmek, başkalarının onurunu gözetmek zorundadır. Kaybedilince belki hiç kazanılamayacak şey onurdur. Onurunu kaybetmek, bitmek, yaşarken ölmektir.

Bireyler için önemli olan onur toplumlar için de önemlidir. Bu bağlamda Atatürk’ün: “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” sözü anlamlıdır. Şu günlerde belki de üzerinde en çok düşünmemiz, sonuç çıkarmamız gereken özlü sözüdür.

Elbette bir toplum yaşlısına, hastasına, engellisine, muhtacına yardım edecek, onları koruyup kollayacaktır. Ama bunu insan onurunu zedelemeden yapacaktır. Doğru olan insanlarımızı eğiterek, beceri kazandırarak, istihdam olanakları yaratarak onuruyla evine ekmek götürebilir hale getirmektir.

Böyle mi yapılmakta? Hayır.

Görünürde ülkemizde fakir fukaraya yapılan yardımlar utanç verici hale dönüşmüştür.

İnsan onurunu gözeterek gizli yapılması gereken yardımlar kameralar önünde alenen yapılmaktadır. Yardım kamyonları önünde sürü davranışı gösteren insanlar köpek muamelesi görmektedir. Devlet olanaklarıyla sağlanan gıda paketleri ve kömür torbaları sanki başbakanın, sanki belediye başkanının cebinden yapılıyormuş gibi bir hava yaratılmaktadır.

İnsanlara balık tutmayı öğretmek yerine, balık sunulmaya, onlarda minnet duygusu uyandırarak, sunulan balık bedelinin kat kat fazlası alınmaya devam edilmektedir.

Bu yanlışların sonucu olarak ortaya boynu bükük, ezik, herkese el avuç açan, kuyruk sallayan, satın alınabilen bir kuşak çıktı. Öyle bir kuşak ki kim daha fazla verirse oraya koşmaya hazır. Hatta ülkemizin can düşmanlarına bile.

Bilinmesinde yarar var diye söylüyorum. Küçük bir ilçemizin fon sorumlu memuru ilçeye yardım için gelen meblağın her yıl birkaç fabrika kurmaya yetebileceğini söylüyor. Hesap ediyorum, o paralarla fabrika kurulsaydı ilçede tek bir tane işsiz kalmazdı bu gün. Herkesin başı dik, sırtı pek olurdu.

Aynı memur yardım için gelenlerin davranışlarını da yorumluyor. Kocalar kahvede oyun oynuyor, yardım istemeye gelenler kadınlar. Eskiden yardım almaya geldiklerinde utanır, başını öne eğerlerdi. Şimdi öyle kanıksadılar ki ne utanan, ne sıkılan kaldı. Dilenci davranışı geliştirdiler. Kapıda kavga eksik olmaz, oldu, diyor. Ne acı değil mi?

Gözden kaçırılmaması gereken diğer bir husus daha var. Ben söyleyeyim yorumu siz yapın.

Dış kaynaklarca sağlanan koşullu bir fon var. “Çocuğunu okula gönder” kampanyasında kullanılıyor. Vatandaşlar arasında “Çocuk parası” diye anılmaya başlandı. Bu para çok cüzi bir para ve okula giden çocuk başına çocuğun annesine ödeniyor. Ziraat bankası önünde rastladığınız boynu bükük kadınlar işte o yardımı almak için gelmiş anneler.

Şimdi soruyorum size boynu bükük annenin başı dik çocuğu olabilir mi? Başı dik olmayan insanlar ulusunun onurunu gözetebilir mi?

Bu ülkeyi, kentlerimizi yönetenlere, yönetmeye aday olanlara hatırlatıyorum. Bu durum değerlendirilmelidir. Sosyal yardımlarla ilgili insan onurunu zedelemeyen yepyeni bir anlayış ortaya konulmalıdır.

Onurlu yaşamak her insanın, her toplumun hakkıdır.

Hassas olmamız gereken en önemli husus bu. Çünkü; Kaybedilen onur geri kazanılmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne kadar doğru yazmışsınız hocam ama yurdum insanı 1 çocuğunun hatta kendisinin karnını doyuramazken yöneten çıkıpta " en az üç çocuk yapın" diye fetva verirse bu ülkede daha çokkkk görürüz böyle utanç verici görüntüleri ...ama kim görür siz gibi ben gibi biz gibi görmeyi bilenler...saygılarımla.

sevtap özkahraman 
 04.12.2008 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 845
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster