Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '12

 
Kategori
Ekonomi Yayınları
Okunma Sayısı
442
 

Kaybolan yıllar ve keşkeler

Yapabildiklerimiz ve yapamadıklarımızla 2011 yılını geride bırakıp 2012 yılının ilk günlerini yaşıyoruz. Bazı yaklaşımlara göre yaşadığımızı zannediyoruz zamanın izafiyet “göreceli” teorisine göre. Evrenin dört boyutlu olduğunu ileri süren ünlü fizikçi Einstein’ın dediği gibi, evren sonlu ve eğrisel olarak dört boyuttadır. Bu boyutlardan birisininse zaman olduğunu iddia etmiştir. Zaman doğrusal olarak devam eden iki sonlu nokta arasındaki mesafenin çizgisi değildir. Eğimli ve iniş-çıkışlarla doludur. 2011 yılının enleri bugünlerde görsel ve yazılı medyada açıklanmaktadır. Fırsatları ve tehditleriyle değerlendirilmektedir. En güzel yıl sonu değerlendirme yöntemi, kendimizi nerede görmek istediğimiz ve bu noktaya ne kadar yaklaştığımızı ortaya koyup hataları 2012 yılında tekrarlamamak….Ve hataları da en değerli eğitmen olarak görmek…Öğrenemediklerimizi de yeni bir fırsat olan 2012 yılında öğrenmeye çalışmak….Öğrenecek çok şey var….Her şeyi öğrenmemiz sonlu zaman dilimi içerisinde imkansız…O yüzden zamanın değerlendirilmesi anlam ifade etmekte. Bunu en güzel ifade edenlerden biri, Hz. Ali’dir; “Bilmediklerimi ayaklarımın altına koysam başım arşa değer” sözü bunu açıklamaktadır.

 2011 yılının fırsat ve tehditlerini sürekli dinlemekteyiz. 2011 yılında göze takılanlar;

1.2011 yılı ihracat rakamları açıklandı. Otomotiv ihracatı geçen yıl olduğu gibi zirve yaptı. Keşke %100 yerli katma değerli ve markalı otomobillerimizi ihraç ediyor olsaydık. Biz ihracat şampiyonu oldukça, İtalya, Almanya ve Fransa bizden fazla sevinemeseydi.

2.Türk hava yolları 2011 yılı içerisinde ikram hizmetlerinde üç dalda dünya sıralama ödülleri aldı. Bunlar TURKISH DO&CO'nun geliştirdiği ikram konsepti ile "En İyi Business Sınıfı Uçak İkramı", "En İyi Premium Ekonomi Sınıfı Uçak İkramı" ve "En İyi Ekonomi Sınıfı Uçak İkramı" kategorilerinde 3 alanda dünya ikinciliği ödülünü aldı. Göğsümüz kabardı. Bunun yanında Manchester United ve Barselona futbol takımlarıyla yapılan sponsorluk anlaşmaları, ayrıca Sırbistan Tenis Federasyonuyla anlaşılmak üzere olunması ne güzel gelişmeler….Keşke bu anlaşmalarla birlikte kendi uçağımızı üretip dünyanın farklı ülkeleriyle satış anlaşmaları da yapıyor olsaydık…

3. Van depreminde hayatını kaybedenlere mi üzülürsün yoksa depremzedelerin zor şartlarda yaşam mücadelesi vermelerine mi üzülürsün. Keşke zamanlama ve iyi planlamayla depremzedelerin yaralarını çok kısa sürede Japonlar gibi hızlı sarabilseydik.

4.Keşke gelişmiş ülkelerin dünya çapında öne çıktıkları markaları gibi bizimde “Made in Turkey” mühürlü dünya markamız olsaydı. Dünya devi markalardan bazıları aşağıdaki gibidir;

Sony – Japonya

Nike – ABD

Adidas – Almanya

Siemens –Almanya

Premier -Güney Kore

LG- Güney Kore

Benq –Tayvan

Philips – Hollanda

Epox –Tayvan

Kia – G. Kore

Nokia – Finlandiya

Seagate – Singapur

Doracell – Belçika

 

5.Keşke ihracatın ithalatı karşılama oranı %50’lerde değil de %70’ler de olsaydı….

 

Sadece 2011 yılının yapılamayanları değil yukarıda ki keşkeler….Cumhuriyet tarihi boyunca ihmal edilen alanların birikmiş sorunları sonucudur. 2012 yılına girdiğimiz şu günlerde bırakın dünya devi marka çıkarmayı, yaya kaldırımlarına araba parkeden, trafiğin aktığı yollarda yayaların yürüdüğü bir ülkede pek fazla iyimser olmak çok zor. 

Halen turistlerin yoğunlukta olduğu ve ülkenin penceresi olan merkezlerde yerleşik konutların balkonlarında eski sofraların, kullanılmayan leğenlerin ve sobaların bulunduğu ülkede yapacak çok işimizin olduğunu düşünüyorum.  

Gelişmiş ülke şehirlerinde kaldırımların 150 yıldan daha eski olduğu ve tarih koktuğu bir dünyada eğer benim ülkemde şehir merkezlerinde her altyapı hizmeti için ayrı ayrı bir kazım faaliyetinin olduğu bir dünyada büyüme ve ihracat rakamlarının bu sorunları çözeceği yanılgısını bırakmak durumundayız… 

Yukarıda ki keşkeleri fırsata çevirebilecek bilinçli toplum yaratmak, paradigma ve davranış değişikliği yaratacak eğitim sistemiyle mümkün olsa gerek. Japonya’nın hali hazırdaki yüksek seviyeli hayat standardı, yüzyıl öncesine dayanan güçlü eğitim sistemiyle ilgili olduğu bir gerçektir. Eğer ülke olarak salt büyüme rakamlarının yanında kaliteli bir yaşam istiyorsak temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alındığı daha geniş tabanlı demokratik bir ülke dönüşümüyle gerçekleşeceği bilinen bir gerçektir.  

Umulur ki 2012 yılı, kaçırdığımız fırsatları değerlendirdiğimiz bir yıl olur. Bu dileklerle 2012 yılının başta ülkemize ve tüm dünyaya barış ve özgürlükler getirmesi dileklerimle,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 503
Kayıt tarihi
: 29.12.11
 
 

Kalkınma iktisadı, doğal kaynaklar ve çevre ekonomisi alanında çalışan ve bu alanlarla ilgili far..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster