Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
438
 

Kaybolanlar...

Kaybolanlar...
 

Lost on you


Lost on you...

https://www.youtube.com/watch?v=88jq62xMntg

Tenhada kaybolunca çabuk buluyorlar yalnızları. Kalabalıklar içerisinde ise zor. Kalabalıklar içerisinde çabuk buluyorlar kendini asanları, tenhada ise zor.

Seviyorum huzur bulamasam da kalabalıklar içerisinde kaybolmayı ve seviyorum kalabalıklar içerisinde kaybolanları. Kalabalıklar içerisindeki yalnızları, kalabalıklar içerisindeki yalnızlığımı. Neden seviyorsun diye soranlara, sevdirenlere sorun diyorum. Nedenini onlar biliyordur, ben sadece seviyorum.

Yalnızlar mı oluşturuyor omuzları yürürken birbirine değen fakat ruhları birbirine sonsuz uzaklıkta ki kalabalıkları? Ya da kalabalıklar mı doğuruyor nur topu gibi yalnızlıkları ve yalnızları? Okumaya çalışıyorum kaybolanların basılı mecralarda değil fakat yüzlerinde yazılı olan biyografilerini. Peki, başkaları da okumaya çalışıyor mudur beni gördüğünde içimdekileri? Gözlerimden anlamaya çalışıyorlar mıdır huzursuzluğumu, yalnızlığımı, alışmışlığımı, unutamamışlığımı…

Kalabalıklar içerisinden ayrılıp ücra bir sokaktaki kahve dükkânının en ücra masasında buluyorum huzuru, sandalyeme oturmuş, alışık olmayanın midesini tarumar edecek koyuluktaki kahvemi yudumlarken ve gri dumanı ciğerlerime çekerken. Kahve dükkânının müzik kutusundan süzülüp Laura Pergolizzi misafir oluyor o an masama, ''Söyle, kaybettiklerim! Sende mi kaybedildi?'' Diyor. Ciğerlerimde seyrüseferini tamamlayan dumanı notalarına üflüyorum. Bulduğum o huzuru daha dükkândan çıkmadan düşürüyorum. Biliyorum nerede düştüğünü; ya kahvenin son yudumunda ya sigaranın son külünde ya da şarkının ''Lost on you(Sende kayboldu)'' nakaratında. Fakat biliyorum kahve dükkânının kapısından dışarı çıkaramayacağımı. Başkası alıyor mu acaba düştüğü yerden ve o başkası benim yapamadığımı yapıp çıkarabiliyor mu kapıdan dışarı? Var mı acaba hiç düşürüp kaybetmeyen? Ya da ben miyim sadece ara sıra bulup sonra yeniden zayi eden?

Kendini üç liralık iple asan insanla, binlerce liralık silahla vuran insan aynı ölüm duygusunu mu yaşıyor acaba? Ya da silahla vuran daha fiyakalı mı oluyor? Ya da tetiği çekmenin basitliğinin yanında, uzunca süre ipini hazırlayan daha mı karizmatik? Ruhları, bedenlerini terk edip işte huzur! Diyerek yedi kat göğe mi yükseliyor; yoksa yakıtı insanlar ve taşlar olduğu söylenen yedi kat cehenneme mi alçalıyor? Neden birisi de geri dönüp anlatmaz ki ne olduğunu? Kararsız onlarca kaybolmuşa bir kapı aralasınlar…

Huzuru kaçınca mı kaybolur insan; ya da kaybolunca mı huzuru kaçar?

İnsanlığını kaybedip kendi kaybolmayan neden daha çok bu dünyada; ya da insanlığına sarılıp kendini kaybeden neden daha az? Neden huzur ve insanlık barınamaz aynı anda kaybolmamış ruhlarda?

Ve sen! Ey Kıyamet!

Sen gelince mi bulunacak insanlık; ya da bulununca mı insanlık, geleceksin sen?

Gelmedi mi daha gelme vakti?

Ve sen! Ey alışılmış ama unutulmamış!

Söyle, Kaybettiklerim! Sende mi kaybedildi?

***

Saygıyla... 22 Ağustos 2016 - Denizli / Özkan SARI

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendime rastladım satırlarınızda. Kelimeleri farklı, anlamları ikiz...Esenlikler dilerim.

Derya CESUR 
 04.11.2018 21:22
Cevap :
Sizde mi kaybolanlardansınız? Ya da bulunmak istemeyenlerden? Ne önemi var ki kelimelerin farklılığının fark ettirdikleri aynı olduktan sonra. Teşekkürler. Saygıyla...  05.11.2018 1:59
 

Şarkıyı kızım keşfetmişti... (ben türkü eşim sanat müziği severiz...) Böyle güzel parçalardan kızımız sayesinde haberdar oluruz. Yaz boyu arabada hep bu parçayı dinledik. Gerçekten müthiş... Dinlerken kapa gözlerini, yaz aklından geçenleri, şair olursun vallahi... Teşekkürler güzel müzik ve o müziğin yaşattığı duygu paylaşımın için Özkan kardeşim...

Kenan ışık 
 27.10.2018 17:14
Cevap :
Bana göre de son yıllarda çıkan yabancı şarkıların içerisinde, sözlerinin insana hissettirdiği ağır şiir havası ve sahibinin son derece samimi ve etkileyici yorumu parçayı çok özel kılmış. Bende bu güzel müziğin eşliğinde karman çorman bir kafayla iki yıl önce karalayıverdim bu satırları. Kafamın karışıklığı yazının da biraz bulanık bir hale gelmesine neden oldu :) Daha berrak bloglarda görüşmek dileğiyle diyelim o zaman. Teşekkürler ilginize Kenan Abi... Saygıyla...  27.10.2018 21:07
 

Stres,iç sıkıntısı,umutsuzluk ve vicdan azabı gibi duyguların bilinç arkasında negatif enerjilere dönüşüp insanın nurasına yansıdığı bir gerçektir.Öylesine ki bu enerjiler insanın tepesindeki auranın karışık ve bulanık renklerinde de görülür. insan bu haliyle zaten iyiliği ve güzelliği tekamül edemez.Ve öylesine kaybolur ki kendinde,nerde kaybettiğini öğrense de yine de bulamaz insanlığını kaybettiği yerde...Selamlar.

Abbas Oğuz 
 26.10.2018 21:28
Cevap :
Derinliğinize sağlık Abbas Hocam. Parçada konular biraz karmaşık olabilir ama asıl temas etmek istediğim nokta şu; öylesine bir toplumda yaşar hale geldik ki insani değerleri ayaklar altına alan insanların akla gelmeyecek her türlü etik olmayan davranışı ve kötülüğü yapması ve bundan en ufak bir rahatsızlık duymaması karşısında, insan kalabilmenin erdemine sarılanların böylesine bir toplumda iç huzuru bir türlü yakalayamaması. Araya bir de gönül sancısı ekledim ki o da asıl yemeğin baharatı olsun. Ayırdığınız zamana teşekkür ederim. Saygıyla Hocam...   27.10.2018 0:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 337
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2824
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster