Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '15

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1199
 

Kaygı ve kaygı bozukluğu nedir? Neden kaygı duyarız? (1. Bölüm)

Kaygı ve kaygı bozukluğu nedir? Neden kaygı duyarız? (1. Bölüm)
 


Hepimiz günlük yaşantımızda yer alan olaylar karşısında kaygı duyabiliriz; hele ki yaşadığımız zor hayat şartlarında… Başa çıkılabilir düzeyde ve düşük çapta kaygı duymak doğal bir davranış durumudur.

Hatta karşımıza çıkan sorunlarla baş ederken önlem almamız, daha dikkatli ve hazırlıklı olmamız, kendimizi korumamız konusunda bize destek de olabilir, hatta harekete geçiren, motive eden bir etkisi de vardır üzerimizde…

Peki ya bu normal geçici ve kısa süreli kaygı durumu, baş edilemez bir duruma ve kronik bir hale dönüşerek çok daha uzun vadede ve kontrol edilemeyen bir seviyede devam ediyorsa, kişinin hayatını kendine ve tabi çevresine zehir etmeye, hırpalamaya başladığı bir aşamaya geçiş yapmış ise?

Yani kaygı bozukluğu seviyesine geldiyse?

Kaygının normal derecede ve dengede olanı tabi ki makul olan; çok kaygısız olmak kadar aşırı kaygılı olmak, bu hali hayat anlayışı şekline dönüştürmek insana zarar verir ve hayata karşı performansını düşürür. Normal düzeyin üzerinde gösterilen kaygılı davranışlar ve evirip çevrilen olumsuz düşünceler içerisinde olan insan yaşayabileceği güzellikler yerine, sonucu düşünmeden sürekli olumsuzluklara odaklanır. Sürekli olumsuz düşünmek de zamanla  olumsuzlukları çekmekten başka hiçbir şeye yaramaz.

Korku ve kaygı çok farklı iki kavram... Korku ile kaygıyı birbirine karıştırmamak lazım… Korku kişinin bir olay, bir tehlike karşısında kendini koruyabilmesi adına otomatik olarak verdiği tepkidir ve korkular belirgindir. Kaygı ise bir olay daha henüz yokken bile kişinin gelecekte başına geleceğine inandığı, gelecekle ilgili oluşturduğu varsayımsal endişeleridir ve kaynağı belirsizdir.

Aşırı kaygılı insanlar çevrelerinde aşırı evhamlı olarak tanınırlar. Kişi sürekli kendiyle bir iç çatışma halindedir.Kaygılar; çoğu zaman gerçekten uzak, varsayımlar üzerine kurulan düşünce ve duyguların ürünüdür. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa, ya şöyle olmazsa, ya benim de başıma gelirse, içim çok sıkıldı bak kötü bir şey olacak…

En yaygın görülen kaygılar; ilişkiler, para, iş, sağlık, performans konularında görülen kaygılardır. Geçmişte başımıza gelen olumsuz olaylar, belirsizlikler, yaşam şeklinde oluşan değişiklikler de birer kaygı sebebidir. Gücümüzün yetmeyeceğine inandığımız ya da kontrol edemediğimiz olaylar karşısında kaygılanırız.

Yüksek kaygı duyma durumu; güvensizliğe, tehdit altında hissetme durumuna ve zaman içerisinde öğrendiklerimize de bağlı olarak gelişebilen bir durumdur.

Geçmişte yaşadığımız bir başarısızlık sonrası bile yeniden denemek anlamında kaygılar oluşabilir.

Hatta çocukluk döneminde çocuğun yaşadığı ebeveyn ilgisizliği, çocuğun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ebeveyninden yanıt alamadığında bilinçaltında oluşturduğu hayata ve yaşadıklarına karşı yalnızlık ve çaresizlik hissi, ebeveynlerinin kaygılı davranışlarından etkilenmesi ya da aile ve çevremizin bilinçaltımıza kodladıkları öğretilerle de şekillenmesi sonucunda, ilerideki yaşlarda aşırı kaygılı insan olma durumu ortaya çıkabilir.


Devamı 2. bölümde...


Yeşim Buyurgan


* Yazılar kaynak ve yazar ismi belirtmeden kullanılamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3609
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster