Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
179
 

Kaygılarımız!..

Yıllar önce benim çocuklarla bir yüzme havuzuna gitmiştik. Oğlum o zamanlar Galatasaray Lisesi orta sınıftaydı. Kendisine ayrıca Fenerbahçe koyunda yüzme dersleri de aldırmıştım. Yüzme havuzunun yüksekçe bir trampleni vardı. Benim oğlan tramplene çıktı. Atladı atlayacak. Ama bir türlü atlayamadı. Bekle ki atlasın!.. Aradan epey bir zaman geçti, artık dayanamadım ve dedim ki, “oğlum, ya atla ya da çekil git ordan ama orada durma!” İşte insan hayatında karşılaşılabilecek en gerilimli duruş budur. Yani kararsızlık. Ve bu kararsızlığın nedeni, içte duyulan kaygı. Korku ile kaygı arasında şöyle bir fark var. Korku, herkes tarafından tehlikeli olarak kabul edilen bir duruma karşı ortaya çıkan duygusal bir tepkidir. Örneğin deprem ya da ani bir patlama karşısında gösterdiğimiz, doğal tepkiler gibi… Ama kaygı kişinin kendisinin ürettiği bir duygudur. Bazen başka insanlara göre saçma bile bulunabilir. Örneğin bir sınav öncesinde ya başaramazsam duygusu veya bir topluluk önüne çıkmadan önce ya beni beğenmezlerse gibi duyulan endişeler gibi. Kaygının doğal olarak muhtelif zararları var. En başta kişi, bizzat kendisinin sahip olduğu yeteneğini tam kullanmaktan mahrum olur. Kaygı, sahip olunan olanakları veya karşımızdaki seçenekleri görmemize mani olur. Bir anlamda tıpkı benim oğlanın tramplenin başında durup beklemesi gibi zaman kaybına ve yıpranmaya neden olur. Ben özellikle “Toplum Önünde Konuşma” seminerlerim sırasında bu duyguyu yaşayan sayısız insanlar gördüm ve onların bu olumsuz duyguyu yenmelerini çeşitli yöntemlerle sağladım. Kuşkusuz bu sorunu aşmada en önemli nokta da özgüvenin gelişmesi ve pekişmesidir. Bilinç düzeyinin yükselmesidir. Şimdi düşünüyorum da, ekonomik krizlerde ‘ben ne yapacağım şimdi?’ ya da sınava girecek öğrencide ‘ya başaramazsam’ veya yeni gireceği bir iş ya da gruba girerken ‘ya beni beğenmezlerse’ endişesi gibi kaygılar güncel olanlar. Vadesi gelen kredi kartı borcunu veya senedi veya çeki ödeyememe durumunda duyulan endişeler gibi. Bu gibi durumlarda bazen insanlar muhtemel sorunları zihinlerinde büyüttükçe büyütürler. Dahası belki de hiçbir şey olmayacağı, çözüm bulabilecekleri durumlarda bile bu “gözünde büyütme” olgusu doğruyu bulmayı önleyici anlamda kişilere zarar bile vermektedir. İşte sırf insanın kendini kısıtladığı ve yıpranmaya neden olduğu için bile kaygıdan korunmalıdır. Bu korunmanın nasıl olacağına dair bilgilenmeli, kendine özgü yöntemler geliştirmelidir. Bu gibi durumlar için kendime göre geliştirdiğim yöntem ise “hiçbir şeyle yüzleşmekten kaçınmamaktır. Her sonucu sabırla karşılamak ama buna karşılık düşünme kabiliyetini sonuna kadar koruyabilmek gerekir. Düşünme becerisidir ki insana doğruyu ve sıkıntıyı aşacak yolu bulduracak yegane kılavuzdur… Düşünme becerisini korumak için kaygılanmamak gerekir... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1009
Kayıt tarihi
: 24.05.11
 
 

TED Ankara Koleji ve ODTÜ Kamu Yönetimi mezunuyum. Asıl mesleğim bankacılık. Çeşitli kuruluşlarda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster