Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
631
 

Kayıp aranıyor…

Kayıp aranıyor…
 

resim alıntıdır. "Sevgili dostum Papatya'ma armağan olsun. Nice yıllara Can Damlam."


_Aynı Papatya gibi değil mi anne?

_Ne güzel benzetme öyle… Neden papatyaya benzettin?

_Baksan saçları ne kadar sarı, teni bembeyaz papatyalar gibi işte…

_Haklısın bitanem papatya gibi…

Oğlunun hayranlıkla kardeşini izlemesine baktı bir süre. Hamileliği boyunca sürekli tedirginlik yaşamıştı oysa. Emir’in doğacak bebeği kıskanmasından korkmuştu. Şimdi altı yaşındaki oğlu büyük bir merak ve sevgi dolu gözlerini kardeşinden ayırmıyordu.

_Söyle bakalım ne koyalım kardeşinin adını?

_Papatya olsun ne kadar benzediğini sende kabul ettin…Papatya olsun işte…

Acaba dercesine soru dolu gözleri eşine kaydı bir anda. Hiç düşünmediği bir isimdi fakat oğlunu kırmakta istemiyordu. Eşi coşkuyla oğlunun saçlarını karıştırdı:

_Tabii ki olur annesi abi olarak en doğal hakkı değil mi bu? Papatya olsun kızımızın adı…

Emir, babasının söylediklerinden sonra sevinç içinde zıplamaya başlamıştı. Kardeşine sokulup derin derin kokusunu içine çekmişti. Hala o kokuyu duyar gibiydi şimdi.

Sisler ardından gelen bu görüntüleri hatırlayınca kapayıverdi gözlerini. Damla damla süzüldü gözyaşları. Tam on yedi sene geçmişti o günden bu yana. Bugün kızının doğum günüydü fakat kızı yoktu yanında. Her sene olduğu gibi yine Papatya olmadan kutlanacaktı doğum günü. Belki bir yerlerde başkalarıyla yapıyordu kutlamasını. Bu düşünce ile daha da arttı gözyaşları.

_Anne….

Emir’in sesini duyunca telaşla sildi yanaklarını. Ağladığı belli olmasın diye iyice ovuşturdu gözlerini. Yüzüne taktığı gülümseme ile ayağa kalkıp döndü oğluna doğru.

_Hoş geldin oğlum duymadım geldiğini…

_Bak sana kimi getirdim…

Emir, elini uzatıp kapının ardından çekiverdi bir gölgeyi. Önce sapsarı saçlar göründü dalga dalga. Peşinden beyaz duru tenin üzerine bir çift mavi göz beliriverdi. Dondu kaldı bir anda. Olabilir miydi? Bunca sene sonra gerçek olabilir miydi? Yine hayal görüyorum diyerek kapadı gözlerini. Emir, annesinin halini görünce yaklaştı adım adım. Ellerini tutarak bekledi bir süre:

_Annecim aç gözlerini. Hayal değil gördüklerin… Papatyamız evine döndü sonunda…

Yavaşça aralandı ıslak gözler. İncitmekten korkarcasına sabitlendi bakışları. Ağır ağır kaldırdı kollarını. Hıçkırıklar içinde haykırdı sonra:

_Kızımmmm yavrummmm…

Genç kız koşarak atıldı annesinin kollarına. İki beden sarsılarak sallanıyordu şimdi. Gözyaşları karıştı birbirine. Sarmaş dolaş oldular sonunda. Emir kollarını kanatlarını açarcasına koydu omuzlarına. Genç adamda gözyaşlarıyla eşlik ediyordu onlara.

Saatler sonra yılların hasreti bir nebze olsun duruldu nihayet. Anne, ıslak gözlerini kızından ayırmak istemiyordu. Sanki bakışlarını kaçırdığı anda tekrar kaybolacaktı. Elleri kenetlenmiş, soru dolu bir sessizlik sarmıştı ortalığı. Kirpikleri titreyerek oğluna doğru yöneldi bakışları.

_Nasıl oldu Emir bunca sene sonra. Papatyamı nasıl buldun?

Emir, bir süre daha sessizliğini korudu. Sanki ne anlatacağını bilmiyor gibiydi. Doğduğu gün nasıl baktıysa, aynı şekilde baktı kız kardeşine doğru. Tam on beş sene geçmişti aradan. Papatya, kaybolduğunda henüz iki yaşındaydı. Annesi senelerdir kendisini suçlamıştı. Gözümün önünden ayırmasaydın kaybolmayacaktı diye dövünüp dururdu. Günlerce, aylarca ve hatta senelerce aranmış ama küçük kız bulunamamıştı. Bütün şehri altüst etmişler, Türkiye’nin her tarafında aramışlardı. Oysa Papatya, çok daha uzaktaydı.

Anne, o uğursuz günü hatırladı yine. Kızı ile alışverişe çıkmıştı. Kardeşinin düğünü için alışveriş yapacaktı. Sadece bir elbise deneyecekti. Papatya, kabinin kapısında bekliyordu. Elbiseyi giyip çıktığında kızı ortada yoktu. Mağazanın her yerini aramış, giydiği elbise üstünde fırlamıştı dışarıya. Güvenlik görevlileri onu hırsızlık niyeti ile kaçtığını zannedip, yaka paça sürüklemişlerdi karakola. Derdini anlatana kadar saatler geçmişti aradan. İlk günler bulunacaktır diye ümitlenmiş fakat günler geçtikçe bir bir kaybolmuştu her beklenti. Bunca sene neredeydi kızı? Tekrar Emir’e döndü soran bakışları. Emir, annesinin tavrını görünce konuşmaya başladı nihayet:

_ Hatırlıyor musun anne? Eskiden bir komşumuz vardı. Enise Teyze…Siz onunla çok yakın arkadaştınız. Kardeşim derdin hep ona.

_Hatırlamaz mıyım oğlum… Enise, o zor günlerimde hiç yalnız bırakmadı beni.

_ Peki ne oldu? Enise Teyze, nereye gitti?

_Taşındı onlar kocasının çalıştığı şirket yurt dışına gönderdi e haliyle görüşemeyince ara soğuyor tabii. Çok nadirde olsa telefonlaşıyoruz yine… Enise, bir abla gibiydi benim için.

Emir, sinirle ısırdı dudaklarını. Birbirine kenetlenen parmakları bembeyaz kesildi. Yerinden kalkıp pencerenin önünde dikildi bir süre:

_İşte senin o abla dediğin kadın o kadın o alıp gitmiş kardeşimi senin perişanlığını gördüğü halde, çektiğin acılara tanık olduğu halde kılı bile kıpırdamamış…

_Ama nasıl?

Emir, kısa bir an onları dinleyen kardeşine baktı. Yine dalıp gitti bir süre. Dalgın dalgın anlatmaya başladı bütün olan biteni.

_ Papatya doğduğunda Enise Teyze hiç ayrılmadı yanınızdan. Çocuğu olmuyordu biliyorsun. Sende hevesini alsın diye hiç kısıtlamadın onu. Zamanla kendi kızım diye benimsemiş. Sen o gün kabine girdiğin anda alıp götürmüş Papatya’yı. Akrabalarından biri yurt dışına götürmüş hemen. Senelerdir İngiltere’de yaşamış kardeşim. O kadın da belli etmemek için epey bir süre senin yanından ayrılmayıp, derdine ortak olmuş görünüşte. Sen ağlarken hastanelere düşüp günlerce baygın yatarken kılı bile kıpırdamadan yanında beklemiş… Senelerdir arada bir telefon ederek, hala seninle konuşabiliyor vicdansız.

Nefes alamadığını hissetti birden. Anlam veremiyordu, bu kadar yakın bulduğu insan mı yapmıştı? Nasıl dayanmıştı vicdanı? Nasıl bir insanlıktı bu?

_Nasıl haberin oldu?

_Tamamen şans diyelim… Volkan’la kafeteryada oturuyorduk birkaç hafta önce. Kız arkadaşı İrem İngiltere’de okuyor. Gönderdiği resimleri gösterdi bana. Resimlerden birisinde gördüm Papatya’yı. İrem ile aynı okulda okuyorlarmış. Görür görmez hiç düşünmeden Papatya dedim. Aynı saçlar, aynı gözler ve aynı duru beyaz ten. Telefon ettik sonra kıza, sorduk resimleri. O da ismi Papatya deyince daha bir şüphelendim. Sana arkadaşlarla tatile gidiyorum dedim ama aslında İngiltere’ye gittim ben. İrem’in yardımı ile buldum Papatya’yı. Evine gittik, ailesini görmek için. Karşımda Enise Teyze’yi bulunca beynimden vurulmuşa döndüm. Tartıştık, hatta epey bir kavga ettik. En sonunda kabul etti yaptıklarını. Zaten bir süre önce Papatya’ya evlatlık olduğunu söylemişler. Sürekli ben neden size benzemiyorum diye soruyormuş çünkü. Ben olay çıkarınca da gerçekleri olduğu gibi anlattılar kardeşime. İşte şimdi de senin yanında…

Elleri tir tir titreyerek kendine çekti kızını. Sıkı sıkı sarıldı bırakmamak için. Kaybettikleri zamanı telafi etmek istercesine öpücüklere boğdu yüzünü. Kızı iyiydi, sağlıklıydı. Enise ona iyi bakmıştı, belliydi. Her zamanki iyi niyetine yine öfkesi yeniliverdi. Kavuşmuştu ya kızına, gerisinin ne önemi vardı artık.

_Kuzum canımın damlası Papatyam döndün artık. Bizimlesin bizi bırakmayacaksın değil mi?

Papatya, gözleri yıldız yıldız baktı annesine. Yüzün avuçladı sevgiyle. Yüreğinden taşan sevgi çağlayıverdi bütün bedenine. Kanından, canından var olduğu bu kadın onun gerçek annesiydi. Bakışlarından yayılan sevginin büyüklüğü elle tutulacak kadar gerçekti. Nasıl bırakırdı onu?

_Anne annem artık asla ayrılmam sizden.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Annem" ölüsü olan bir gün kaybı olan her gün ağlar" der. Allahım bizi ve sevdikelrimizi daima kötülüklerden korusun. Öykü bile olsa papatyanın evine dönebilmesine çok sevindim. Esenlikle.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.08.2010 9:09
Cevap :
Dualarınıza gönülden katılıyorum. Bütün kayıpların kavuşmasını temenni ediyorum. Allah kimseye böyle acılar yaşatmasın. Teşekkür ederim Portakal Çiçeği. Sevgiyle kalın.  01.09.2010 15:02
 

Çok ama çok teşekkür ederim. Gerçekten de aldığım en güzel doğum günü hediyelerinden birsi. Çok beğendim.Hele eklediğin resim, benim de öyle bir resmim var. Elime geçerse yollarım sana. Hikaye pek güzel.Bir insanın başka insana ettiği, akıllara ziyan.Nasıl yapabilir ki... Yapıyorlar işte.Ah şu menfaatlerin gözü kör olsun. Yüreğine sağlık.Sevgiyle kal.

papatya altı yüz elli 
 26.08.2010 10:03
Cevap :
Papatyam, inşallah daha nice yıllar böyle güzellikleri paylaşırız. Resim eline geçerse mutlaka görmek isterim. İnsanlar bazen birbirlerine o kadar çok kötülükler yapıyorki. Öğrendiğimiz zaman şaşırıp kalıyoruz. Çevremizde var böyleleri işte. Çok teşekkür ederim Can Damlam. Sende sevgiyle, sağlıkla kal arkadaşım.  26.08.2010 11:39
 

uzun zaman yoktunuz, bu güzel öykü ile beraber hoş geldiniz.. sevdiklerini kaybedenlere allah sabır versin diyorum.. ne kadar zor oldugunu tahmin edebiliyorum.. selamlar..

sema öztürk 
 25.08.2010 18:29
Cevap :
Hoşbulduk sevgili Yağmur Zamanı. Ne güzel bir karşılama benim için. İzin bitti ve döndüm yine. Yakını kaybolan herkese bende sabır diliyor ve bir gün mutlaka kavuşmalarını temenni ediyorum. Sevgiyle, sağlıkla kalın arkadaşım.  26.08.2010 9:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 114
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 550
Kayıt tarihi
: 25.11.08
 
 

1969 doğumluyum. evliyim, iki çocuğum var. Kitap okumayı ve şiiri severim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster