Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
476
 

Kayıp gözyaşları...

Kayıp gözyaşları...
 

Arabaya biner binmez büyük bir sessizlik kaplamıştı. Herkes sohbetini bölmüş, ona bakıyordu. Nasıl dikkat çektiğini mi fark etmiyordu yoksa insanların varlığını mı fark etmiyordu? Nasıl umursamaz bir durumdaydı bilinmez, kafasını bile kaldırmadan tek boş olan koltuğa karşıma oturdu. İstem dışı gözümü alıyordu ve tüm yol onu anlamaya çalışacağımın belirtilerini ilk anda fark etmiştim.

Gözleri, yüzü kıpkırmızıydı. Ağlıyordu. Hemde nasıl bir ağlama. İçim nasıl acıyordu ona baktıkça. Kendimi zor tutuyordum 'ağlama ne olur? Ne değebilir ki senin bu gözyaşlarına?' demek için. Nasıl derdim? Hem bu durumda söylenen en kıymetli söz bile lüzumsuz gelmez mi insana, hatta çoğu zaman duyulmaz bile. 'Ağla dedim sonra içini kus nerede, kiminle olduğuna aldırmadan, özgürce hıçkırarak, dök gözyaşlarını…'

Yol boyunca camdan dışarıya baktı. Arada bir içinde kanayan yaranın coşkusunu durduramamanın, hıçkıramamanın etkisi ile çenesi titriyor, dudakları büzülüyordu. Belli ki içinde bir yer çok fena acıyordu. Puslu bir camdan dışarı bakmak gibiydi bakışları. Hiçbir şey net değildi. Tıpkı şuan ki şuan ki durumunu bana aksettirdiği gibi. Birilerine mi çok kızmıştı. Sevdiğinden mi ayrılmıştı. Her şey üst üste gelmiş de bir patlama anımı yaşıyordu bilinmez. Öfke mi? hüzün mü? Sevinç mi? hangi duyguyla akıtıyordu gözyaşlarını o da belirsizdi. Gözyaşları usulca yanaklarından iniyor, üşüyormuş gibi, birine sarılmak istiyormuş gibi göğsünün altında bağladığı çıplak kollarına akıyordu. Sanki yüzündeki tüm ifadeleri siliyordu bu yaşlar. Bir
türlü empati kuramamış, ruh halini çözememiştim.

Sorgulamaya başladım kendimi acaba dedim ağlayınca böyle mi olunuyor. Yani ifadesiz, yüzünde hüznü, kini, sevinci, umudu yansıtmadan, ruhundaki yaraları, çiçekleri yüzüne vurmadan mı damlatır gözyaşlarını. Gizlemek mi ister yoksa gizlenmesine izin mi verir?

Hayır, ben öyle yapmıyorum. Sinirliysem yumruklarımı sıkar, çoğu zamanda söylenerek ağlarım. Kinim olan biri yüzünden ağlıyorsam bu sefer tüm bunların üzerine kaşlarımı çatar, patlayacak bir bomba halini alırım. Mutluysam yüzümde kocaman bir tebessümle, gamzelerimi görücüye çıkararak ağlarım.

Ben bu düşünce denizimde, soru işaretlerime tutunup onları cevaplara zorlarken,
o kalktı ve kapıya yöneldi… Tüm soru işaretlerim içimde yanıtsız kalarak
arkasından bakakalmıştım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sondan ikinci paragrafa geldiğimde sanki sinirlendim birden yumruklar sıkıldı, kaşlar çatıldı. Sonra da kocaman bir tebessüm oldu. :)) Ya pardon ama yazılarınız meditasyon gibi :))) (Ay çok güldüm, terledim) Teşekkür ederim. Sevgiyle...

Ersin Yalın 
 15.08.2007 11:27
Cevap :
Sevgili Ersin bey beğeniniz çok mutlu etti beni...çok teşekkürler, Sevgiler...  17.08.2007 9:53
 

Ağlayan biri karşısında hiç bir şey yapmadan onu sadece seyretmek. Gönül nasıl ister ona dokunabilmek, onun içindeki şiddetli fırtınayı dindirebilmek. Yazın bana katıldığım bir grup çalışmasını hatırlattı. Bu çalışmada bir bayan arkadaş ölen annesi ile düşüncelerini anlatırken ne çok ağlamıştı. Koçumuzda onu rahatlatabilmek için üstüne üstüne gderken kendimi nasıl zor tutmuştum ona sarılmamak için. Yüreğine sağlık::)) Sevgiler

Haşim Arıkan 
 04.06.2007 19:29
Cevap :
Sevgili Haşim bey; Kim ne derse desin Duyguları her ortamda, herkesle/herşeyle, yaşamak...yaşayanlara ortak olmak yada en azından ortak olmak istemek ne güzel bir meziyettir öyle değil mi? Duygu insanlarıyız vesselam:) çok teşekkürler değerli yorumunuza...Sevgilerimle:) Not: İtiraf etmeliyim ki bende orada olsaydım ya sizin yapmak istediğini yapardım yada oturup bende ağlardım...  06.06.2007 18:13
 

Belki bir acı yaşanmışlık, belki de bir ölümdür ağladığı kim bilir. Duygusal ölüm… Belki de hiç bir şey. Bir hiçe ağlıyordur belki de kendi kendine. Ne dersin düş? Düş demişken belki de gerçekleştiremediği bir düşüne... Sevgilerimle cici kız!

Ayrıntıda gezinmek 
 31.05.2007 20:01
Cevap :
Kim bilebilir ki Sevgili Aynur ablacağım, Belkilerle başlayan ve yine belkilerle biten bir başarısız bir empati yolculuğuydu benimki, Hala üzgünüm içimde bağıran soruları susturamayıp ona yaklaşamadığım için...Değerli yorumuna çook teşekkürler...Kocamaaan sevgilerimle:)  03.06.2007 13:42
 

ben de yıllar önce, çok daha ince ve kırılgan olduğum zamanlarda ağlayarak binmiştim bir otobüse. imkanı yoktu yaşlarımı dindirmenin, zaten öyle bir çabamda yoktu, ağlıyordum sadece boşalmak için. sonra bir çift güzel ve soru işaretli gözle karşılaştım bir an. öyle bir bakışı vardı ki bana, yanıma gelse, ne oldu dese, olanı biteni anlatıp omuzunda ağlamaya devam edecektim. fakat o tıkış tıkış otobüste yanıma gelme şansı olmadığı gibi bikaç durak sonra da iniverdi. inerken son bir kez daha baktı bana değmeyeceğini, üzülmemem gerektiğini söyledi o bakışlarla eminim. o günden bugüne ne çok şey değişti şimdi düşünüyorum da ben bile değiştim. ama o bir çift göz, aynı güzellikte belleğimde hep var. hiç değişmedi.

beenmaya 
 28.05.2007 13:38
Cevap :
Canım Özlemciğim, Kırılgan olmak mı, kırılgan hale getirilmek mi tartışılır ama sanıyorum bir çoğumuz bu durumdan geçiyor...Vücut diliyle bile olsa teselli htiyaç olduğumuz tek andır böyle zamanlar öyle değil mi? Çok teşekkürler güzel katkına ve yorumuna:) Kocaman sevgilerimi yolluyorum... Not: Geç cevap için çooook üzgünüm:(  03.06.2007 13:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 224
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 904
Kayıt tarihi
: 31.01.07
 
 

Hayata yayılarak yaşamayı düşlerken, zamana sıkıştığımı fark ettim, tek sebebini çalışma şartları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster