Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
697
 

Kayıp kişi…

Kayıp kişi…
 

Onu tanıyalı bir kaç yıl oldu. Çok yakından tanıyamadım. İzin verdiği kadar yaklaşabildim ona. Aykırı biriydi. Bilgisayar programcılığı yapıyordu. Ben ne istersem söylemem yetiyordu ve hemen o programı yazıp benim kulanımıma sunuyordu. Yabancıydı, o yüzden de Türkçe’si pek yeterli olmadığından anlattıklarımı bazen ters programlayıp düzeltmek için de günlerce uğraşıyordu.

İş arkadaşı sayılırdık, aynı yerde çalışıyorduk. İkimizde geçici olarak o işyerinde bulunuyorduk. İşin sahibi olan arkadaşımıza yardım etmek için. Fakat dedim ya, aykırı bir kişi olduğu için sadece istediğimiz programı anlatıyor ve sonucu bekliyorduk…

İçiyordu, deli gibi içiyordu…

Çok az yemek yiyordu…

Ve kimseyle konuşmuyordu…

Deponun bir köşesinde hem konaklıyor, hem de program yazıyordu…

Herkes ona tuhaf bir yaratık gibi davranıyordu ve ondan uzak duruyordu…

O da sadece benimle konuşuyordu. Askerlik fotoğraflarını, annesinin, babasının fotoğraflarını gösteriyordu bana. Yarım yamalak hikayeler anlatıyordu hayatına dair.

İkimiz de ayrıldık oradan ve o başka bir şehre gitti.

Daha sonra aradan uzun bir zaman geçince, mail gönderdi bana. İşe ihtiyacı vardı. Cv’sini görünce gözlerim kocaman açıldı. Muhteşem bir eğitimi ve kariyeri vardı.

Çok merak etmiştim. Ne olmuştu da vatanından bu kadar uzakta ve bu hallerdeydi…

Ama sormadım, belliydi çünkü; bir aşkın peşinden sürükleniyordu.

Bu uğurda normal sayılabilecek insanların vazgeçemediği her şeyden vazgeçmiş ve sonunu kendisinin bile bilmediği bir macerada sürüklenip duruyordu. Bir sele kapılmış kuru bir yaprak gibiydi. Sağa sola çarparak her geçen gün biraz daha parçalanmasına rağmen, hiç umursamıyor, garip bir şekilde hayatla dalga geçiyordu.

Zaman içinde benimle dertleşmeye başladıkça, görüntüsünün aksine ne kadar insancıl bir kalp taşıdığını anlamıştım. Bir gün bana bir kişiyi anlatırken ‘’benim gibi kayıp biri o da’’ dedi.

O zamandan beri düşünüp duruyorum, acaba kayıp kişiler bu kişiler miydi?

Yoksa elindekileri kaybetmemek ve dönen çarktan ayrılmamak için hayatın içinde çok aklı başında görünen kişiler mi?

O şu anda yine kayıp bir kişi. Yani uzun zamandır haber alamadığım bir kişi. Ben onu sadece bu anlamda kayıp olarak nitelendiriyorum. Yoksa onun kendisi hakkında söylediği gibi bu hayatta kayıp olan kişilerden değil o bence.

Değerlerini, hırsları uğruna kaybeden bunca kayıp kişi varken, ben onun için kayıp kişi diyemiyorum.

Foto:http://www.pixiport.com/Gallery-

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir tv dizisi vardı yıllar önce " kayıp aranıyor" bu diziyi anımsadım. Kaybolmak değilde bir şeyleri ararken onların peşi sıra gidivermek mi desek sevgili Deniz...Yüreğine sağlık... Seçimler her zaman çok zor olsada en dogru onların ardı sıra gitmek değil midir... Sevgilerimle...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 13.07.2007 21:53
Cevap :
Bir şeyleri ararken onların peşi sıra gidivermek...evet bu olsun kayıp tanımı burada. o öyle yapmıştı çünkü...ben yapamadım. sevgiler.  13.07.2007 23:47
 

Aşk diye bu ülkedeyim doğru. Aşk beni için önemli evet. Ama türkçem zayıf mi :) neyse makalen güzel de hala kayıbım. zayıf sayılabilen insanlardan da sayılabirir de ne olur. Makalen zaten kayıp değilimişim gibi biterken ben hala aşka inandığımı söyleyebilirim. Sevgiyle kardeş dostum ; sende kaybolma, kaybolmak gibi bir durum varsa da uzat elini... belki yakalanır. Aşkla.

Yatakkuşu 
 11.12.2006 1:40
Cevap :
Vay, kayıp kişi! Seni gördüğüme sevindim. Özür dilerim Türkçen zayıf değil, düzelteyim hemen, o konuda (muhasebe) ben tam anlatamadım. Oldu mu şimdi. Modern Aşık Veysel! ve seyyah, sevgiyle kal!  11.12.2006 13:45
 

En azından yaşadığımız acılar veya yaşadıklarımız hayatımız adına bir kayıp değil... Yaşam yolumuzu kendimiz çiziyoruz. Hiçbir şey kayıp değildir. Kayıp olmamalıyız, kayıplıktan kurtulabilmeyi sadece kendimiz sağlayabiliriz... En azından önce kendimiz...

Benan 
 26.11.2006 12:14
 

Böyle insanlar şu günlerde o kadar çok ki... İnsanlar içine kapandıkça diğerleri ya üzerine gelir ya da tam tersine bırakırlar kendi haline ve hastalıklı gibi kaçarlar ondan. Aslında o kişi çok mutludur içine kapandığı sessiz hayatında. Mutsuzluklardan ve umutsuzluklardan mutluluk yaratmıştır kendisine...

Lyssa 
 25.11.2006 12:45
Cevap :
Ama onlar kayıp değil ki Damla. Onları anlayan bir kaç kişi bile yeterli bence. Diğer kayıplar haline yansın bence. Sevgiyle kal...  26.11.2006 11:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1566
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster