Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '16

 
Kategori
Futbol
 

Kaymaksız ekmek kadayıfı

Her şeyden önce Beşiktaş’ın 14. şampiyonluğunu tebrik ederim. Yanlış anlaşılmasın, bu başarı bir başka ve daha detaylı bir yazının konusu olacak ama bugünkü konu sadece Yurolig finali oynamakla kalmayıp finalde de müthiş bir iş başaran Fenerbahçe basketbol takımı.

Araç mı yoksa amaç mı oldukları tartışmalıdır ama şampiyonluklar ve kupalar elbette güzeldir. Onlar her şeyden önce onlar istatistik, başka takımı tutan arkadaşınıza karşı en önemli kozlarınızdan biridir. Fakat şampiyonluk her şey değildir. Bu bir züğürt tesellisi değil gerçek. Eğer teraziye koyarsanız şampiyonluğa giderken verilen emek, yarışın içinde olmak, o süreçte yaşanan gurur ve heyecan, her şeyin üzerine ancak bir taç olarak gelen kupadan daha ağır basar; ondan daha değerlidir.

Obradoviç ve öğrencileri dün gece, kendilerini ilk defa buldukları bir platformda, karmakarışık duygular içerisinde, bir yanda rakiplerini bir yanda yeteneklerini paralize eden heyecanlarını alt etmeye çalışırken, bu seviyelerin müdavimi olmuş rakipleri karşısında, son zamanların moda tabiriyle tam bir “karakter” mücadelesi verdi. Takımın yıldızının on serbest atıştan sadece birini sayıya çevirdiği ve bir ara farkın 21 sayıya çıktığı, taraflı tarafsız herkesin umutlarını yitirdiği anda adeta “revenant” (diriliş) edasıyla maça damga vuran ve rakiplerini uzatmalara sevinecek bir noktaya getiren bu adamlar belki kupayı kazanamadılar ama yenilmediler de.

Çoğu final ardında müthiş öyküler barındırır fakat çok azı dünkü final kadar izlenmeye, anlatılmaya ve hatırlanmaya değerdir. Finale kadar rakiplerinizden hep daha iyi olarak, oynadığınız her saniyenin hakkını vererek ve her şeyden önemlisi taraflı tarafsız herkesin takdirini alarak son 40 dakikaya çıkar ve bu maçta da hayati fonksiyonları durma noktasına girmiş bir hastayı hayata döndürmeyi başarırsanız bu kayıpta üzüntüye yer yoktur.

Dün gece sadece Fenerbahçeliler değil diğer taraftarların çoğu da Fenerbahçe’nin kazanmasını istediyse bu onların sarı lacivertlileri çok sevdiğinden değil, Sezar’ın hakkını Sezar’a verdiklerindendi. Zira rakibiniz de olsa bir sporcu veya takım bariz bir şekilde başarılı ise insan olmanın bir getirisi olarak kendinizi o sporcu veya takımı takdir etmekten alıkoyamazsınız. Fenerbahçe basketbol takımı dün gece tüm Türkiye’nin takdirini kazandı.

Finalin en önemli boyutlarından biri de ÇSKA yöneticisi olduğunu düşündüğüm birinin Kaliniç’i itmesiydi. Bir basketbol karşılaşmasında, hele hele bir Yurolig finalinde böyle bir manzarayı, böyle bir olay yaşanmışsa da maçın devamında o kişiyi salonda asla göremezsiniz. Fakat o kişinin yanındaki dekolteli kadından salonda oturduğu yere, bizim oyuncumuza müdahale etme cüretinden olaydan sonraki pişkin tavırlarına bakarsanız Corc Orvel’den esinlenerek söylenen “tüm insanlar eşittir ama bazıları daha eşittir” sözünü hatırlar ve basketbol salonunun da dünya gibi adil bir yer olmadığını hatırlarsınız.

Tarihin en iyi Türk takımlarından biri olan Fenerbahçe basketbol takımı inanılmaz koçu, müthiş oyuncuları ve elbette çok coşkulu taraftarıyla çok büyük bir iş başardı. Ekim ayından bugüne yaklaşık yedi aylık sürede Avrupa basketboluna damga vurdu, finali gördü ve finalden de başı dik ayrıldı. Tüm bunların âlâsı kupayı kaldırmak olurdu fakat varsın ekmek kadayıfı bugün kaymaksız yensin, bakarsınız o kaymak tabağa seneye gelir.

can.nizamoglu@gmail.com

@_acn_  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 778
Toplam yorum
: 416
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1427
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

Çoğu çocuk gibi ben de futbolcu olmak istedim, olmadı. Bu oyundan kopmamak adına üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster