Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
146
 

Kaynayan kazan

Kaynayan kazan
 

Akademik Perspektif


İpler gerildikçe geriliyor. Ortadoğu da kazanın suları kaynamaya başladı. Artık fokurtuları, okyanus ötesinden bile duyulabiliyor.

Malum petrol fiyatları ve enerji ihtiyaçları, neticesinde yine tüm dikkatler ortadoğuda toplandı. Ancak bu sefer durum biraz daha farklı. TV'lerde seyrettiğim startejistler, genelde iyimser bir tablo çiziyorlar ama açıkçası ben o kadar iyimser değilim. Çünkü asker işin içine girdi mi, politika güzergahları belirsizleşir ve etkinliğini kaybeder. Askerler, politikacılar gibi, esnek değillerdir. Zaten esnek olsalardı, adı asker olmazdı.

Şimdi ortadoğuya bir bakalım. Bütün coğrafya, birbirinin rakibi, ülkelerin askerleri ve teçhizatları ile dolmaya başladı. akdeniz'de ,hiç bugüne kadar olmadığı miktarda, deniz silahları ve saldırı gemileri mevcut. Denizin üsüt böyleyken, denizin altında sadece balıklar var demek, biraz safça olur kanaatindeyim.

Rusya'nın, Putin liderliğindeki sürecine bakacak olursak, 2008 Gürcistan savaşından sonra, politikadan çok, askeri metotların Rusya için sempatik olduğu görülür. Bir yerde kendine göre haklı sebepleride yok değil. Burnunun ucuna , NATO'nun gelmesini tabiki kimse istemez. Makro açıdan bakıldığında defansif bir niteliğe bürünüyor Rusya, Gürcistan Savaşı bana göre. ancak gel gelelim ,Suriye konusunda, Rusya'nın defansif politikası , yavaş yavaş, atak bir hale geldi. Kırım'dan ve Ukrayna'dan edindiği izlenimler, Rusya'ya böyle bir fırsat düşüncesi çıkarmış olabilir. Lakin Rusya'nın, umursamaz şekilde takındığı tavırlar, Rus uçağının, Türkiye tarafından düşürülmesi neticesinde, sert şekilde engellendi. Rusya, doğu avrupa'daki rahat tavırlarının, aşağıda da aynı şekilde sürdürebileceği düşüncesi, bir bakıma son buldu.

Uçak düşürülmeseydi ne olurdu? Aslında Türkiye o uçağı düşürmezdi. Ancak Rusya , DAEŞ ile mücadele kisvesi altında, geldiği Suriye'de, DAEŞ ile değil, ılımlı muhalifler ve onlardan da, öte Türkmenlere karşı bir politika alldı. Halbuki Türkmenlerin, önceden de, Esed ile bir savaşı yoktu. Ancak duruma göre pozisyon almışlardı. Aşağı yukarı 500 yıldan bu yana nerdeyse, orada yaşayan türkmenler, DAEŞ değildir. Rusya o bölgede, DAEŞ'i değil, YPG yi değil ,Özgür Suriye Ordusunu değil, PKK yı değil, Türkmenleri ağır şekilde bombalamaya başlamasıyla, bu durum ,diğer dünya devletlerini bilemem ama Türkiye'nin aleyhine bir ortam çıkardı meydana. Kısacası, eğer o Rus uçağı, DAEŞ'i vurmak için Türk hava sahasına girseydi, Türkiye bana göre sesini çıkarmazdı. Pilotların bölge acemiliklerine verirdi konuyu.

Uçak düşürüldükten sonra, Rus vatandaşları ve sosyo kültürel bağlamda her platformda, Türkiye'ye karşı bir, ortam oluşturulmaya başlandı. Benim işte asıl korkum budur. Rus halkı, Türk halkına düşman olmaya başladı. Öte taraftan, İran, camilerde, cuma hutbelerinde, sünni karşıtı, Türkiye karşıtı, hutbeler okutturmaya başladı. Buda, halkların düşman edilmesine vesile olur. Bu politika neden yapılır. Milleti arkana alırsan, savaşta başarılı olursun. Milletin onaylamadığı bir savaş, tamamen yenilgidir. Rusya, İran, halkı provake etmeye başladılar. Ermenistan zaten belli. Cepheler bu şekilde iyice belirginleşmeye başladı.

Diğer taraftan, ABD nin en çok dikkat ettiği , potansiyel Çin, ikinci uçak gemisi inşaasına başladı. Uçak gemisi , defansif, başka bir deyişle, savunma amaçlı bir silah değildir. Saldırı amaçlı bir silahtır.

Böylece bloklar, soğuk savaş dönemindeki gibi ,yeniden belirmeye başlamıştır. Bir tarafta, Rusya, Ermenistan, İran, Çin.., diğer tarafta ABD,İngiltere,Fransa,Almanya, Belçika, Hollanda,Polonya,Ukrayna,Türkiye,Suudi Arabistan,Katar, BAE,....aslında farketmemiştim ama, saymaya başlayınca bizim taraf epey bir kalabalık gibi geldi.Irak bana göre ortada bir ülke.

Her iki blokta, kürdleri kendi safına çekmeye çalışıyorlar. Barzani , PKK,YPG,YDH,... lerin aç sırtlan oluklarını biliyor. İlk fırsatta da, bu örgütler , bir olup Barzani'yi al aşağı etmekten hiç çekinmezler. Artı bu örgütlerin dini bir hattı da yok. Çoğu Marksists-Leninist, belli bir kısmı Hristiyan. Başka bir deyişle, Allah peygamber tanımazlar.

PKK , şu an kürdleri temsil etmekten çok, üst yönetimdeki kadronun , hiyerarşisinde, kendine has bir örgüt duruma gelmiştir. Gerçek yüzleri ortaya çıkınca, halkıda düşünmemektedirler. Kandildeki tayfa ise, kendi egemenliklerini ,hükümranlıklarını , rahatlarını korumak adına herşeyi, yapabilir ,her kesimle anlaşabilirler.Türkiye onlara garanti versin , Türkiye ile bile anlaşırlarda, sonra kandırdıkları alt tabana nasıl bir açıklama yaparlar onu bilemiyorum.

Hülas-i Kelam: Bölgede askerler, pilotlar, kaptanlar, dünyadaki tüm rakip ülkelerin orduları, donanmaları, cirit atmaya başladı ve hepsi dar bir alanda, kuyrukları birbirlerine değmeden gezinmeye çalışıyorlar. Oluşabilecek bir kaza ve ona kaza denmez bana göre, bir kıvılcım, biranda tüm bölgeyi, peşinden tüm dünyayı sarabilir. Askerin şakası olmaz. Esnekliği de olmaz. Her an her dakika bir kıvılcım oluşabilir. Resmen barut ile ateş yan yanadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 727
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster