Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '06

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
1315
 

Kaz Dağları

Kaz Dağları
 

Kaz Dağları deyince öncelikle herkesin aklına Sarıkız Efsanesi gelecektir. Ama ben bugünlük Sarıkız Efsanesini ve buraya ait daha birçok mitolojik efsaneyi bir yana bırakıp Kaz Dağları'nın Dünya Bankası destekli bir proje ile koruma altına alınan muhteşem ormanlarından bahsetmek istiyorum.

Kaz Dağları Balıkesir ve Çanakkale il sınırları içinde kalan geniş bir alana verilen isimdir. Oraya ilk gidişim sonbahar mevsimine rastlamıştı. Mesleğim gereği bir çok doğa harikası görmüş birisi olmama rağmen, ormanın derinliklerine doğru arabayla ilerlerken karşılaştığım manzara karşısında büyük bir hayranlık ve şaşkınlık duyuyordum...

Arabanın bir o camına bir bu camına saldırıp, gördüğüm muhteşem manzara karşısında hayran hayran seyre dalıyordum. Renk armonisi o kadar güzeldi ki, yeşilin her tonundan kahverengi ve sarının tonlarına kadar bir sürü çeşitlemeyi görebiliyordum, hatta kızılımsı bir tonu bile....

Kayın, gürgen, kestane ağaçlarındaki kahve ve sarı tonların birbiri ile uyumu, bir kısmı hala dallarda bir kısmı ise yerlerde olan yaprakların yarattığı kompozisyon görmeye değerdi.. Yapraklı ağaçların bu tablomsu güzellikte yarattığı görsel sanata karşılık, göknar ve çam ağaçlarının, kışa karşı asilce yeşil renklerini koruyarak dimdik ayakta durmaları ise ayrı bir görsel keyifti benim için.

İnip yerdeki yaprakların ayaklarıma dolanmasını hissetmek ve çıkardığı hışırtıların arasında yürümek, o ormanın dinginliğini ve sakinliğini dinlemek çok farklı bir duygu yaratıyor insanda. Huzur ve bu doğaya ait olduğuna dair bir duygu kaplıyor insanın içini. Kah kuş sesleri kah beklenmedik bir yerde karşına çıkan derenin çağlarcasına akışı bu sessizliği zaman zaman bölüyor, ama bunları dinlemek de insanın ruhuna ayrı bir katkı oluyor açıkcası...

Kaz Dağlarına ikinci gidişim ise ilkbaharın son günlerine belki de yazın ilk günlerine denk geliyordu hatırladığım kadarı ile.. Bu sefer de bambaşka bir güzellik karşılıyordu beni.. Yapraklı ağaçlar sanki mücevher takmış gibi tazecik yemyeşil yapraklarını dallarında sallandırırken, göknar ve çam ağaçlarının görüntüsü ise başka bir uyanışı sergiliyordu. Dallarının uçlarında yeni verdikleri sürgünlerde açık yeşil kısa ibreler adeta bir bebeğin edasıyla gülümsüyordu... Durup bu manzarayı izlediğimde "gerçekten doğanın uyanışı bu olsa gerek" derken buldum kendimi.

Bir de doğada hiçbir şeyin nedensiz var olmadığını düşünmüştüm. Çünkü, tohumu o toprağa düşen, orada filizlenip kök salan, etrafa dal budak salan göknar ağacına bakarken, onun üzerine konmuş kimisi sohbet eder gibi kimisi dans eder gibi görünen böcekler için, narince konup ürkek bir şekilde hemen uçuveren kelebek için o göknar ağacı çok önemliydi.. Hareket edemeden yıllarca orada yaşayan ve ömrünü tamamlayan göknar ağacının bile doğada ne çok işlevi vardı düşündüğümde!...

Renk armonisi bu kez rengarenk kır çiçekleri ile ayaklarımın dibine serilmişti... Dar bir dönemeci döndüğümde karşıma bir anda çıkan şakayık tarlası ömrüme ömür katmıştı... Bunca yıl bu kadar çok doğayla içli dışlı olmama rağmen, pembe renkleri ve katmerli güllere benzeyen kocaman çiçekleri ile şakayıklar benim bile aklımı başımdan almıştı.. Bu manzarayı bütün sevdiklerim, bütün insanlar görsün istemiştim o anda şimdi hatırlıyorum da.. Bir tane bile şakayık çiçeği koparmaya kıyamadan gözlerimi onlardan ayıramadan uzaklaşmıştım oradan...

Yazdıkça yazası geliyor insanın Kaz Dağlarını, o kadar özel bir yer ki.. Bugün sadece muhteşem doğasına değindim ama daha çok sözüm var buraya dair...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaz dağlarına iki kez gitme imkanım oldu, sizinde belirttiğiniz gibi hayran olmamak elde değil. Bu güzel doğa harikası topraklarımız, şu günlerde yabancı şirketlerin altın arama çalışmalarından dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu konuda da bir uzman görüşüyle izlenim ve düşüncelerinizide bu platforfda belirtirseniz mutlu oluruz. Yazınızı sevkle okudum, devamını ve başarılarınızın daim olması dileği ile saygılar, selamlar.

Murtaza Çiçek 
 21.10.2007 11:16
Cevap :
Merhaba Murtaza Bey; burada yayınlanan ilk yazımı okumuşsunuz, ben de yoruma bakınca şaşırmıştım, çünkü son yazdığım yazı sizin de bahsettiğiniz konu üzerineydi. Çok acele ile yazmıştım ama gene de insanları uyarmak istemiştim Kaz Dağlarındaki tehlike ile ilgili. Kaz dağları çok özel bir yer gerçekten de, yazmakla bitecek gibi değil. Bu konudaki yazılarımın linklerini veriyorum. Teşekkür ediyorum okuduğunuz ve yorumunuzla ulaştığınız için. Sizi tanımak güzeldi. Sevgi ve saygılarımla. 1-http://blog.milliyet.com.tr/Blogum.aspx?BlogNo=66754 2-http://blog.milliyet.com.tr/Blogum.aspx?BlogNo=35319  21.10.2007 13:44
 

ben sizdeki bu anlatım yeteneğini görerek, yazın diyorum. Elinize, yüreğinize sağlık. Selamlar, sevgiler...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 15.06.2007 9:43
Cevap :
:) Çok teşekkür ederim yüreklendirdiğiniz için. Aslında ben böyle detaylandırarak anlatmayı seviyorum biliyorsunuz, ama bu ortamda uzun yazıların okunmadığı gözlemi ile elimde olmadan tasvirlerimi yazmadığımı fark ettim. Bunu fark ettirdiğiniz için teşekkür ederim. Sevgi ve selamlar.  15.06.2007 10:28
 

çok meraklandığım ama gidemediğim kaz dağlarını bana getirdiğin için sonsuz teşekkürler. şiir tadında anlatımın harika iyiki varsın iyiki senin gibi bir dostumu burada göreceğim...

Ali BAKMAZ 
 01.01.2007 13:34
Cevap :
Merhaba ; Bu kadar güzel bir paylaşma ortamındaki ilk yazımda, beni yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim.İlk yazı heyecanını paylaşmak çok güzel bir duyguymuş.Bana yazma umudu ve heyecanı verdiğin için teşekkür ederim.İyi bayramlar ve mutlu yıllar.  01.01.2007 17:39
 

Sevgili DOĞA Bendeniz Edremit liyim çocukluğum o dağların eşsiz güzelliklerinde geçti derelerinde yüzdüm balık avladım kendimce piknikler yaptım arkadaşlarımla oysa her güzellik gibi kazdağları efsanevi İDA dağıda aldı nasibini katliamdan yana plansız ağaç kesimleri maden,yerleşim gibi insanların bitmeyen hırsı neredeyse kaz dağlarını bitirecekti. Oy uğruna ormanı katledenlere aflar çıkarılmadı mı ülkemizde ihanet-rüşvet ve rant üçgeni hala devam etmiyormu? Yazın bu güzellikleri uyarın gavlet uykusundan ilgilileri kazdağları ve tüm yurdumun doğası nehiri ormanları bize emanet olduğunu hatırlatın. Teşekkür eder,iyigünler dilerim

Ersen Gürpınar 
 31.12.2006 1:23
Cevap :
Merhaba; Sizi çok iyi anlıyor ve katılıyorum.Yazımın sonunda da dediğim gibi, Kaz Dağları ile ilgili söyleyecek çok sözüm var bunların içinde sizin bahsettiğin konular da var tabiki.Hep birlikte Kaz Dağları için umarım birşeyler yapabilirz.Benim buradaki ilk yazım ve de yılın son günleri olması nedeni ile öncelikle elimden geldiğince güzelliklerinden bahsetmeye çalıştım.Umarım becerebilmişimdir memleketinizi anlatabilmeyi,ama biliyorum ki orası benim anlatabildiğimden çok daha fazlası.Size çok teşekkür ediyorum, beni yüreklendirdiğiniz için.Bu güzelliklere sahip çıkmak hepimizin görevi.Hoşçakalın.  01.01.2007 17:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster