Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
416
 

Kaza mı, "eğitim" li cehalet mi?

Kaza mı, "eğitim" li cehalet mi?
 

Başımıza gelen her türlü felâketin temelinde cehaletin olduğunu artık biliyoruz. Karşılaştığımız her yanlış hareket karşısında "eğitim şart" demeyi dilimize pelesenk ettik.

Elbette olduğumuz yerde saymıyoruz, memleket genelinde bir kıpırdanma, bir gelişme var. Ancak biz ağır aksak bir şeyleri yapmaya çalışırken, bizim dışımızdakiler daha hızlı adımlarla yol aldıkları için, aramızdaki mesafe kapanacak yerde giderek daha da açılıyor.

Bir de yeterli eğitim vererek yetiştiremediğimiz fazla nüfus, her konuda elimizi ayağımızı bağlayan en büyük engel. Böyle olunca hiçbir alanda vatandaşlarımızın ihtiyacını tam olarak karşılayamıyoruz.

Eğitimin iki anlamı var biliyorsunuz. Biri, belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi. Okullarımızın, öğretmenlerimizin kapasitesi yetmediği için bu açıdan vatandaşlarımızı gerektiği gibi eğitemediğimizi söyleyebiliriz.

Eğitimin bir de, çocukların ve gençlerin, toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, iyi bir ahlak anlayışı edinmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme anlamı var ki, eskiden bunun karşılığında terbiye kelimesini kullanıyorduk.

Terbiyenin içinde görüldüğü gibi "iyi bir ahlâk" anlayışı var. Ahlâk, bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri, kuralları, iyi nitelikler, güzel huylardır.

Bu kurallar gelenek ve görenekten, dinden, kanundan kaynaklanıyor olabilir. Hepsi o toplum için uyulmasında fayda mülahaza edilen davranışlardır.

Günlük hayatımızda insancıl bir davranış beklediğimiz, olması gerektiği şekilde hareket etmesini istediğimiz bazı insanlar, lise hatta üniversite mezunu olmalarına rağmen, "eğitimli" gibi bir tutum sergileyemiyorlar.

O zaman bizim "eğitim şart" tekerlememiz havada kalıyor.

Bir cahil gibi sokağa tüküren, çöpünü arabanın camından atan, çevre temizliğine dikkat etmeyen, medeni bir insan gibi kuyruğa girmeyen, bankada sıraya girmeden işini gördürmeye çalışan, hakkı olmadığı halde yakınlarını bir işe yerleştirmeye çalışan bir doktoru, mühendisi, profesörü, siyasetçiyi nasıl "eğitimli" olarak göreceğiz?

Bugünkü gazetede bir haber hepimizi bu konuda düşündürecek nitelikte.

Bir holding patronunun eğitimli kızı, eğlencede içkiyi fazla kaçırınca, arabasıyla kaza yapıp hayatını kaybetmiş.

İçki içildikten sonra araba kullanılmayacağını eğitimli bir insanın bilmesi gerekmiyor mu? İşte buradaki eğitim, kolejde, üniversitede, yurt dışında alınan eğitim değildir. Bu, kurallara göre hareket etme bilincine sahip olmak, topluma saygılı olmak, kendini ve başkasına zarar verecek her şeyden sakınmak, kısacası insan olarak iradeli hareket etme bilincidir.

Televizyonlarda görüyoruz, içikili sürücülerin hiçbiri kendilerinin araba kullanama yetisinden yoksun olduğunu kabullenmiyor. İçki, verdiği sarhoşluk dolayısıyla insanın akıl ve mantık mekanizmasını çalıştırmasını engelliyor.

O yüzden içki içtikten sonra bir eğlence mekanından çıkan kişinin, araba kullanacak durumda olup olmamasına kendisinin karar vermesi beklenemez. Eğitimli bir insan, içki içildikten sonra araba kullanılmayacağını bildiği için, bu tür eğlence yerlerine arabayla gitmez. Plan dışı bir şekilde içmek zorunda kalırsa da, dönüşte evine taksiyle gitmesi gerektiğini bilir.

Üniversite öğrencilerinin içkili olarak yaptıkları yarışlar, direksiyonda yapılan birtakım atraksiyonlar, bisiklet veya motosikletle yapılan gösteriler, hız denemeleri, hep "eğitimsizliğin" sonucu ortaya çıkan acı gerçeklerdir.

Bu yönüyle çocuklarımızın ve gençlerimizin "eğitim"ine özenle eğilmek zorundayız. Çünkü onlar yarının büyükleri. Terbiyeli, ahlâklı, kültürlü, iradeli, hoşgörülü, cömert, saygılı insanlar yetiştirmek için gerçek eğitime ihtiyacımız var. Yoksa zır cahil birinin yaptıklarını aynen yapmak için, yıllarca okullara gidip ömür çürütmeye ne gerek var...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Böylesine yazıların blogda artmasını diliyorum. Yazdıklarınız çok isabetli. Bunun yanında aslında birazda hatta çoğunlukla kültürü de göz önüne almalıyız. Kültür ne yazıkki çok geç değişebiliyor. Sigara içen doktor ve öğretmenler, buyuduğunuz gibi içkili araç kullanan eğitilmiş kişiler vs. Sanırım trafik kazaları için gerçek bir araştırma yapılsa, çok önemli ve hep gözden kaçırdığımız Kültür ön plana çıkacaktır. Saygılarımla.

DurmuşGüler 
 12.07.2007 12:40
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim.  12.07.2007 17:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 947
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster