Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '20

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
114
 

Kazandık mı, Kaybettik mi?

Memleketimden İnsan Manzaraları: 277

Kazandık mı, Kaybettik mi?

gidemeyiz hiçbir zaman

                  bir adım ileriye

suçladığımız sürece

        farklı düşünenleri.

                               H. E.

 

                “Alanya’daki Damlataş Mağarası’nı duyduk da, Altınbeşik’i duymamıştık. Nesi önemli bu mağaranın? Ve neden duymadık adını bugüne kadar?” diye soruldu hep.

                Bu soruyu yalan yanlış yanıtlamak yerine, konunun uzmanı Temuçin Aygen’in Türkiye Mağaraları adlı eserinden bilgiler aktaracağım.

                Bu kitaptan öğrendim ki, ülkemizin mağaralar bakımından en zengin ili Antalya’dır.       Antalya’nın İbradı ilçesi sınırları içindeki Altınbeşik – Düdensuyu Mağarası, ilk kez 1966’da Temuçin Aygen’in araştırmaları sonunda bulunur. Ve ilk inceleme 1966 Ağustosunda 3 İngiliz, 5 Fransız ve 3 Türk’ten oluşan bir araştırma grubu tarafından yapılır.

                Bir yıl sonra, 10 Fransız ve 4 Türk, bir hafta süren ikinci araştırmayı yapar. “1600 metre uzunluğundaki mağara” sonuna kadar gidilerek incelenir.

                10 kişilik Fransız grubunun yarısı Fransa Mağarabilim (speleoloji) başkan ve üyeleri, öteki yarısı Paris Orsay Üniversitesi öğrencileridir.

                Sizin de aklınıza gelmiştir mutlaka:

                “Ülkemizde, dünya çapında önemli bir mağara keşfediliyor. İlk incelemede 11 kişiden yalnızca 3’ü Türk, 8’i yabancı…

                “İkinci incelemeye 14 kişi katılıyor; 4’ü bizden de, niçin 10’u yabancı?”

                Mağara dediğiniz, yeraltı gölü dediğiniz nedir ki dostlarım! Böyle fasa fiso işlerle uğraşmaya zamanımız mı var bizim? Gâvurlar ne güne duruyor ki?

                Bu tür ıvır zıvırlarla onlar uğraşsın. Öteki dünyanın cenneti için çalışalım biz!

                Konuyu dağıtmadan, Altınbeşik’e gelelim biz yine:

                Altınbeşik, Akseki ilçesine bağlı bir bucak merkezi iken, 1980’den sonra ilçe merkezi yapılan İbradı’nın Ürünlü (Unulla) köyü yakınındadır.

                Buraya iki yoldan gidilebilmekte… Birincisi, daha çok kullanılan Akseki – İbradı, Ürünlü yolu… Öteki, Antalya’ya daha yakın olan Manavgat Çağlayanı ve Yaylaalanı (Avanos) köyünden geçen dağ yolu… Bu ikinci yol da asfalt ve daha kısa olmakla birlikte çok virajlı olduğu için fazlaca tercih edilmemekte.          

                Altınbeşik Mağarası, Manavgat Irmağı vadisinde, ırmak yatağına 1 km uzaklıkta gayet sarp, dikeye yakın bir kalker kayanın dibinde bulunmaktadır.

                Ürünlü köyünden 1 – 1,5 saatte patika bir yoldan inilebilirken bu mağaraya, son yıllarda yapılan asfalt yol sayesinde arabayla gidilebildiğini de öğrendim.

                Altınbeşik’in üç katlı bir mağara olduğunu yazıyor; Temuçin Aygen. Birinci ve ikinci katlarda iki ayrı göl varken, “3. katta geniş galeri ve büyük salonlar yer almaktadır. Salonlarda tavanlardan düşmüş büyük kalker bloklar ve bazı kısımlarda da iri çam ağaçlarını andıran dev dikitler bulunmaktadır.”

                Şöyle devam etmiş yazar:

                “Altınbeşik – Düdensuyu Mağarası, çok uzun ve büyük bir yeraltı sisteminin çıkış (son) ucunda yer almaktadır. Kızılova, Kembos ve Söbücealan ovaları ve bu ovaların kenar sınırlarında bulunan düdenlerin (düden, su çeken deliklere verilen isimdir) suyunu çeken bu büyük sistem, Oruç Düdeni Mağarası altında, Altınbeşik – Düdensuyu Mağarasında son bulmaktadır.”

                Ben söylersem inanmayın. Ama bu konunun uzmanı Temuçin Aygen ne diyor bakın:

                “Bu büyük yeraltı su sistemi, kuş uçuşu 100 km’den fazla uzunluğuyla, dünya yüzündeki en uzun ve en büyük karst sistemlerinden biri olarak “İlmi Turizm” bakımından dünya yüzündeki araştırıcılara takdim edebileceğimiz doğal değerlerimizden biridir.

                “Mağaranın giriş ağzının muhteşem manzarası ve içinin güzelliği, burasının en kısa zamanda turizme açılması için amenajmanının (biyolojik, teknik, ekonomik ve sosyal plan)bir an evvel yapılması gerekmektedir.”(*)

                Bu kitap, 1984’te basılmış. O günden bugüne 36 yıl geçmiş. 36 yıldır yalnızca Ürünlü köyünden mağaraya bir yol yapılmış. Yazarın, “Bir an önce yapılması gerekir.” dediği “amenajman”ın yapılmadığını sanıyorum ben hâlâ.

                Bu plan, bu çalışma yapılmış olsaydı eğer, Altınbeşik Mağarası, ülkemizin altın yumurtlayan tavuklarından biri olurdu bugün.

                “Yumurtlamıyor mu?” diyeceksiniz.

                Maalesef!..

                Mağaranın ağzına kadar, İbradı Belediyesi’nin gayretiyle asfalt bir yol da yapıldığı halde, niçin mi yumurtlamıyormuş?

                Ürünlülühemşerim Âlim Doğan Özcivan’dan telefonla öğrendiğime göre:

                “Mağaranın ikinci kattaki göle çıkan doğal köprüsünde ve tavanda çatlaklar varmış. Bu onarım yapılmadığı için Altınbeşik uzun zamandır kapalı imiş.

                “Araba ile mağaranın ağzına kadar da gidilemiyormuş. Yolda bir tehlike oluşmuş. Yol, Altınbeşik’e 2 km kala zincir çekilerek trafiğe kapatılmış.”

                20 yıl kadar önce, mağarada inceleme yapan Amerikalı uzmanlar:

                “Buraya yol yapıp şu doğa harikasını bozmayın. Turistleri eşeklerle, katırlarla götürüp getirerek ayrıca para kazanın.” demişler.

                “O zaman benim de aklıma yatmamıştı bu öneri. Şimdi anlıyorum ki, adamlar haklıymış meğer.” diyor; Âlim Doğan Özcivan.

                Sen, ben kavgasına girmeden, Aksekili işadamı rahmetli Ömer Duruk’un, Gödene’den ırmağa giden yolu bitirip Altınbeşik’e bir köprü yapmasına fırsat verseydik; kim, ne kaybederdi?

 

                   Hüseyin Erkan

                                                                                                                                     huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

 

----------------------------------------------------------------------------------------------------

                (*) Türkiye Mağaraları:Temuçin Aygen, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yayınları, 1984 Büyük boy, 88 sayfa. (Bu kitap, 55 yıllık dostum İbrahim Ekmekçi’nin armağanıdır bana.)

                DÜZELTME: 275 nolu “Nasıl Sevmem Bu İnsanı” başlıklı yazımda, Bursa’da yaşayan değerli yazarımız Ali Rıza Cemeroğlu’nun bir anısını paylaşmıştım: “Liseyi bitiren delikanlı, 1950’de akrabası olan Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’yi, kendisine bir iş bulmasını rica eden amcasının yazdığı bir mektupla ziyaret eder” demiştim. İki yanlışım olduğunu bildirdi dostum: 

                Birinci yanlış: Mektubu yazan amcası değil, Rasih Kaplan’mış. (Amcası O’na yazdırtmış)

                İkinci yanlış: Bir iş bulması için değil, istediği fakülteye kaydının yapılması içinmiş.

                İki yanlışım için de değerli dostum ve okuyucularımdan özür dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 106
Kayıt tarihi
: 19.02.20
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster