Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '12

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
237
 

Kediname. 2 : Kaprisli sarışın Portakal...

Kediname. 2 : Kaprisli sarışın Portakal...
 

Sarışınlar bu kadar mı kaprisli olurlarmış; aman yarabbi… Portakal belli ki kendi hem cinsleri içinde bir afeti devran. Ama , hele bir yanaşıp laf atmaya çalışın, bir yandan çarklı espri yapın, sizi ananızdan doğduğunuza pişman ediyor… Ne laftan anlıyor, ne sözden anlıyor (Bilmem belki de kaprisi bizeydi …yabancıyız ya evde !) Bir tek anladığı yemek zamanı , eşim tabakları çın çın birbirine çarpıp : “Haydi çocuklar, yemek vakti…” deyince , nerede saklandılarsa oradan çıkıp geliyorlar ve bayağı o kuru yiyecekleri beğenerek yiyorlar… Ham , hum şaralomp… Tabaklar bitiyor. Büyük iyi de, küçükte pek iştah yok.

Bu apartman kedilerine nasıl acınmaz ki… Günde üç öğün aynı kuru yiyecekler, hazır mamalar… Sanki , fındık , fıstık çerez yer gibi o hazır mamaları tüketiyorlar… Ona alışanlar bir daha da başka bir şey yemiyor. Normal bir kedi ciğer yer… İşkembe yer… Bunlar öyle şeylere ağzını sürmüyor. Portakal sadece ekstradan , kahvaltıya sokulup peynir yiyor. Her kedinin kendine özgü alışkanlıkları, huyları var. İşte öyle.

Çocuklar dışarı giderken, Portakal anlıyor , hemen kapının yanına gidip kendisini dışarıya bırakmalarını istiyor… Yalvar yakar oluyor. Ev birinci katta ve hemen bahçeye açıldığı için onlar da bahçeye kaçmasını istemiyorlar; adeta evden kaçıyorlar… Onlar gittikten sonra… Arkalarından Portakal epey zırıltı yaptıktan sonra , artık vazgeçiyor ve bize gelip , lütfen bize balkona çıkmayı arzu ettiğini işaret ediyor. Ona izin veriliyor, eşim çok dikkatli bir şekilde kapıyı açarak onun geçmesine izin veriyor. Bu geçiş esnasında tutmak, tutmaya teşebbüs etmek; ona laf atmak, üzerinize hücumla son bulan bir davranış oluyor.

Balkon çok güzel… Bir masal gibi… Arka bahçede bol bol kiraz, vişne ağaçları var.. Ondan ötesi de yeşil güzel bir vadi… Ev çok yüksekte kalıyor. Ve bu balkondan bahçeyi, onun ötesinde o güzel vadiyi seyretmek her şeye değer… Portakal da bunun değerini biliyor … köşedeki küçük masanın üzerindeki yastığının üzerinden taa uzaklara bakarak belki hatıralarına dalıyor. Portakal balkondayken, genellikle kızı üzüm balkona çıkmıyor. Annesinin derin düşünce hallerine çok saygılı.

Portakal balkona çıkınca balkon kapısı yarı aralık duracak. Üzerine tam kapatırsanız, balkonda kıyametleri kopartıyor, size çok kızıyor… yavaş yavaş huylarını öğrendik … Bir saat kadar balkonda istirahat ettikten sonra, günlük kontrolunu yapmak için içeri giriyor. İlk önce hepimizin gözlerimizin içine bakıyor.. Huyumuzda, husumuzda bir değişiklik var mı, ona karşı terbiyemiz de bir değişiklik var mı, diye bir bir denetleniyoruz… Normalse , içeriye odasına gidiyor. Kapının önünde yatıyor, biz gelip geçtikçe yine denetliyor… Bir terbiyesizlik yapıyor muyuz, diye… Ona karşı çok saygılıyız. Ana kraliçe o be… Ona karşı saygıda nasıl kusur edilir ki? Belli ki evin reisi de o…

Akşam olunca, evin bütün odalarının kapıları açık oluyor. Gece belli saatlerde Portakal her odayı dolaşıp, durumu teftiş ediyor. Hele bir odanın kapısı kapalı olsun (buna tuvalet dahil..) kıyameti kopartıyor… O odanın kapısı açılacak.! Mutlaka açılacak… Açılıyor… hiçbir şey onun denetiminden uzak değil. Olmamalı…

Anne kızın evdeki hayatları birbirinden bağımsız sürüyor. Portakal, üzümü izlemekle birlikte ona karışmıyor. Dayak mayak atmıyor… Bazen oynadıklarına bile şahit oluyoruz. Ama genellikle resmiler. Birbirlerinin hayatlarına karışmıyorlar.

Portakal genelde temiz bir hayvan. Temizlik alışkanlıkları normal. Alaturka tuvaletteki kumunun yerini biliyor ve onu düzenli kullanıyor. O bakımdan Portakal için yapacağımız hiçbir şikayet yok. Ama vaziyet, “Üzüm” için değişiyor. Yazının hemen hemen sonuna geldik ama henüz daha Üzüm’ün hallerine geçemedik. İşte kediler böyle; her birisi birer kişilik ve onlar hakkında anlatılacak şeyler var. Yeter ki çok yakından gözlem yapın ve anlamaya çalışın… Onlar size çok şeyler söyleyeceklerdir. Hem kendileri hakkında, hem sizin hakkınızda hem de “Dünya” hakkında… Onlar küçük birer filozofturlar… Hele bazıları ötekilerinden daha da düşüncelidir… Tıpkı insanlar gibi… Onlardan öğreneceğimiz çok şeyler var.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizlere ne güzel yazılar yazdırıyorlar...Seviyoruz bu dostları.

Şahin ÖZŞAHİN 
 04.05.2012 23:47
Cevap :
Evet, ne kadar huysuz olsalar; ne kadar çetin olsalar yine de kişilik sahibidirler, kediler...  05.05.2012 11:05
 

Çok severim onları, bazen dünyada bunlardan güzel mahluk var mı diye bakıyorum. Hep kediyle büyüdüm ben, birlikte uyuduk. Ama bende köpeklerin yeri hep ayrı yine de. Sevgiler...

Şükran Okyay 
 04.05.2012 9:55
Cevap :
Biz köpekleri yönetiriz ama kediler hep bizi yönetiyor. Bizim de evimizde kedi köpek eksik olmadı... Şimdi yok... Ama şimdi de bütün mahallenin kedilerine köpeklerine bakılıyor...Eşim o konuda daha hassas.. Ve bir ekmek de onlar için alınıyor! Saygılar Şükran Hanım...  04.05.2012 11:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 749
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster