Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
354
 

Kelebek etkisi...

Kelebek etkisi...
 

Ilık bir rüzgarın, kelebek etkisi yaratan titrekliğinde bir bahar akşamı rastladım size. Siz o dönemlerde resimler ciziyordunuz gökyüzünde. Saçlarınız bulutlarda, gözleriniz ufuktaydı.

Yeşil bir vadinin etekleriydi beni büyüleyen. Ya da Okyonusun derinlikleri mi.. Bilinmezdi ve bilinemedi.. Koca bir Çınar ağacı gördüm tamda orta yerinde, alabildiğince heybetli.. Kökleriyle toprağa öylesine sıkı sıkıya bağlanmıştı ki görenleri hayran bırakıyordu kendine.. Dallarına tutunup şöyle bir salınıp gelin gibi süzülmek istedim defalarca. Sadece bir defaya mahsus tırtıl oldum yapraklarında. Gezinip durdum, ara sıra beslendim.. Hayatta kalabilmek için gereken ne varsa yaptım. Gece demedim gündüz demedim beslendim.. Büyümek, büyüdükçe yol almak gerekiyordu ve hatta gerekirse uçmak..

Dalları dört bir yana savrulmuş koca Çınarın gölgesinde serinledim çoğu yaz akşamlarında. Büyümenin farkını tattıkça daha bir çoşar daha bir yeşerir oldum. Günler geceleri, geceler güzdüzleri kovaladı. Vakit gelmişti.

_ O da ne?

Şekil değiştirme işlemine farkında olmadan çoktan geçilmişti. Geriye dönmek artık imkansız bir hal almış, ileriye dönük ise faili meşhul bir döngünün içinde buluvermiştim kendimi.. Beslenmek için yediğim yapraklar sayesinde koca bir gövde oluşturmuştum bedenimde. Etrafımı saran ne bir sis bulutu ne de bir örümcek ağıydı.. Büsbütün kendi kendime ördüğüm bir kozaydı.

_ İyi de, sonunda ne olucaktım.?

Bu kez istediğim olmuş, koca Çınarın gölgesinde salına salına süzülen bir gelin olmuştum, olmuştum olmasına da. Gökyüzünde uçuşan kuşları kıskandım çoğu kez, az ileride akan ırmağın serin sularını, içinde dolaşan balıkları. Üstünde serinleyen Nilüfer çiçeğini. Toprağı koklamak, çiçeklerin üzerine konmak istedim çoğu kez.

Pupa yelken misali bir çıtırdı duyuldu ördüğüm o ipeksi kozamın içinden. Önce nefes almam ve koklamam gerekiyordu dört bir yanı.. Antenlerimi uzattım, kontrol ettim tüm civarı.. Gözlerim kamaştı o muhteşem güneşin parlaklığında. Yavaş yavaş süzüldüm beni esir alan o örtünün zırhından. Uçup, özgürce dolaşmak istiyordum. Biliyorum, sanki içime doğmuştu fazla vaktim yoktu...:)) Oysa biraz daha der gibi, asılı kaldım istemeden de olsa..

Ey!! Koca Çınar ağacı, özgürüm bak. Alabildiğince bu yemyeşil vadinin eteklerinde.. Beni misafir ettin, gönlümü hoş, yüreğimi serin eyledin.. Şimdi izin verde, kanatlanıp uçayım bende özgürce.. Beni bekliyor çiçekler, ırmağın serin suları, toprağın kokusu.. Senin dallarından fışkıran yaprakların alışmıştır yıllarca gelen giden misafirlere.. Eminim onlarda gölgende serinleyip yapraklarını kemirmişlerdir.. Kızma onlara..

Salına salına süzülen gelin.. Şöylece bir dalıp gitti geldiği ilk günlere.. Gölgesinde serinlediği, yapraklarıyla beslendiği o koca Çınar'ın en üst noktasına doğru kanat çırptı. Türlü türlü benekler oluşmuştu üzerinde ama çok güzeldi.. Biraz daha biraz daha derken, uzaklaştığını farketti misafir olduğu bu yerden.. Artık geriye dönüş yoktu. Herşey çok eskide kalmıştı. O artık ne bir tırtıl olabilirdi nede bir koza..

Uzaklaşırken birşeylerin fazlasıyle değişmiş olduğunu farketti.. Çınar ağacı alabildiğince heybetliydi. Heybetliydi heybetli olmasına ama lakin yıllar çok şeyi de alıp götürmüş içini boşaltmıştı.. Kökleriyle sıkısıkıya toprağa bağlı olmak yetmiyordu... Günden güne içi boşalıyor, eriyor gidiyordu............

Onuda alıp götürmek istiyordu ama bedenin o koca gövdeyi kaldırmaya gücü yoktu. İçi boşalmış olsada toprağa kökleriyle sıkısıkıya bağlıydı.. Ama biliyordu o, hiç bir zaman yanlız kalmıyacaktı.. Gölgesinde serinlemeye ihtiyaç duyacak kelebek olmaya müsait tırtıllar hep var olucaktı.. Herkez ait olduğu yerde kalmalı diye düşündü ve yola devam etti...

Kanatlarını öylesine kuvvetli açıyordu ki, sanki bir yerlerden bir ses onu çağırıyordu.... Ama nereye doğru yol aldığını oda bilmiyordu.. Yanlızca uçmak istiyordu.. UÇMAK, UÇMAK VE HİÇ DURMADAN UÇMAK...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın kendini bekleyen sonu bilmemesi ne kadar iyi yoksa bu kadar iştahla sarılabilirmiydik hayata

Zaman sonra 
 19.03.2008 23:03
Cevap :
sözlerinize katılmamak mümkün değil..Sevgilerimle..  19.03.2008 23:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 249
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 587
Kayıt tarihi
: 11.09.07
 
 

1972 İstanbul doğumluyum. 13 yaşında bir kız çocuğum var. Hayatı inişli çıkışlı, her halinde seviyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster