Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
684
 

Kelebek etkisi

"“Devrim, bir sistemin, rejimin, uygulamanın veya kurumun, barındırdığı noksanlar yüzünden yıkılıp, yerine yenisinin konulmasıdır.” Kitaplarda okuduğumuz “devrim” tanımıdır bu. Ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır. Ama şüphesiz Anadolu’daki en büyük devrimler Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla başlamış ve sonrasındaki birkaç yılda devam etmiştir.

Bu topraklarda gerçekleşen ve genel bir isim alıp Atatürk devrimleri olarak öğretilen bu devrimlerin dünyanın diğer bölgelerinde yapılan devrimlerden iki temel farkı vardır. Atatürk devrimlerini farklı kılan bu özellikler, Atatürk ilkelerinden biri olan devrimcilikle sürekliliğinin, devamlı yeniliklerin takip edilerek geliştirilmesinin sağlanması ve birbirini tamamlayarak, bir bütün halinde daha önemli bir değer kazanmasıdır.

“Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, Avrupa’da bir fırtına kopmasına sebep olabilir.” Edward N. Lorenz bu sözüyle bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini anlatmıştır. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi Atatürk devrimlerinde de gerçekleşecek küçük bir bozulma ya da olumsuz anlamdaki bir değişiklik, gelecekte büyük ve öngörülemez sonuçlar doğuracaktır.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle kolaylaşan kültürler arası etkileşimler basit gibi görünse bile milli değerlerimizi etkilemektedir. Şu an bile sokağa çıktığımızda gördüğümüz tabelalardaki isimlerin yarıdan fazlasının İngilizce olması, ebeveynlerin doğan çocuklarına Türkçe isimler yerine, yabancı film ve dizilerde karşımıza çıkan isimleri koyması ve biz gençlerin dilimizi, internet dili denen kısaltmalarla kullanması gibi örnekler bu etkileşimin yalnızca dilimizde gerçekleştirdiği değişiklikleri yansıtmaktadır. Dil bir milletin en önemli ögelerinden biri olduğuna göre belki de kelebeğin kanat çırpması bununla başlamaktadır. Ancak bununla son bulmadığı kesindir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan kıyafet devrimleriyle giysiler modernleştirilmiştir. Günümüzde Türkiye dendiğinde bazı ülkelerde hala fesli ve çarşaflı Türk görüntüsü gözler önüne gelirken yıllar önce bu durum ortadan kaldırılmıştır aslında. Atatürk’ün devrimleriyle giysiler o zamanın modasına uygun hale getirilmiştir. Ancak insanlarımıza bakıldığında devrim zamanında ismi bile geçmeyen türbanın oldukça yaygınlaşmış durumda olduğu göze çarpmaktadır. Türbanı dini için takanların yanı sıra özenmek ve aile baskısı gibi nedenlerden dolayı da takanlar bulunmaktadır. Bu durum Atatürk devrimleriyle tamamen ters düşmektedir.

Devrimlere ters düşen giyecekler yalnızca bununla sınırlı değildir. Moda adı altında bizlere giydirilen, güzel gösterilen giysi türleri, belirli mesajlar ve anlamlar taşımaktadır. Ve bunları bilmeyen toplumun bilinçsiz bir kesimi, bu giyeceklerin mesajlarını anlamayarak giymektedir. Aile büyüklerimizin eski fotoğraflarına bakıldığında apaçık görülmektedir ki o dönemlerde herkes giyimine özen göstermekte, şık giyinmektedir. Ancak bu durumu günümüzde görmek mümkün değildir.

Yukarıdaki, iki basit gibi görünen örnekten de anlaşıldığı gibi günümüzde bireylerin gözünde Atatürk’ün devrimleri ve ilkeleri taşıdığı anlam ve önemini yitirmeye başlamıştır. Bunda belki de en büyük suç ezberci eğitim sistemindedir. Her şey belirli kalıplarla genç beyinlere aktarılırken bunların sorgulanması öğretilmemekte dolayısıyla gençler kendilerine öğretilen bilgileri yorumlarını katamadan olduğu gibi ezberleyerek yetişmektedir. Bu da Atatürk ilke ve devrimlerinin bilincine varmanın önemini arttırmaktadır.

Bu bilgileri yalnızca ezberlenmesi gereken cümleler olarak gören ve taşıdığı anlamı öğrenemeyen zihniyetler yüzünden günümüzde tehlikeye giren devrimler, biz, bilinçli gençler için daha da fazla önem kazanmıştır. İlkelerin ve devrimlerin yanlış anlaşılmasından doğan hatalar daha büyük sorunların ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Örneğin, Hasan Ali Yücel "... Atatürk inkılapları; yobazlığa, akılsızlığa, geriliğe, medeniyet düşmanlığına karşıdır; Müslümanlığa karşı değildir. Türk aydınları bu bakımdan düşünmeli, söylemeli, yazmalıdır." sözüyle Atatürk’ün devrimlerini ve laikliği dinsizlikle bir görenlere en uygun cevabı vermiş ve belki de bu sözü duyanların görüşlerinde ve yaşamlarında büyük sorunların çıkmasını engellemiştir. Özellikle günümüzde bu değerlerin birbiriyle karıştırılmaması çok önemlidir.

Ülkemiz yabancı devletlerin baskısı altında benliğini kaybetmekte ve verdiğimiz şehitlerle savaşın eşiğine gelmektedir. İçinde bulunduğumuz ve giderek daha çok içine düştüğümüz bu durumlardan bizi kurtaracak bir Atatürk daha yetişmesi beklenmemelidir. Atatürk bu ülkeyi biz gençlere emanet etmiştir. Hepimiz bunun bilincinde olmalı, atamızın ilkeleri ve devrimlerinin önemini anlayarak bundan sonraki adımlarımızı belirlemeliyiz. Mustafa Kemal’in değerlerinden birine gelecek küçük bir zararın diğerlerini zincirleme bir şekilde etkileyeceğini ve en sonunda en önemli varlığımızı, cumhuriyetimizi, bağımsızlığımızı kaybetme olasılığımızın var olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Bu topraklar için dökülen kanların değerini daha iyi anlamalı ve vatanımızdaki her davranışımızda bir kez daha düşünerek hareket etmeliyiz.

Her durumda “ Yol göstericimiz, Atatürk’ün ilke ve inkılapları, muhtaç olduğumuz kudret asil kanımızdadır.” . Unutulmamalıdır ki bu ülkede Avrupa’ya özenenler kadar, duygu sömürüleriyle insanların beynini yıkamaya çalışanlar kadar, bilinçli ve cesur Türk gençleri de vardır. Atamızın ilkelerine, devrimlerine ve topraklarımıza her zaman sahip çıktık, çıkacağız."

Bu Atatürkçü Düşünce Derneği'nin Balıkesirde düzenlediği bir komposizyon yarışmasına gönderdiğim yazım. Yorumlarınızı bekliyorum. Sadece bir saatte yazılmış bir yazı olduğundan eksiklikleri bulunabilir. Umarım içimden geçenleri düzgün bir şekilde anlatabilmişimdir. Belli kısımlarda kendimi engellemem ve sansürlemem gerekti. Suç sayılabilecek bir yazı yazmak istemem :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atatürk;Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir)." demiştir.Yazınızdanda anlaşıldığı üzere Atamızı gerçekten anlamışsınız. Ne mutlu ki bu toplumda böylesi gençler var.Başarılar.

Meltem Şahin 
 24.10.2007 18:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 579
Kayıt tarihi
: 07.05.07
 
 

Orta derece elektro gitar çalan, müzik aşığı, müzik dışında resim, fotoğraf gibi hobilerle ilgilenen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster