Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
282
 

Kelepçeli yaşamlar

Kelepçeli yaşamlar
 

Lavinya Öz sayfasından,


Şimdilerde insanlara bakıyorum da eski insanları düşünüyorum.

Bir zamanlar okumadan yazabiliyordu bazıları, çeşitli adlar takarak  efsun, büyü ,sihir, cin çıkarma v.s. Okuma-yazması bile yoktu oysa kendisinin de yazabiliyordu nasıl bir hikmetliyse,  Pek çok insan da  aydınlanma ve sorgulamaya yönelik  her türlü özveriden kaçınırken bu alanda  varını yoğunu gözünü kırpmadan ortaya koyabiliyordu!..

Sevmediği işleri  yapıyordu bazılarımız,  istemediği  kişiler için hem de  sırf büyükleri öyle uygun görüyor diye, bir kaç yıl önce  tanıdığım kuaför bayan ekmeğini kazandığı işinde katettiği zorlu yolu anlattı. İncelmiş  parmakarına hüzünle bakarak  "cezalandırmak istediğinde  oryale sokardı ellerimi! anneme söylediğimde ise; ustandır. iş kolay öğrenilmez diyordu." derken gözlerindeki acıyla karışık gururu izlemiştim.

 şimdi ise  bebeklere bile istemediği bir şeyi yaptıramıyor kimse,

 “Ata erkil toplumduk biz önceleri, şimdi ise evlat erkil toplum olduk” diyordu uzun süre önce televizyonda izlediğim adını anımsayamdığım konuşmacı beyefendi, çevremde gördüklerim bu durumu doğruluyor. Doğruluğunu görüyorum görmeye fakat  dönemimde  yaşananlardan çok mutlu olduğu kazanımları kadar  şikayetleri de olan bir eski genç olarak, şimdiki gençlerin de tüm özgürlük ve söz hakkına sahip oldukları halde mutlu olmadıklarını görüyorum.

Kimi sahip olamadığı bilgiyi satıyor sahte diplomalarla haketmedikleri  koltuklarda endam ediyor,  kimi sahip olduğu asaletin cezasını çekiyor onurlu davrandığı için,  yalandan da yılandan da korktuğundan,  kimi büyük düşleri küçük hayallerle yorumlamaya çalışarak çözüyor hayatındaki düğümleri düşe kalka,   kimileri Allah vergisi yeteneklerini sergileyebilecek alan bulamadığı gibi canından bezdirildi, hayata küstürüldü,  Hz Mevlana’nın  dahi Konya'da  bakırcıların, bakır dövme namelerinden etkilenerek  Semah yaptığı için  hırpalandığını bilmeyen yoktur.  Günümüzde aylarca didinip sahnelen oyunlar birine “kaşın üstünde gözün var.” Dedi diye  izleyici ve salon bulamıyor. Ressamlar,  heykeltraşlar,  yönetmenler,  yazarlar, şairler, karikatüristler  hatta esnaf neyi satıp neyi satmaması gerektiğini, kime  hizmet verip kime vermemesi gerektiğini bilemiyor. Yani  herkes bir şekilde kelepçeli yaşıyor.

Nasıl  bir yol izlemeliyiz ki;  toplum olarak  her yaştan insanı mutlu edebilmenin, ve hayatı herkes için yaşanır kılabilmenin  orta  yolunu bulabilmeliyiz?

hafize aynaci, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Kelepçeli yaşamlar..." ifadesi konuyu özetlemiş.

Kerim Korkut 
 04.11.2015 8:17
Cevap :
Zahmetinize teşekkür ederim Kerim bey, saygılarımla  08.11.2015 20:41
 

Gerçekten ciddi sorunlarla boğuşuyor günümüz insanı ve işin sonunun da nereye varacağı hiç belli değil. Gençlerin büyük olanaklara ve özgürlüklere sahip olmalarına rağmen kendilerini giderek mutsuz olarak görmeleri sanırım çok ciddi bir sorun. Bence insanlarımız giderek gerçeklik ile bağlantısını kaybediyor. Diğer bir ifadeyle de sanallaşıyor. Allah sonumuzu hayırlı etsin diyeceğim. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 19.09.2013 8:36
Cevap :
Çok haklısınız sanal alemin esiri oluyoruz gitgide, teşekkür ediyorum değerli katkınıza selamlar  20.09.2013 23:52
 

Aslında yol belli: Doğruyu yaparak. Ben de hep bunu anlatmaya çabalıyorum zaten her yazımda, hatta daha da yoğun olarak yorumlarımda, cevaplarımda vs.. ama insanlar doğruyu henüz çözememiş oldukları için, böylece de "göreceli" olduğuna kendilerini inandırdıkları için, "doğru nedir, nasıl bir şeydir, neyi-niye ve nasıl yaparsak doğru olur" diye çözmüş olanın, bunu anlatanın ve anlatılanın doğruluğuna da pek ikna olamıyor ve "doğruyu" özümseyememiş oluyorlar. Onun için insanların "doğruyu" mutlaka BİLmeleri, yani "orta yol" filan değil, DOĞRUDA BİRLEŞMELERİ gerekiyor! Dolayısıyla şöyle bir "tercih" de yapmaları gerekiyor: "Toplum" olarak HERKESİN, HER TÜR insanın mı, yoksa "asıl" ve "zaten" doğru insanların mı mutluluğu esastır? Çünkü yanlıştakiler de mutlu olsun dersek, doğruların mutluluğu imkansızdır!! O yüzden, insanlar da ÖNCE buna karar vermek ve HER adımını buna göre atmak, yani düşünce sistemini, dolayısıyla "bilincini" de ÖNCE buna göre disipline etmek zorundadır. Sevgilerimle..

Filiz Alev 
 18.09.2013 2:27
Cevap :
"Doğruda birleşebilmek!" ne güzel olur Filiz hanım, keşke doğru söyleyenlere onuncu köyü aratmasaydık da bu durumlara düşmeseydik. Dileğim herkesin mutlu olabilmesidir ancak dediğiniz gibi mümkün görünmüyor. Teşekkür ediyorum emeğinize sevgilerimle  18.09.2013 22:31
 

Hoşgörü, anlayış, tahammül, kendini diğerinin yerine koyup duygu ve düşüncelerini hissetmeye çalışmak... Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 14.09.2013 11:58
Cevap :
Kendisi gibi düşünmeyene de tahammül ve saygıda kusur etmeden yaşayabilmek, düşünebilmek, hoşgörebilmek nasıl da insana yakışan bir tutum, teşekkür ediyorum saygı selamlarımla  18.09.2013 0:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 227
Toplam yorum
: 2943
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 336
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Evet salgın var. Evet hayat her uyandığımız güne adını bilmediğimiz güçlükler ekliyor. Yine de umut..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster