Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '17

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
132
 

Kelepir tereyağı

Kelepir tereyağı
 

Ben, babam ve komşumuz İbram dayı kavakların dibinde yazdan kalma bir günde, çimenlere oturmuş çay içiyoruz. Bir asker geldi yanımıza. Onbaşıydı. “Selamünaleyküm dayılarım”, dedikten sonra beş kiloluk iki vita margarin tenekesini itina ile yere bırakırken “Afiyet olsun” dedi.
 
- Buyur asker, sana da bir bardak getirelim.
 
- Sağ olun, içmiş kadar oldum. Benim sizden bir ricam olacak. Trabzon’dan, memleketten geldim. İzinden dönüyorum. Komutanıma iki teneke tereyağı getirdim; aksi gibi onun da tayini çıkmış, taşınmış. Halis tereyağıdır, kurtarın beni şu yükten.
 
- Hele bir otur, az dinlen, bakarız.
 
- Oturmayım ağbiler, iznim bitti, akşama teslim olmam lâzım. 
 
- Kaça verirsin?
 
- Ne verirseniz. Yol masrafı çıksa bile yeter. Hele bir tadına kokusuna bakın.
 
Asker cebinden enli bir çakı çıkardı. Çakının ucuyla üst yüzünden bir parça tereyağı kesip uzattı. Tereyağı kayıp yere düşmesin diye de öbür elini çakının altında tutuyordu.
 
Babam, “Sen anlarsın İbram dayı, bak bakalım” dedi.
 
- Güzel! Safi tereyağı bu.
 
- Kaça bırakırsın?
 
- Ne verirsen işte, kurtulayım gitsin.
 
- Elli?
 
- Azdır ama verdim gitti.
 
- Birini de sen al Haspi; komşu payı yapalım.
 
- Alayım valla, margarin parası be!
 
Asker teşekkür edip gitti. Babam tenekeyi bana uzatırken, “Al şu tenekeyi eve götür, annen ağzı kapalı kaplara aktarıp serin bir köşeye koysun”, dedi.
 
Tenekenin ağzını açmak için bıçağın sırtına keserle vurdukça nedense teneke ‘bılık, bılop’ diye sesler çıkartıyordu. “Yağ erimiş galiba” diye düşündüm. Üç yandan kestiğim kapağı kaldırıp bir kaşık daldırdım ki, ‘foşş’ diye dibe geçti kaşık. İki parmak kalınlığında tereyağını dondurmuşlar, altı sırf suydu. Asker maskesiyle dolandırılmıştık… (Özünü bilmediğin biçimi güvenle onurlandırma)
 
 
 
Muharrem Soyek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Allah Allah!! Kimin aklına gelir, şeytanın bile aklına gelmez bence.;)) Şeytana papucunu ters giydirmek bu olsa gerek;)) Selam ve sevgiler..

Selda Çakmak 
 23.04.2017 12:42
Cevap :
Bugün de benzer biçimde dolandırıcılıklar yapılmaktadır. Özellikle internet ve TV üzerinden satın almalarda. Satış reklamında "prof-doktor-uzman" nitelikli meslek sahipleri ve popüler tanınmış simalar güven unsuru olarak kullanılmaktadır. Sadece maske değiştirilmiştir. Glikoz şurubu üstüne bir parça bal peteği koyup, azıcık da bal esansı katıp derde deva doğal bal diye satanlar var. Her derde deva kremler ot doktorları tarafından pazarlanmaktadır. Aslında dilencilik de bir dolandırıcılıktır. Dilenci dua karşılığı merhamet alır ki tüm o dualar geçersizdir; çünkü merhamet satılamaz; satılmışsa karşılığı Allah'tan umulamaz. Herkes kendi Allah'ına sadece kendi kalbinden seslenerek ulaşabilir. Ben dilenciye para vermem; bazan yufka yüreğim aldanır da verirsem, "paramı al duanı geri çek derim". Tabi ki dilenci ne dediğimi anlamaz; fakat ben anlarım ne dediğimi.  23.04.2017 13:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 382
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1419
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster