Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

12 Eylül '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
99
 

Kelimelerin Ebesi

Kelimelerin Ebesi
 

Darmadağınlık... Birbirinden bağımsız, parça-pinçik, Koptum. Kiminleydi benim bağım unuttum. İki kez kist alındı sol gözümden. Kimse hatırlamıyor, kimsenin gözlerine sokulmadı gözümün eksikliği tarafımdan. Yine de göze görünmedi sessizliğim. Kimdi hatırlamıyorum "Bencilsin" dedi biri. Hatırlasam da dile getiremem. Hiç dikkate bile almadım en iyi kendi bilir ne kadar ne olduğunu kişinin kendisi. Ama yine de bazı yaralar mahrem. Yine eksik kaldı yeşilin içindeki pembeler. Tam anlatacaktım "Söz ver bana sus, şimdiye kadar konuştun da ne oldu."dedi Figen, sustum. Susma dönemine girdim diyorum yakınlarıma. Çok içten gülüyorlar.

Ne bağlar bağları en sıkı? En sıkının en dibinde nasıl anlatılır ki gönül kırıklığı? Kimse yokmuş gibi kalabalığın sessizliğinde. Sadece bir göz kırılması. Ne kadar varsan o kadar yoksun aslında. Yokluğunda senden ibaret. Varlığın sandığın yok saymış seni. Ne zaman kalem alsam elime gizlenmiş hüzünlerim dökülür kelimelerime. Nasıl gülerdim bir zamanlar gözlerim bir çizgi hizasında.

Gönül gözünün kistlerini de alır mı usta bir el hiç acıtmadan? Güldükçe gülesi gelirmiş insanın. Vara yoğa gülsem, yeniden güller açar mı artık gözlüksüz okuyamayan gözlerim?  Uzakta bir yerlerde, güneşe bakamadığı için suratsızca bakıyor çocukluğum. Gülüyor içten içe ben biliyorum.

Hey! Kelimelerimin ebesi ayrılık, nasılsın? Sen şimdi beni hüzünlü sanıyorsun ya inan çok yanılıyorsun. Sesini, kokunu duydum, rengini biliyorum. Özlediğim sesi duymak için ellerim telefonda. Aramalarıma eş sevecen konuşmalar. Arada mesafe olsun, aramızda sus-pus olmasın zamanlar. Zaman öyle güzel ki bunun da süresi var. Sen yine de bana nispet uğraşma benimle olur mu? Bir çok şeye pes edeli çok oldu.

Hey felek versene şu çemberi bir iki tur da ben atayım. Bu gün hava ne yakıyor ne bunaltıyor. Üşümüyor da kemiklerim. Eylül de Mayıs gibi yumuşak geçişli. Yağmurlar var İstanbul'da, İstanbul kadar sevdiklerim. Kırlangıçlar inadına mutluluk getiriyor kulaklarıma. Kulaklarım da duyuyor daha ne olsun. Herkesi, her şeyi hatta kendimi bile affetmeyi öğreneli çok oldu onun içindir bu kelimelerin beni ebeleyememesi. Her duygu, her insan ayrı değerler katıyor hayata, hayatın hamuru onun için bu kadar lezzetli.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sorarlarsa cevap veriyorum sadece... Nasılsın? İyiyim. O iyiyimin bohçası içinden neler çıkarır dökerim gözler önüne aslında, belki bir film belki bir kitap yazılır. Ama yoo... İyiyim. Neden konuşmuyorsun diye sorduklarında, susma dönemine girdim diyorum yakınlarıma. Çok içten gülüyorlar :) Saygıyla...

Özkan Sarı 
 13.09.2018 0:33
Cevap :
Bazen sadece susmak düşer payımıza ama o da karakterin elverdiğince:)) Susuyorum bir süreliğine sonra bir bakıyorum susamamışım. Ama susmak da güzelmiş emeklerin boşa harcanmaması için... Sağlıkla kal lütfen  13.09.2018 12:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 313
Toplam yorum
: 1539
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 894
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster