Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün

http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana

17 Ekim '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3581
 

Keloğlan

Keloğlan
 

Bir varmış bir yokmuş derken, sabah olmuş erken...
Horozlar öttü ötecek, komşular güldü gülecek, yine bizim Keloğlan namaza geç yetişecek diye, söylenirmiş Keloğlan'ın garip anacığı..

Anacığının biricik oğulcuğu ve bütün Keloğlan masallarının da dürüstlük timsali prensiymiş o... Hak yemez hak yedirmez ama hak arama gönüllüsüymüş ve masal seven herkesinde sevgilisiymiş... O Anadolu insanımızı temsil eden, bir masal kahramanıymış.

Düşlerin tatlı mı tatlı, şirin mi şirin, aynı zamanda da masum delikanlısıymış.. Ödüller onun için leblebi çekirdekmiş.. O erdem sahibi, sağduyulu ve haksızların yanında yer alan ve aynı zamanda da çok romantik, keskin yürekli, pratik zekalı güleç yüzlü bir oğlanmış..

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde adıda kel, kendide kel bir ''keloğlan'' varmış diye, başlarmış onun bütün masalları... Onu tanıyan dinleyen herkes çok severmiş..

İhtiyar bir annesi ve de yoksul bir hanesi varmış. Anası oğlunu severken " Keloğlum, keleş oğlum, inşallah saraya yerleş oğlum" diye severmiş.

Günlerden bir gün Keloğlan'ın canı balık tutmak istemiş.. Belki balık yakalarım. Anacığımla pişirir, birlikte yeriz. Aç karnımızı doyururuz demiş... Irmak kenarına gelince oltasını atıvermiş suya.. Az bir zaman sonra, büyücek bir balık tutmuş. Pulları gümüş gibi parlıyormuş, gözleri cam gibi oynuyormuş, çok güzel bir balıkmış... Keloğlan balığı temizlemek istemiş. Bir baksa, balığın içinde kocaman bir tas.. Keloğlan şaşırmış evirmiş çevirmiş ve çok sevinmiş.. Anama götüreyim de oda sevinsin demiş.. Tasla balığı yıkamak istemiş. Birden gözlerine inanamamış. Tastan boşalan sular altın olup akıyormuş. Keloğlan şaşırmış şaşkınlıktan gözlerine inanamamış şaşılıktan, bir kaç kere yine denemiş ama her seferinde aynı şey oluyormuş.. Tastan su yerine altın akıyormuş. Hemen eve gideyim de anama haber edeyim bu tas sihirli bir tas galiba demiş... Bir koşu eve gitmiş.. Evde ne var ne yok taslar dolusu küplere hep su boşaltmış, altın doldurmuş.... Sonra da bunların hepsini saklamış gizlice kendi bildiği bir yere..

Öyle bir zaman olmuş ki Keloğlan'ın ülkesinin padişahı bile ondan fakir kalmış.. Ehh artık çok zengin olduğuna göre oda saraylara layık bir saray yaptırmış.. Sayısız hizmetçiler uşaklar aşçılar tutmuş, anasının da onun da işi pek bir kıyakmış... Yiyip içip yan gelip yatıyormuş anacığıyla kendi gönüllerince...

Eee insan zengin olunca hele de sonradan görme zengin oluncaa, işte o zaman buldum delisi olurmuş..
Şımarmak ama ne şımarmak, resmen azmış artık bizim Keloğlan.. Aklı fikri zikri hepsi tasıymış.. Anasını dahi dinlemiyormuş.. Ne istersem yaparım ederimcik yani sonradan buldumcuk olmuş bizim sonradan görme Keloğlan.. O böyle burnu bir karış havada değil, bin karış havalarda geze dursun, onu tanıyanlar da eskisi gibi sevmez olmuş.. Bütün milllet arkasından söyleniyormuş hırs bunun gözlerini kör etti kimseyi görmez oldu artık çok değişti diyorlarmış..

Bizim tastan başka bir şey düşünmeyen akılsız Keloğlanın bir gün elinden tası dereye düşüvermiş... Keloğlan telaşlanmış telaşlanmasına ve düşünmeden hemen arkasından suya atlamış... Atlamış atlamasına ama tasın peşinden de boşuna yuvarlanmış çünkü yüzme bilmiyormuş.. Az kalsın derede boğulayazmış... Allah'tan gayret gelmiş de kendini kıyıya zor atmış... İki gözü iki çeşme ağlaya zırlaya doğru anacığının yanına varmış..

Anacığı da:
Keloğlum keleşoğlum gel bize yerleş oğlum artık üzülmenin hiç faydası yok a benim eşek oğlum demiş..
''Hay'dan gelen Hu'ya gider.'' Sen zaten o tası hiç hak etmemiştin... Hak edilen şey, alın teriyle, elinin emeğiyle kazanılır demiş.. Sen zengin olacak kadar mütavazi değilmişsin ki o yüzden bu varlığı da hazmedemedin demiş... Bana sorarsan haline şükret ve bir an önce başkalarından kendini üstün ve başarılı görme huyundan vazgeç demiş...
Çaresi yok ki Keloğlan'ın, anacığına hak vermiş ve sözünü dinlemiş.. Değil sihirli tası hatırlamak, rüyasında dahi görmek istememiş...

Ben şimdi bu masalı neden anlattım ki demek ki ninemi çok özledim.. :(

Masal Anonim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1989
Toplam yorum
: 5393
Toplam mesaj
: 722
Ort. okunma sayısı
: 4937
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Gazeteci - Yazar (NLP Uzmanı - İlişki ve Yaşam Koçu) Yaşarken dünyayı dolaşmayı, topraktan güneşe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster