Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
543
 

Kemalizm

Kemalizm
 

http://www.deviantart.com/print/454909/


İdeolojiler, toplumsal gereksinmeleri karşılayan ve o gereksinmeleri duyumsayan kesimlerce benimsenmiş, kendi içlerinde tutarlı inanç sistemleridir.

Kemalizm, akla ve insancıl değerlere dayalı çağdaş bir toplum emeline karşılık gelen, geri kalmışlıktan kurtaran bir ideolojidir.

Kemalist ideolojinin iki amacı vardır bağımsızlık ve ilericilik. Lakin ne geçmişin bekçiliği ne de kalıplaşmış bir inanç sistemidir. Değişen koşullar içinde, sürekli ve akılcı bir yenilenmeyi ve o yenilenmenin ilkelerini içerir. Bu bağlamda, Kemalizm sürekli devrimci özüne sahip bir ideolojidir. Liberalizm ve sosyalizmden faydalanarak Türkiye koşullarına göre oluşturulan Kemalizmin doğmalaştırılmasıda bu şekilde önlenmiştir. M.Kemal, kalıplaşmış bir ideolojinin hızlı bir değişim ile bağdaşmayacağını vurgulamış ve sürekli devrimcilik anlayışının öncülüğünü yapmıştır.

Bazılarının ileri sürdüğünün aksine Kemalizm bir ideolojidir ama öğretisi(doktrini) yoktur bu yüzden dogmatikleşmesi de mümkün değildir. Dogmalaşmadan bahsederken Kemalizm’den söz edemeyiz.

Bu bağlamda, kavramsal içerik bakımından Atatürkçülük mü yoksa Kemalizm demek mi daha doğru olur diye sürekli bir tartışma ortamı yaratılmaktadır. Bunu anlayabilmek adına iki sözcüğün de ne anlam barındırdığını doğru bir şekilde analiz etmek gerekir.

Kemalizm; akla ve insancıl değerlere dayalı, çağdaş bir toplum özlemine yanıt veren, geri kalmışlıktan kurtulma amacını yansıtan bir ideolojidir. Oysa Atatürkçülük dendiğinde böyle ideolojik bir kavramdan çok kişiye yönelik hayranlık çağrışımı öne çıkar. Adeta bir putlaştırma eğilimi yansır. Hele Atatürkçülük adına, Atatürk’ün arkasına saklanılarak yapılanlar düşünülünce yıpratılmış olan bu sözcükten kaçınmak gerekmektedir.

Atatürkçülük, Atatürk’ün sağlığında o günün gereği olarak yaptıklarının bekçiliği gibi algılanmaktadır lakin bu durum sürekli devrimcilik özüne aykırılık teşkil etmektedir.

Kemalizm, laiklik, devletçilik, halkçılık, devrimcilik, cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkelerinin çerçevesine oluşturulmuş bir ideolojidir.

Kemalist devletçilik, toplumsal zorunluluğun ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Ne sömürgesi ne petrol gibi hızlı bir gelir getiren yapıya sahip olmayan ama bunun dışında bolca insan kaynağına sahip Türkiye Cumhuriyeti devletinde, temel sanayi, alt yapı devlet tarafından kuruldu. Batıda kanla elde edilen tüm haklar kitlelere ciddi bir sistem olmadan verildi.

Anadolu ajansı anonim ortaklık olarak kuruldu. Ana para devlet tarafından konulmuştu ama payların yarısı çalışanlara verilmişti. Telgraf, telefon anonim şirketi kuruldu payları özel kişilerindi. İş bankası bir özel girişim örneği olarak kurulduğunda M.Kemal Atatürk de paydaşları arasında yer aldı. Türk Dil Tarih Kurumu kuruldu ve gelecek iktidarlardan bağımsız kılmak içinde kendi mirasçısı olarak belirlendi.

Bütün bunlar katılımcı demokrasinin, özerk kurumların moda olduğu dönemlerde değil, dünyada her şeyin devlet içinde olduğu, aile dahil tüm kurumların devlet denetiminde olduğu faşizmin ve komünizmin yükselmesi döneminde yapılmıştır.

Osmanlı geleneğindeki seçkin- halk ikileminin tersine Kemalizm, seçkinciliğe karşıdır. Halk, ayrıcalıklara sahip bulunmayan toplum kesimlerinin toplamı olarak tanıtlandırılmıştır. Yasalar önünde herkes eşit haklara sahiptir. Kemalist halkçılık ayrıcalıksız ve sınıf çatışmalarının olmadığı bir toplum öngörmüştür. Hükümetler halk hükümetidir ve her türlü sömürüye karşı olmakta Kemalizmin bir dünya görüşüdür.

Demokrasilerin toplumlarda gelişebilmesi için toplumda gerçek bir fikir özgürlüğü olması gerekir. Bu da ancak laiklik ilkesi ile sağlanabilir. Laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğünden bahsedemeyiz. Laikliği sadece din ve devlet işlerinin ayrı yürütülmesi olarak tanımlamak yetersizdir Laiklik, inanç ya da inançsızlık özgürlüğünü koruma altına alan bir ilkedir. Herhangi bir inanç sisteminin, siyasallaşmasına ve başka dinden olanlara ya da inanç sahibi olmayanlara karşı baskı yöntemi gerçekleştirmesini önleyen bir ilkedir. Lakin, eski düzenle çıkarları bütünleşmiş bazı din adamları etkinliklerinin azalması nedeniyle bu ilkeye tamamen karşı çıkmışlar ve her zaman haksız yakıştırmalarla laiklik ilkesini delmeye, laikliği bir din düşmanı gibi göstermeye çalışmışlardır.

Kemalist ideolojide Cumhuriyetçilik ilkesi demokrasi ile bütünleşmiştir. Cumhuriyet rejimi demek demokrasi ile yönetilmek demektir. Cumhuriyetçilik, aynı zamanda siyasal iktidarın dinsel kökenli olmaktan çıkması, laikleşmesi, siyasal rejimin çağdaşlaşması demektir. Kemalist cumhuriyetçilik anlayışı, ulusçu, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcudur. Cumhuriyet ulusun egemenliğine dayalı bir rejim biçimi olarak öngörülmüştür.

Dünyada emperyalist sömürge savaşları sonucu , gelişen dünyaya ayak uyduramamış, endüstri devrimin kaçırmış bir din- tarım devleti olan Osmanlı imparatorluğu da işgal edilmişti. M.Kemalin önderliğinde ve halkın olağanüstü çabası sonucunda bağımsızlık savaşı kazanılmış ve yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihteki yerini almıştı. Lakin bağımsızlığı kazanmak yeterli değildi önemli olan bu bağımsızlığı sürdürebilmek bütünlüğü korumak ve tüm dünyaya bunu kanıtlamak gerekiyordu.

Kemalizm ideolojisi parçalanmaya, yok olmaya karşı koyabilecek, M.Kemal Atatürk’ün tabiri ile muasır medeniyetler seviyesine çıkabilmeyi sağlamak için o zamanın koşullarına göre uygulanabilecek en ilerici, en demokratik en doğru ideolojidir.

Tarihsel olaylar ve olgular , dönemlerinin koşulları içinde değerlendirildiği zaman anlam taşırlar. Belirli bir zamanda belirli bir toplumun yönetim biçimide ancak iki açıdan değerlendirilebilir. Ya aynı toplumun daha önce ki yönetim biçimi ya da benzer koşullara sahip başka toplumların yönetim biçimleriyle karşılaştırılarak.

Bugün tek parti yönetimine göre daha demokratız, ama Atatürk döneminde Avrupa ortalamasına göre daha ileri idik. Ve bugün ise mutlak olarak ilerledik ama Avrupaya göre geriledik. 1945 lerden sonra iktidara gelenler, çoğunlukla Atatürk’e saygılı, ama Kemalizme kısmen karşı olanlardı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güneşle birlikte başladı muhteşem buluşmaların kavimler göçü. Zafer kıtaları gibi bölük bölük, yumak yumak, dalga dalga aktılar Türkiye’nin kalbine doğru. Onları ellerinde ayyıldızlı bayraklar, omuzlarında Anafartalar kahramanı ve kalplerinde Cumhuriyet mührü, ayağa kalkmış bir ulus bekliyordu.

Kerim Korkut 
 20.01.2015 16:54
 

Soruyorlardı kimi cahiller ”Nerelisiniz? Amasyalı, Uşaklı, Vanlı mısınız?” Dumlupınar’ı gösteriyordu en öndeki. Conk Bayırı’nı, Kocatepe’yi, Sakarya’yı, İnönü’yü. ”Biz oralardan geldik.” Biz de yürüdük, bilirim, Kalahari Çölü’nün kumları gibi yakar bu günlerde Tandoğan Meydanı’nın kaldırımları. Eski zaman çarıkları gibi incecik çıplak ayaklarda, burma burma örgülü beyaz yazlıkların içinde yanar kavrulur ayacıkları. Sanki Cahit Külebi’nin şiirinde Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı taşıyan Elif’e özenmişler. Alınları terli, gözleri mahmur. Sanki Mustafa Kemal’in kağnısını kara geceden geceden onlar yeldirmişler.

Kerim Korkut 
 20.01.2015 16:54
 

Kalabalık sayıyla olmaz. Coşku yoksa inanç yoksa dünya bir araya gelse mahşer kurulmaz. Gözlerimiz aptal olmuş, bakışlarımız şaşkın. Bir görüyoruz on, on görüyoruz yüz oluyor, bin oluyorlar. Sanki bir devrin ölümsüz şehitleri de tarihin sayfalarından fışkırıp Tandoğan’a doluyorlar. Şair yazamaz. Ressam çizemez. Bu okyanus dalgaları gibi yalpalayan mahşeri kalabalık, kırmızı beyaz bayrak denizi Anıtkabir’e, Dolmabahçe’ye, Samsun’a ışıklar yolluyor şimşek hızında. Bu ışıklar anlayan için dostların kalbinde umut, düşmanların yüreğine ok gibi saplanacak “Cumhuriyet kararlılık mesajları” dır. ”Biz her zaman buradayız. Gerektiğinde Ulubatlı Hasan, Tek Kollu Bayram, gerektiğinde Nene Hatun, Kara Fatma’yız”

Kerim Korkut 
 20.01.2015 16:53
 

İşte şurada bayrak sallayan Kadıköylü emekli öğretmen Fatma Aliye hanımın annesi, Halide Edip’in Sultanahmet mitingine katılmış. Yüz binlerle birlikte Kara çarşafıyla yumruğunu İzmir’e doğru kaldırıp ”Ya istiklal ya ölüm” diye haykırmış. Burada entel yok. Zengin, sosyete, Tarabya, Etiler, Kordon, Bornova, Kadifekale yok. İşte şu uzun saçlı küpeli genç diskodan gelmiş icabında nolacak? Sen biliyor musun bu karagözlerdeki acılı bakışların hikâyesini? Söyleyim de hafife aldığın için utan. Bu genç, namusunu, şerefini korumak için Yunan çizmeleri altında ölmeyi seçen (toprağı cennet olsun) Mehpare hanımın torunu. Şimdi Gündoğdu Meydanı’ndan Ege’nin mavi sularına bakarken yüzünü bile görmediği, albümdeki eski yırtık siyah beyaz resminden bildiği rahmetli babaannesinin ruhuyla buluşuyor.

Kerim Korkut 
 20.01.2015 16:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 6466
Kayıt tarihi
: 05.04.07
 
 

Okumayı seviyorum. Okudukça geliştiğimi, geliştikçe de kendimi ifade etmek istediğimi farkettim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster