Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2085
 

Kemik tarak ustası dedem

Kemik tarak ustası dedem
 

Toprak sıvalı duvarda, kel başının terledikçe bıraktığı kirlilik vardı. Bembeyaz duvarda ki bu leke, O'nun başının gölgesi gibi sabit durudu her zaman. Ne sağa kayardı bir santim, ne sola, ne aşağı, ne yukarı...
Tahta divanın üzerinde ki yorgan toplanmazdı gün boyu. Kimseler ellemez, oturmaz, yastığı dahi yerinden kıpırdatmazdı.
Hemen karşısındaydı emektar radyo. İllaki ajanslar için açar, başının gölgesine kelini yerleştirir, bir ayağını dizden dikip, diğerini onun üzerine atardı. Ellerini bağlamış vaziyette, gözleri yumuk..
Çıt çıkmasına müsade etmezdi ve radyodan gelen ''şimdi ajanslar'' anonsuyla sesimizi keserdik.
Kısa bir molaydı sadece bu. Hemen akabinde kalkar, koca kapının yanında ki dükkan adı verdiği atölyesine girerdi. Biz ise O'nun kapıdan çıkmasıyla kudurmaya devam ederdik.

<ımg height="400" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_Yq4CR9Ce9p0/S_rpxmkZ7NI/AAAAAAAAASE/bQS9Hn40Zb8/s400/13470091%5B1%5D.jpg" width="300" border="0" gu="true">


Dükkanın ilk girişinde solda körüklü, topraktan bir ocak vardı. Körüğünden sarsınca ocağın içindeki köz alevlenir, dükkanın içini yanık kemik kokusu sarardı.
Sonrasında maşayla ateşten alınan kemik, bakır yayvan bir kabın içine atılır ''cosss!'' diye ses çıkarırdı.
Bir köşede irili ufaklı yüzlerce manda boynuzu dururdu. O'na göre hepsi mükemmel kemiklerdi ama, tarak yapmak için hep en iyisini seçerdi aralarından...
Ta ki son boynuz tükenene kadar.
Ortada hayalimde ki resmi silinmiş olana bir iki makina durudu. Bunlar birbirine uzun kayışlar ve döner dişlilerle bağlıydı. Sanırım bu aletler boynuzlara tarak şeklini vermek içindi.
Seçilen boynuzun ilk önce içinin temizlenmesi lazım gelirdi/ ki bu pek bi pis işti bize göre. Körüklü ocakta kızdırılmış kalınca bir demir parçası, boynuzların içini kızgın diliyle yalar, etrafada ceset kokusunu aratmayan bir koku salardı. Bu işi O hep koca kapının dışında yapardı.
PLastik yoğurt, deterjan (çiti), yağ kapları, plastik ne varsa artık ama illaki renkli olacak, bunlar renkli yerlerinden minik minik pullar gibi özel bir aletle delinirdi. İşte bizim için en zevkli yeri burası idi tarak yapımının. O minik pullardan O'ndan habersiz birazını çalar, yüzümüze yapıştırırdık.
Sonrasında oraya buraya dökülmüş pulları görünce, foyamız ortaya çıkardı.
Boynuzları sayma işini köyün delisi (belkide en akıllısı) yapardı. Saçları kırlaşmış, yalnız O'nunla muhabbet eden, çelimsiz bir adamdı. Herkesin yüz çevirdiği bu deli, kendi evi gibi sık sık koca kapıdan destursuz dalardı içeri.

<ımg alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_Yq4CR9Ce9p0/S_rqJRWBOCI/AAAAAAAAASM/AO_iaSpYt8A/s320/ESKI-KEMIK-TARAK-BOYNOZ__9756532_1%5B1%5D.jpg" border="0" gu="true">


Boynuzlar şekillenip, dişeri ortaya çıktığında, dişler tek tek törpülenirdi. Kalından inceye doğru...
Aralarında ki milimetrik hesap hiç şaşmazdı, dişler her zaman nizami olurdu.
En sonunda ortasına plastik pulların çiçek şeklinde yapıştırılması aşaması vardı. Çok şaşalı olmazdı bu çiçekler. Sadece bir kırmızı noktacık etrafında dört, beş tane pul dizilirdi.
Her biri el emeği, göz nuru olan bu taraklar cilalanıp, kuruması için gerilmiş tellere özenle asılırdı.
Bazı günler sipariş öyle yoğun olurdu ki babam, okul çıkışlarında dükkana gelir O'na yardım ederdi. Üzerinde ki takım elbisenin yerini iş kıyafeti alır, özenle taradığı saçları kemik tozuna bulanırdı.
Dedem; dedem yitip gitmiş, unutulmuş bu zanaatın bizim köydeki son ustasıydı.
Benim dedem, bir KEMİK TARAK USTASIYDI.

(Resimdeki usta dedem değildir)

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

susuz kalmış bir insanın bir yudum suda bulduğu inanılmaz lezzetle bir yudumda okudum anınızı. sağlıkla kalınız

ankanın günlüğü 
 08.07.2010 8:25
 

Hemen tanırım o kemik tarakları. Bir dönemin seçeneksiz aletleriydi onlar çünkü. Hele günün koşullarında, ilaçsızlık bir yana, sadece bu ince taraflı kemik taraklar çözerdi, bitlenmiş saçların sorununu. O sözünü ettiğiniz körük de benim çok iyi tanıdığım bir alet! Dedem sıcak demirci idi. Çok körük çektim dedeme yardım için. O da sıcak demiri döverdi, dedenizin taraf yapımındaki gibi. Boznuzdan çıkan koku benzeride vardı bizde. Zaman zaman kelle-paça tütsüsü yaptırırlardı komşular. Küçükbaş hayvanların kelle ve ayakları tütsülenirdi. Güzel öykünüz benim de dedemi anmama vesile oldu, teşekkürler. Selam ile... H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 29.05.2010 10:17
Cevap :
Çok teşekkürler değerli yorumunuz için. Eski zanaatlar bir bir yok oluyor ve onların son ustalarıda. Sanırım bizden sonraki nesiller bilmeyecekler ve tanımayacaklar. Saygı ve selamlar  31.05.2010 19:17
 

Güçlü bir anlatım. İster yakınımız ister tanıdıklarımız olsun yaşadıklarımız, duyduklarımız ölçüsünde sanatçılarımızı tanıtmalıyız. Dedeniz nur içinde yatsın. Onlar kültürümüzün isimsiz kahramanlarıdır. Kutluyorum sizi Bahar Hanım.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 28.05.2010 23:59
Cevap :
Hoşgeldiniz bloğuma Ömer Faruk Bey ve teşekkürler yorumunuz için. Yokolup gitti bu el sanatları. Bizler ise ancak yazıp yad ediyoruz. Gerçekten isimsiz kahramanlardı onlar. Saygı ve selamlar  31.05.2010 19:18
 

Eskiye dair. Hele rahmetli babaannemin vardı da değerini bilemedik kaybedince ve de sizler böyle yazınca anlıyoruz değerini iş işten de geçmiş oluyor tabii

yekruseha 
 26.05.2010 16:00
Cevap :
Ne yazık ki öyle oluyor. Şimdi ise paha biçilemez değerde kemik taraklar. Annemlerde de kalan üç dört tarak var. Dedemden yadigar özenle saklıyoruz. Teşekkür ederim ziyaretiniz için.  26.05.2010 23:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 567
Kayıt tarihi
: 18.10.09
 
 

Yazmayı sevdiğim kadar, konuşmayı sevseydim...Yazmayı becerebildiğim kadar, konuşabilseydim...Yazdık..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster